• 04 Temmuz 2017, Salı 8:06
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLI?DA DEVŞİRMELER, DÖNMELER (6)

Dünyada orta zenginlikte bir ülke olan Türkiye bile eğitim görmüş 100 gencinden ancak 41 tanesini elinde tutabiliyor, 59’u Avrupa, Amerika gibi devletlere kaçıyor ve kolay kolay dönmüyor. Prof. Dr. Muammer Kaya'nın yaptığı araştırmaya göre; Türkiye'de üniversitede okuyan gençlerin yüzde 73'ü yurtdışında çalışmak ve yaşamak istiyor. Yurtdışında öğrenimlerini sürdü­renlerin ise yüzde 77'si ülkeye kesin dönüş yapmak istemiyor...(1)

İşçiler hususunda da Batı rövanşını, intikamını acı almıştır. Yukarıda de­dik ki; devşirilecek çocuk soyulur, bir komisyon huzurunda özürlü, illetli ol­madığı tespid edilir, ondan sonra seçilirdi.(2) 1960 yıllarda Avrupaya işçileri­miz gideceklerinde aynı yöntemle intikamlarını aldılar ve memleketimizde kurdukları komisyonlar huzurunda işçi gidecek gençlerimizi anadan uryan soyup, kontrol edip, filmlerini çekip, en sağlamlarını seçip götürdüler.

Sadâkatli, Meşhur Devşirmeler:

Rahmetli Nevzat Köseoğlu beyin bir cümlesi benim çok hoşuma gider, çünkü Osmanlının azametini tezahür ettiren bir cümledir: “Küffar çocuklarını devşirip, yetiştirip, kendi memleketine savaşa salacak kadar kültür potasında eriten bir millet şimdi kendi öz çocuklarına şahsiyet kazandıramıyor...”

Gerçekten bu olay târihin en garip olaylarındandır. Sabi denecek çağda devşirilse akla yatar. Ama 8-18 yaş arası yani her şeye aklı erdiği bir dönemde alacaksın, yetiştireceksin, kendi memleketine ve kendi milletinin üstüne sa­vaşa göndereceksin ve bu adamlar târihin en şanlı kahramanları olacaklar. Hayret!..

Fâtih’in Türk asıllı Sadrâzamı Çandarlı Halil Paşa İstanbul’un fethine her platformda karşı çıkarken, devşirmelerden Rum asıllı Zağnos Paşa her harp divanında pâdişahı İstanbul’un fethine teşvik ediyordu. Yine Fâtih’in Rum asıllı vezîrlerinden Mahmud Paşa, Hakanın bütün fetihlerine iştirak etmiş ve başta İstanbul olmak üzere Balkanların ve Karadeniz taraflarının fethinde büyük katkıları görülmüştür.

Sırp menşeli Gedik Ahmed Paşa ise Otronto’ya asker çıkarmış ve İtalya’da çizmeyi fethetmiştir.Yavuz uzun süren doğu Sefe­rinde Mısırı almış, Mukaddes Emânetlere nail olmuş ve Halîfe olma şerefine ulaşmış ama bu sefer için; “Yusuf Aleyhisselâmın tahtına nail oldum, fakat Sinan gibi sadık ve cesur serdârım şehit düştü neyleyim” diye Bosna devşir­melerinden olan vezîri için büyük üzüntüsünü bildirmiştir.

Kanûnînin Vezîri azamı Ayas paşa Arnavut asıllı ve annesi manastırda yaşayan bir rahibe(3) olduğu halde, Osmanlı kültürü içinde öyle erimiş ve Osmanlılığı öyle benim­semiş ki, Kanûnînin Arnavutluk üzerine sefer yapmasını o istemiş ve gönül­süz olan Pâdişahı o ikna etmiştir, Arnavutluğun Osmanlı diyârına katılmasına vesile olmuştur.(4)

Kanije Savunması ile dillere destan olan Tiryaki Hasan Paşa ve Osmanlı târihinin altın halesini teşkil eden halkalar misali daha birçok paşa devşirme asıllıdır.

Ermeni bir zenginin yanında hizmetçilik eden ve yalın ayak buzların üze­rinde iş gören bir çocuğa dul bir kadın yardım eder, postal (bot) verir. Bu ço­cuk devşirilir, paşa olur, vefâkârdır, kendisine iyilik eden dul kadını unutmaz ve ona postal dolusu altın getirir.(5)

Çarpıcı bir devşirme hikâyesi de şöyle: Bir Hıristiyan çocuğu devşirilir, tahsil ve terbiye görür, yeniçeri ocağında subaydır. Bir savaşta esir olur ve satılır. Kendini satın alan kişilerin öz ana ve babası olduğu ortaya çıkar, bir müddet onların yanında kalır, hasret giderir ama Hıristiyan olması için ana-baba ve akrabalarının baskılarına dayanamaz ve tekrar Osmanlı diyârına kaçar gelir.(6)

Meşhur Devşirmeler

Sokullu Mehmed Paşa da bir devşirmedir, babası da bir papazdır ama,  âlimleri himâye etmiş, câmiler, medreseler, hanlar, hamamlar inşa ettirmiş, başta Mekke olmak üzere birçok vakıflar kurmuştur. Her gece teheccüd na­mazına kalktığı rivâyet edilir. Ordu başında seferlere iştirak etmemesine rağ­men her namazdan sonra, şehit olması için dua etmiş ve Allah duasını kabul etmiş, her gün sadaka verdiği meczub bir Sırp’ın bıçaklı saldırısı sonucu şehit olmuştur. “14 yıllık sadareti boyunca ordunun başında serdâr olarak hiç sefere iştirak etmedi ve pâdişahları da bu hususta teşci etmedi” gibi sözler onun Türk ve İslâm düşmanı bir devşirme olduğu şeklinde damgalanmasına kâfi olmasa gerek.(7)

Dipnotlar:

1-Milliyet Gazetesi, Melih Aşık 14. 10. 2007.                                                                                                                  

2-Reşad Ekrem Koçu, “Yeniçeriler”, Doğan Kitap Yay. İst. 2004, s. 37, 44.                                                                    

3-Nicolae Jorga, a. g. e. s. 9.

4-Ahmed Şimşirgil, “Kayı-4”, KTB Yay. İst. 2013, s. 116.

5-İbrahim Refik, “Hayatın Renkleri”, Albatros Yay. İst. 2004, s. 84.

6-İbrahim Refik, “Köklerden Göklere”, Albatros Yay. 2001, s. 105.

7-Ahmed Akgündüz-Said Öztürk,“Bilinmeyen Osmanlı”,Osmanlı Araş.Vakfı Yay.1999 İst.s.171.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık