• 30 Ocak 2017, Pazartesi 7:20
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Osmanlı?da Mülkiyet Hakkının Kutsallığı (1)

Her yönden dejenere oldukları son dönemleri hariç, Osmanlıda mülkiyet hakkı kutsal kabul edilmiş ve din ve mezhep farkı gözetilmeden devlet veya hükümet hiçbir vatandaşın malını alamaz, devletleştiremez, velev ki fazlasıyla bedelini ödese bile mal sâhibinin rızası olmadan malına el koyamaz. İllaki rıza şartı aranır. Günümüzde bile devlet vatandaşın malının 1/3’ünü DOP veya 18. Madde adı altında alabilirken ecdâdımız asırlar önce böyle bir hakkı kendilerinde görmemişlerdir.

Taşköprülüzâde Mehmed Kemâleddin Efendi şöyle bir olay anlatır:

 Yıldırım Beyazid Niğbolu Savaşını kazanınca şükür nişanesi olarak Bursa Ulu Câmiyi yaptırmayı murat ederek yerini satın alıyor ama ortada bir kadının kullanmadığı bir evi var fakat bir türlü satmıyor. Uçuk fiyat teklifleri yapılır, hatırlı gönüllü kişilerden aracılar konur, akla gelen her yol denenir ama kadın bir türlü evini satmaya yanaşmaz.(1)

 “Kullanılmadığına göre, üstü kapatılmazsa etrafına câmi yapılabilir” (2) diye fetva alınır ve öyle yapılır, bilahare kadın vefat edince varislerinden satın alınmış ve câmimin estetiği bozulmasın diye yerine şadırvan yaptırılmış, üstüde camekânla kapatılmıştır. 

Benzer bir olay da Süleymaniye Câmii yapılırken yaşanmış. Arsanın bir bölümünde bir Yahûdi’nin küçük bir evi var ama, bedelinin kat kat fazlası teklif edildiği halde bir türlü satmaya sazı olmaz. Kanûnî Şeyhülislâma ne yapabileceklerini soruyor, “satmazsa bir mukavele ile kiralayabilirsin, onu da yapmazsa hiçbir şey yapamazsın” diye fetva vermiştir.(3) Aynı târihlerde Avrupa’da özellikle İspanya ve Portekiz’de Yahûdilere üç seçenek sunuluyordu:

1-Ya Hıristiyan olacaklar

2-Ya malını mülkünü bırakıp Avrupa’yı terk edecekler

3-Ya da diri diri yakılmaya veya işkence ile ölmeye râzı olacaklar.(4)

 

 Os­manlı adâleti ile aynı yıllarda Haçlı adâletini kıyaslayan en bâriz bir örnek.

İspanya'da, (Bugün hâlâ Japonya’da) ve dünyanın birçok yerinde,  kral­lara tanrı muâmelesi yapılırken, İspanya ve Avrupa’nın bir­çok yerinde "Ruhlar tanrıya aitse, vücutlar da krala ait­tir” felsefesinin geçerli olduğu dönemde, hattâ 21. asra adım attığımız şu dönemde bile, 12 Eylül ihtilalını yapanların, Anayasaya kendilerinin yargılanama­yacağı maddesini koyarlar­ken,  Osmanlı sultanları hiçbir zaman böyle bir felsefeye sahip olmamışlar, hayatları tetkik edildiğinde de birçoğu tahttan indirilmiş, hattâ bazıları katle­dilmiştir.

 Şu misal ne kadar enteresan:

Çok celâlli bir pâdişah olan Yıldırımın bir olayda şahitliğini Bursa Kadısı Molla Fenarî; "câmiye, cemaate gelmiyor­sun” diye kabul etmemiştir. Üçüncü Şeyhülislâm Molla Fahreddin, 2. Murad’ın yapmak istediği tahsisat zammını “israftır” diye reddetmiştir.(5) 1630 yılında pâdişahın biraz ihmalkâr davranması karşısında, Kadızâde onu şöyle i’kaz ve tehdit ediyor:

Hab-ı gafletten uyan, ey al-i Osman bilmiş ol

Aç gözün elden gider, taht-ı Süleyman’ın bilmiş ol

Osmanlılar ve Selçuklularda sultanlar (son zamanlar hariç) haftada en az iki gün halkın şikâyetlerini dinlemek üzere divan toplarlar ve halktan herkes bu divana katılıp derdini anlatabilirdi. Haksızlığa uğradıysa, hakkını aradı da bulamadıysa, alt kademedeki insanlar tarafından hakkı gasp edildiyse, bu di­vanlarda bizzat halini sultana arz edebilirdi.(6) Eğer bu divanda da adâletsizlik yapılır, gadre uğranırsa bu dalga dalga halk arasına yayılır ve neticede isyan ve ihtilallar çıkar, pâdişah hâl edilir, birçok bürokratın kellesi giderdi.

 

Dipnotlar:

 

1-İsmail Hâmi Dânişmend,“Târihi Hakikatler”,Tercüman Gazetesi Yay.1979, c. 2, s. 361.

2-İslâm fıkhına göre mülkiyet hakkı yer altına doğru gitmez, ama semaya doğru gider.

3-İsmail Hâmi Dânişmend,“Târihi Hakikatler”,Tercüman Gazetesi Yay.1979, c. 2, s. 366.

4-Mehmed Özdemir, “Endülüs Müslümanları-İlim-Kültür ve Sanat” TDV Yay. Ank. 1997, s. 121. Ömer Turan, “Medeniyetlerin Çatıştığı Nokta Ortadoğu”, Yeni Şafak Yay. 2003, s.159.

5-İsmail Hâmi Dânişmend,“Târihi Hakikatler”,Tercüman Gazetesi Yay.1979, c. 2, s. 123, 623. 

6-Halil İnalcık, “Osmanlıda Devlet, Hukuk, Adâlet” Eren Yayıncılık, 2000. s. 13.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık