• 12 Eylül 2018, Çarşamba 8:30
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Osmanlılar ve Pâdişahların Bazı Özellikleri (2)

Oruç Beğ Târihinde Osmanlılar şöyle tarif edilir: “Osmanlılar gazilerdir ve galiplerdir, fisebilillah Hak yoluna durmuşlardır, gaza malını cem edüp Hakka harc Edicilerdir ve Haktan yana gidicilerdir. Din yoluna gayretlüdürler, dünyaya mağrur değüllerdir. Şeriat yolunu gözeticidürler. Ehl-i şirkten intikam alıcılardır.”(1) 

Kitabımızın muhtevasında Osmanlı ve onun sultanlarının özelliklerinden, hususiyetlerinden bahisler vardır ama burada biraz daha derli-toplu bilgi ve­relim istedik:

Osmanlı pâdişahlarının sayısı 36’dır. İlk 8’i halîfe değildir. 28’i hem halîfe hem pâdişahtır. Son Halîfe Abdülmecid Efendi ise halîfedir ama pâdişah değildir. Osman Gaziden 1. Ahmed’e kadar ilk 14 pâdişah döneminde o dö­nemlerde Avrupa’da olduğu gibi “Evladiyye” usulü babadan oğullardan birine geçmiş, daha sonraki dönemlerde “Ekberiyyet” yani pâdişah ölünce hânedanın en yaşlı erkek üyeleri pâdişah olmuşlardır. Sultan 2. Murad’dan i’tibâren hemen hemen bütün Osmanlı pâdişahları şâirdir, çoklarının divanları vardır.

36 Osmanlı pâdişahından 6’sı Bursa’da, 29 u İstanbul’da medfundur. Son pâdişah Vahdeddin Şam’da, son halîfe olan ama pâdişah olmayan Abdülmecid Efendi de Medîne’de medfundur. En çok yaşayan pâdişah Orhan Gâzi 78 yaşında, en genç ölen de 17 yaşında dünyadan ayrılmıştır. En yaşlı tahta çıkan 65 yaşında Sultan 5. Mehmed Reşad, en genç tahta çıkan da 7 yaşında 4. Mehmed’dir. 16 pâdişah tahttan indirilmiş (hal edilmiş) tir. En uzun saltanat süren 45 sene, 11 ay, 7 günle Kanûnîdir. En kısa tahtta kalan 93 günle 5. Murad’dır. Osman Gaziden Kanûnîye kadar ilk 10 pâdişah ordusu­nun başında seferlere iştirak etmiş, savaşlara katılmış, Kanûnîden sonra bu düzen bozulmuştur. Osmanlı en geniş toprağa (23,5 milyon kilometre kare) 4. Mehmed döneminde kavuşmuş, aynı pâdişah döneminde de düşüş başlamış­tır.(2) 

Fâtih, Yavuz, İkinci Beyazid, Kanunu Birinci Ahmed gibi en ünlü pâdişahlar kendi arzu ettikleri veya vasiyet ettikleri yerlere değil de kendilerinden sonra gelen kişilerin istedikleri yere gömülmüşlerdir. Sultan Reşad çok dindar olduğu için Eyüp haziresinde bir yere kendisi için bir türbe yaptırma töreninde oğlu Ziyaeddin Efendi ağlamaya başlıyor Pâdişah “Hiç üzülme evladım ben hiç olmazsa şurada yatacağımı biliyorum. Benden sonra gelenler bakalım bu topraklarda yer bulabilecekler mi?” demek sûretiyle keramet ızhar etmiş, nitekim kendinden sonra pâdişah olan Vahdeddin sürgünde vefat etmiş, borçlu öldüğü için Saint Rome esnafı tabutuna haciz koydurmuş, Cumhuriyet rejimi ölüsünü bile kabul etmediği için Müslüman devletlerden toplanan para ile tabutu hacizden kurtarılmış, bin bir meşakkatle Şam’a götürülüp Yavuz Sultan Selim’in yaptırmış olduğu Selimiye Câmiinin bahçesine defnedilmiş­tir.(3)

İlk dönem Osmanlı pâdişahları hazineden maaş almazlar,(4) geçimleri İslâm şeriatı gereği savaşlardan paylarına düşen ganimet mallarından ve bun­ların çalıştırılması sayesinde elde edilen gelirden olurmuş. Ayrıca her pâdişahın bir sanatı olur, yaptıkları eserleri bazen hediye ederler, bazen de sattırırlar, bundan da bir gelir elde ederlermiş.(5) Fakat son dönemlerde bu âdet bozul­muş ve hazineden maaş alır olmuşlardır. Bazı pâdişahların mesleklerini târih kitapları şöyle kaydeder:

Fâtih: Bahçıvan

Kanûnî: Kunduracı

2. Selim: Kuyumcu ve hilâlci

3. Murad: Okçu

4. Murad: Yaycı

3. Ahmed: Hattat

1. Mahmud: Kuyumcu ve hilâlci

3. Osman: Marangoz

3. Selim: Kumaş boyacısı

2. Abdülhamid: Marangoz(6)  

Osmanlı pâdişahları “la yüs’el” değil, yani despot değil yetkileri sınırlı­dır.(7) Türk kumaşı giyerler ve çok milliyetçidirler.(8) İçlerinden hiç hâin ve korkak çıkmamıştır.(9) 1447-1770 arası Osmanlı sultanları dünyanın en güçlü idârecisidirler.(10) Üç asır dünyanın tek hakimi ve süper devleti olarak kalmış­lardır.(11)

Geraud Poumaredez’e göre; “1570’lerde bile Osmanlının hem askerî, hem ahlâkî yönden Batıdan çok üstün olduğunu batılı elçiler ve yazarlarda kabul edip itiraf etmekte, dünya imparatorluğunun bir adayı varsa o da Os­manlı sultanıdır kanaatine varmakta” idiler.(12)

Dipnotlar:

1- Mustafa Armağan, “Osmanlı’nın Mahrem Târihi”, Timaş Yay. İst. 2011, s. 1.

2- İsmail Hâmi Dânişmend,“Târihi Hakikatler”,Tercüman Gazetesi Yay.1979, c.1, s. 21.

3- Dursun Gürlek, “Kültür Dünyamızdan Manzaralar”, Kubbealtı Yay. İst. 2010, s. 20.

4- İsmail İsmail Hâmi Dânişmend,“Târihi Hakikatler”,Tercüman Gazetesi Yay.1979, c. 2, s. 77.

5- Aydın Taneri, “Türk Devlet Geleneği”,MEB Yay. İst.1997, s. 141.

6- İsmail Hâmi Dânişmend,“Târihi Hakikatler”,Tercüman Gazetesi Yay.1979, c.1, 269.

7- İsmail İsmail Hâmi Dânişmend,“Târihi Hakikatler”,Tercüman Gazetesi Yay.1979, c. 2, 467.

8- Hammer a. g. e. c. 3, s. 48.  

9- Yılmaz Öztuna, “Büyük Türkiye Târihi”, Ötüken Yay. 1977, c. 6, s. 130;  c. 8, s. 40.

10- Yılmaz Öztuna, “Büyük Türkiye Târihi”, Ötüken Yay. 1977, c. 8, s. 13.  

11- Yılmaz Öztuna, “Büyük Türkiye Târihi”, Ötüken Yay. 1977, c. 3, s. 494.

12- Geraud Poumaredez, a. g. e. s. 67.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık