• 02 Mayıs 2017, Salı 7:32
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLILARIN DENİZCİLİKLERİ VE DONANMALARI(1)

Deniz Seferleri, Deniz Şehitleri:

 “O öyle bir Allah'tır ki gökleri ve yeri yarattı, gökten suyu indirip onunla rızık olarak size türlü türlü meyveler çıkardı. İzni ile denizde yü­züp gitmeleri için gemileri emrinize verdi. Nehirleri de sizin için akıttı. Düzenli seyreden güneşi ve ayı size faydalı kıldı. Geceyi ve gündüzü de istifadenize verdi. Allah'ın nimetlerini sayacak olsanız bitiremezsiniz. Doğrusu insan çok zâlim ve çok nankördür.”(1)

 “İçinden taze et (balık) yemeniz ve takacağınız bir süs çıkarmanız için denizi emrinize veren O'dur. Gemilerin denizde suları yara yara gittiklerini görürsün. Bütün bunlar O'nun lütfunu aramanız ve nimetle­rine şükretmeniz içindir.”(2)  

Deniz, su nehir ve buralardaki menfaatlerle ilgili Kur’an-ı Kerimde daha birçok âyet vardır. Menfaatin olduğu yerde de tabii ki kavga vardır. Bu se­beple denizciliğin târihi insanoğlunun târihi kadar eskidir.

Peygamber Efendimiz de denize dikkat çekmiş, denizciliği teşvik et­miş(3) hattâ deniz şehitlerinin kara şehitlerine nazaran daha faziletli olduğunu beyan etmiştir. Karada yaralanan; darbeyi alır, acıyı çeker ve şehit olur. De­nizde yaralanan hem yarısının acısını, hem de boğulmanın ıstırabını duyar, her halde bundan olsa gerek.

Hala Sultan ve Osmanlı:

Bu âyetler ve hadisler Müslümanlara doping olmuş ve hemen Emevîler döneminde denizciliğe başlamışlar, Kıbrıs’ı almışlar, kısa bir müddet sonra ta Cebelitarık boğazını atlayıp Endülüs’e yerleşmişlerdir.

Bu seferlere, yaşları çok ilerlemiş olmalarına rağmen, tıpkı Ebû Eyyûb el-Ensârî gibi Hz. Peygamberin en yakınları da katılmışlar, Peygamberimizin halası(4) Ümmü Haram, H. 653 yılında 86 yaşında Kıbrıs fethinde şehit olmuş­tur.

Osmanlılar bu muhterem kadının kabri üstüne bir türbe inşa ettirip, kapı­sına şöyle yazdırmışlar: “Onun kapısının toprağı, memleketimizin sofrasının tuzudur”(5)  ve bu türbe açıklarından geçen Müslim gayrimüslim gemilerine top atışları ile  Hâlâ Sultanı selâmlama mecburiyeti getirmişlerdir.(6)

Osmanlı Denizciliği:

Osmanlı denizciliği de Çaka Bey ile başlar. 1090 yılında 17 çektiri, 33 yelkenli ile yani küçük bir donanma ile Ege Denizine açılmış, Midilli Adasını Bizans’tan almıştır.

Deniz gücünün önem ve ehemmiyetini kısa zamanda kavrayan Osmanlı­lar bu hususta öyle bir ivme ve terakki göstermişler ki, dünya târihinde bir ilki gerçekleştirip, gemileri karadan yürütüp dünya literatürüne geçmişlerdir.

“Osmanlı Deniz Gücü” isimli eseri yazan Palmira Brummett; “Osmanlı­nın bir deniz imparatorluğu olduğunu ve çok kısa bir zaman diliminde büyük bir deniz filosunu inşa edebilecek kabiliyette olduklarını, meşhur Rodos Şö­valyelerinin yalnız ve yalnız Osmanlı denizcilerinden korktuklarını(7)” yazar.

Gerçekten 15. ve 18. Yüzyıllar arası Osmanlı Donanması dünyanın bütün donanmalarından, sâdece Cezayir’deki Barbaros Donanması da Avrupa do­nanmasından üstündür.(8) İzlanda ve Britanya kıyılarına kadar varmışlardır.(9) 2004 yılında İngiltere Kraliyet arşivinden çıkan bir belge bütün dünyayı şok etmiştir:

1588 yılında İspanya Kralı 2. Filip, İngiltere’yi işgal etmek üzere “yenilmez armada” ismiyle meşhur büyük donanması ile denize açılmaya karar verir. İngiltere İstanbul’daki elçisi kanalıyla Osmanlıdan yardım ister. Osmanlı donanması yardım maksadıyla İspanya ve İtalya sahillerini vurmaya başlar. Bunun üzerine İspanya kralı deniz gücünü ikiye bölüp bir bölümünü Akdeniz’de Osmanlı donanmasının karşısında bırakır. Gücü yarıya inen İspanyol Donanmasını da, eski bir korsan olan ve o anda İngiliz donanmasının başına getirilen amiral Drake Gravelines Deniz Savaşında yener. Böylece Osmanlı sayesinde İngiltere İspanyolların işgalinden kurtulur. Kraliyet Hollaway koleji öğretim üyesi Jerry Broton İngilizlerin ancak bu sayede İspanyolları yenebildiğini öne sürdü. Gazeteler bunu “416 yıl sonra gelen teşekkür” başlığıyla verdi.(10) 

Dipnotlar:

1-İbrâhim Sûresi, 32-34.

2-Nahl Sûresi, 14.

3-Sahih-i Müslim Hadis No: [Arapça]: 3535.

4-Ümmü Haram, aslında Peygamber Efendimizin teyzesidir. Arapçada teyze,  hâlâ olarak ifâde edildiği için böyle meşhur olmuştur. 

5-Beynun Akyavaş, “Seni Seven Neylesün”, TDV Yay. Ank. 2012, s. 129.

6-Yüksel Subaşı, “Ve Akıllı Türkler Vardı”, Konya Taksim Ofset, 2007, s. 8. 

7-Palmira Brummett, “Osmanlı Deniz Gücü”, Timaş Yay. İst. 2009, s. 142, 148.

8-Yılmaz Öztuna, “Büyük Türkiye Târihi”, Ötüken Yay. 1977, c. 5, 245.

9-Yılmaz Öztuna, “Büyük Türkiye Târihi”, Ötüken Yay. 1977, c. 4, s. 488.

10-Milliyet Gazetesi, 02. 06. 2004.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık