• 04 Mayıs 2017, Perşembe 7:49
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLILARIN DENİZCİLİKLERİ VE DONANMALARI(3)

1525’de Fransa Kralı Fransuva Kanûnîden, 1580’de İngiltere Kraliçesi l. Elizabet 3. Murad’tan yardım istemişlerdir. Fransız donanması ve limanları Osmanlıya rehin verilmiş, Barbaros bir kış Fransa sahillerinde kışlamış, Osmanlı leventleri için yeni bir mahalle inşa edilmiştir.(1) Fâtih döneminde Gedik Ahmed Paşa Otranto’ya (İtalya’da çizmeye) çıkarma yapmış, Papa bile Roma’yı terk edip Fransa içlerine kaçmıştır, sahiller Osmanlı korkusuyla boşaltılmış, İtalya ve Fransa sahillerinde birçok kale bu korku ile inşa edilmiştir.(2)

Gerçekten o dönemde Osmanlı her yönüyle Avrupa’nın fevkinde (üstünde) ve Avrupa Osmanlıya muhtaç. Lady Montagu o dönemde Osmanlı gemilerinin Avrupa gemilerinden üstün olduğunu mektuplarında kaydeder.(3) Türk gemi topçularının İngiliz topçularından daha başarılı olduklarını Frederick Howard itiraf eder.”(4) Osmanlı o yıllarda bir kışta bir donanma imal ve inşa edip denize salacak güçtedir.(5)

Ayrıcı 8 yıl içinde 936 Avrupa gemisinin Türk denizciler tarafından Akdeniz’de yakalanıp kendi hizmetlerine alındığını da yine târihler kaydeder.(6) Osmanlı bu dönemde Akdeniz’de hükümran, Karadeniz’de ve Hazar denizinde tek başına iktidar,(7) Kızıldeniz’den bizden başka kimse geçemiyor, Açe Sultanlığına yani Endonezya’ya ve Hindistan Racalarına Osmanlı gemileri yardım götürüyor ve denizcilerimiz Avrupalı korsanlar karşısında oraların savunmasında görev alıyor, bazı Osmanlı denizcileri de Baltık denizinde dolaşıyor, İzlanda kıyılarını vuruyordu.(8) Ne azamet ya Rabbi!.. 

Ma’lum düşüş zirveden yani maksimumdan sonra başlar. Osmanlı Kanûnîn son yıllarında zirveye ulaşmış ve düşüş başlamıştır.(9) 1571 yılında Osmanlı donanması Yunanistan’ın Korint Körfezinde İnebahtı limanında kışlarken gâfil avlanmış ve Avrupa müttefik donanmasının baskını neticesi imha edilmiştir. Yalnız Uluç Ali Paşa kendi gemilerini kurnaz bir manevra ile kurtarıp İstanbul’a gelebilmiştir. Bunun üzerine bu paşaya Kılıç Ali Paşa lâkabı verilmiş ve donanmanın başına getirilmiştir.

Sadrâzam Sokullu Mehmed Paşa “bahara yeni bir donanma hazır edilecek” emrine verince paşa “bu mümkün olur mu?” diye biraz ümitsiz konuşmuş, bunu üzerine Sokullu târihe geçen o sözlerini söylemiş ve şöyle demiştir: "Paşa paşa sen paşa olmuşsun ama, hâlâ bu devleti tanımamışsın. Bu millet isterse bu donanmanın  yelkenlerini atlastan, halatlarını ibrişimden, direklerini de gü­müş kaplamadan yapabilir."(10) Gerçekten bir kışta 158 gemi yapılıp denize salınmıştır.(11)

Salınmış ama gerileme de başlamış ve Osmanlı Donanması bir daha o eski ihtişâmına ulaşamamış, gün gün zayıflamış ve Osmanlının son dönemle­rinde nerdeyse bitmiş, tükenmiştir. Her birimde olduğu gibi Donanmada da öyle yozlaşma olmuş ki; 1768-74 târihlerindeki Osmanlı Rus savaşı sırasında Rus donanması Baltık Denizini geçip Cebelitarık Boğazından girip Çeşme önlerinde Osmanlı donanmasını mağlup etmiştir.

Biraz abartma veya Osmanlı düşmanları düzmesi olabilir ama rivâyete göre o dönemde devlet ricali; “Bu Ruslar nereden geldi, gemileri karadan mı yürüttüler?” diye hayret etmişler ve Akdeniz’e giren Cebelitarık Boğazının olduğunu bilmeyecek kadar câhil oldukları söylenmiştir. Erhan Afyoncu bu iftira diyor, kabul etmiyor ve “Piri Reis haritasını çizen bir milleti bu kadar terzil etmek ancak bize yakışır.” diye sitem ediyor.(12) Hâin Ahmed Paşa diye bir kaptan Osmanlı Donanmasını kaçı­rıp Mısır Hidivi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’ya verdiği için Osmanlı bir ara da donanmasız kalmıştır.(13)

Osmanlı son zamanlarda öyle acınacak durumlara düşmüş ki, Balkan Sa­vaşı olanca vahametiyle devam ediyor, Birinci Dünya Savaşının tamtamları çalınıyor yani Haçlı alemi topyekun üstümüze geliyor, o yıllarda bile Donan­mayı ıslah edivermesi için bir İngiliz amirale, Jandarma teşkilâtını düzelti­vermesi için de bir Fransız generale teslim etmiştir.(14) Dünya târihinin en büyük amirallerinden biri hattâ birincisi olan Barbaros’un Beşiktaş’daki kabri bakımsızlıktan mezbelelik haline gelmiş, akşamcıların, şarapçıların mekânı olmuş,(15) hattâ kumar kâğıtlarının üstüne Paşamızın resimlerini basmış ve ayyaşların oyuncağı haline getirmişiz.(16)

İnanasımız gelmiyor ama şöyle bir rivâyet de vardır: İkinci Sultan Mahmud’a İngiliz Kraliçesi buharlı bir gemi hediye etmiş, kaptan tayin edilen kişi, “ben kaptanım arabacı değilim” diye buharlı gemiyi küçümseyip istifa et­miştir.(17)

Dipnotlar:

1-Mustafa Armağan, “Geri Gel Ey Osmanlı”, Ufuk Kitap, Ekim 2007, İst. s. 88.

2-Nicolae Jorga, a. g. e. s. 211.

3-Lady Montagu, “Türkiye Mektupları”, Tercüman 1001 Temel Eser. s.164.

4-G.W.Frederick Howard,“Türk Sularında Seyahat (1853)”,Terc.1001 Temel Eser,İst.1978,s.50.

5-Gabor Agoston, “Osmanlıda Strateji ve Askeri Güç”, Timaş Yay. İst. 2012, s. 46.

6-Yılmaz Öztuna, “Büyük Türkiye Târihi”, Ötüken Yay. 1977, c. 13, s. 5, s. 242.

7-İsmail Hâmi Dânişmend,“Târihi Hakikatler”,Tercüman Gazetesi Yay.1979, c. 2, s. 21.

8-Yılmaz Öztuna, “Büyük Türkiye Târihi”, Ötüken Yay. 1977, c. 13, s. 4, s. 488.

9-Önder Kaya, “Avrupa Târihi”, Timaş Yay. İst. 2011, s. 139.

10-Sâmiha Ayverdi, “Türk-Rus Münasebetleri ve Muhârebeleri” Kubbealtı Yay. İst. 2004, s. 121.

11-Peçevi ve Kâtip Çelebiden naklen İ. Hakkı Uzunçarşılı, “Osmanlı Târihi”, T. T. Kurumu Bas. Ankara 1998, c. 3. s. 22.

12-Erhan Afyoncu, “Sorularla Osmanlı-1”, Yeditepe Yay. İst. 2012, s. 24. 

13-N.Kösoğlu,Türk Dünyası Târih ve Medeniyeti Üzerine Düşünceler”,Ötük. Yay.Ank.1997,s.548. 

14-Nevzat Kösoğlu, “Şehit Enver Paşa”, Ötüken Yay. İst. 2008, s. 179.

15-Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması kanunu 1925 yılında çıkınca, pâdişah ve milli kahramanlarımızın türbelerinde görevli kişiler devlete müracaat edip, “biz para, pul, maaş istemeyiz, yeter ki müsâade edin buraların bakımına devam edelim” demişler ama müsâade edilmemiştir.  İskender Pala, “İki Darbe Arasında”, Kapı Yay. İst. 2010, s. 155; Münevver Ayaşlı, “Geniş Ufuklara ve Yabancı İklimlere Doğru”, Timaş Yay. İst. 2003, s.176.

16-Barbaros Hayrettin Paşanın türbesi mezbelelik halindedir Cemal Granda, “Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri”, Derin Târih Dergisi, Haziran 2014, 27. Sayının Hediyesi, s. 186. 

17-Sâmiha Ayverdir, “Boğaziçinde Târih”, Kubbealtı Yay. İst. 2008, s. 46.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık