• 03 Temmuz 2017, Pazartesi 7:29
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLI?DA DEVŞİRMELER, DÖNMELER (5)

Son zamanlarda bile Osmanlı bu dönme ve devşirme idârecilerden kur­tulamadığı, üst düzey devlet memurlarının hep bunlardan olduğu için Şâir Eşref şöyle tenkit etmiştir:

Agop paşayı lütfet pâdişahım sadr-ı a’zam yap

Denînin peyrev-i ikbâli varsın bir denî olsun

Sadaret mührünü memnû’ ise vermek Müslüman’a

Yahûdiden usandık bir zaman da Ermeni olsun(1)

Ahmed Vefik Paşa Bursa vâlisi iken bir ilçeyi denetlemeye gider. Gün­görmüş köylülerle sohbet eder hal hatır sorar. Vâli Bey’in böyle gurursuz kibirsiz kendileri ile sohbet edişi bir ihtiyarın dikkatini çeker ve aslını sorar. Türk asıllı olduğunu öğrenince ihtiyar; “Ya! Demek Türk’ten de vâli olur muymuş” deyince Paşanın gözleri yaşarır.(2)

Batılıların bir diğer iddiası: Devşirmeleri zorla sünnet edip Müslüman yapmışlardır. Bu uygulama İslâm’a aykırıdır. Bu durumu da ulemâ ve târih­çiler şöyle izah ediyorlar:

İslâm kurallarına göre devlet vatandaşlarına ya askerlik yaptırır, ya da cizye vergisi alır. İhtiyaç duyunca vergi almayıp, askere alma cihetine de gi­debilir. Nitekim Osmanlı devşirme alınan aileden vergiyi düşürmüş almamış­tır. 

Zorla Müslümanlaştırması da söz konusu değil. Çünkü Peygamber Efen­dimiz: “Her doğan çocuk    İs­lâm fıtratı üzerine doğar (İslâm’ı yani Allah ve Resûlünün varlığını kabule hazır bir yaratılışla doğar). Sonra anne ve babası onu Yahûdileştirir, Hıristiyanlaştırır, Mecusileşti­rir.”(3) buyurur.

Dolayı­sıyla bu çocuklar daha İslâm fıtratı üzerinde iken devşiriliyor, Hıristiyan veya Yahûdi olmadan bu durum gerçekleştirilmiş oluyor. Hanefi mezhebinde buluğ yaşı 8-18 arası kabul edilmiştir. Hanefi fıkhına göre buluğdan önceki her ço­cuk Müslüman sayılıyor.

Haçlılar, Rövanşı Çok Acımasız Alıyor

Devşirme hususunda dedelerimizi insafsız şekilde tenkit eden Hıristiyan âlemi bugün, az gelişmiş, fakir memleketlerin süper çocuklarını burs verme, yatılı okullarda okutma, bazı cazip imkânlar tanıyıp vaatlerde bulunma gibi usullerle kendisi de devşirme sistemi uygulamakta, milletlerin en zeki     çocuk­larını çiçek başı toplar gibi gasp edip, beyin göçünü gerçekleştirmekte ve mo­dern köle sistemi ile kendine hizmet ettirmektedir.(4) Üstelik dedelerimiz gibi bu insanların hak ve hukukunu gözetip dirâyetleri nispetinde hak ettikleri yere de getirmemekte, Prof. Dr. Ostay Sinanoğlu’nun tabiri ile “belli bir kademe­den sonra ağzı ile kuş tutsa” daha üst kademelere yükseltmemektedir.(5)

Dünyada orta zenginlikte bir ülke olan Türkiye bile eğitim görmüş 100 gencinden ancak 41 tanesini elinde tutabiliyor, 59’u Avrupa, Amerika gibi devletlere kaçıyor ve kolay kolay dönmüyor. Prof. Dr. Muammer Kaya'nın yaptığı araştırmaya göre; Türkiye'de üniversitede okuyan gençlerin yüzde 73'ü yurtdışında çalışmak ve yaşamak istiyor. Yurtdışında öğrenimlerini sürdü­renlerin ise yüzde 77'si ülkeye kesin dönüş yapmak istemiyor...(6)

İşçiler hususunda da Batı rövanşını, intikamını acı almıştır. Yukarıda de­dik ki; devşirilecek çocuk soyulur, bir komisyon huzurunda özürlü, illetli ol­madığı tespid edilir, ondan sonra seçilirdi.(7) 1960 yıllarda Avrupaya işçileri­miz gideceklerinde aynı yöntemle intikamlarını aldılar ve memleketimizde kurdukları komisyonlar huzurunda işçi gidecek gençlerimizi anadan uryan soyup, kontrol edip, filmlerini çekip, en sağlamlarını seçip götürdüler.

Sadâkatli, Meşhur Devşirmeler

Rahmetli Nevzat Köseoğlu beyin bir cümlesi benim çok hoşuma gider, çünkü Osmanlının azametini tezahür ettiren bir cümledir: “Küffar çocuklarını devşirip, yetiştirip, kendi memleketine savaşa salacak kadar kültür potasında eriten bir millet şimdi kendi öz çocuklarına şahsiyet kazandıramıyor...”

Gerçekten bu olay târihin en garip olaylarındandır. Sabi denecek çağda devşirilse akla yatar. Ama 8-18 yaş arası yani her şeye aklı erdiği bir dönemde alacaksın, yetiştireceksin, kendi memleketine ve kendi milletinin üstüne sa­vaşa göndereceksin ve bu adamlar târihin en şanlı kahramanları olacaklar. Hayret!..

Dipnotlar:

1-Hilmi Yücebaş, “Şâir Eşref Bütün Şiirler ve Hatıraları”, İst. 1978, s. 70. 

2-Rahmi Akbaş, “Mareşal Fevzi Çakmak” Ötüken Yay. İst. 2008, s. 47.

3-Buhârî, Cenâiz, 80,93; Müslim, kader, 22 hadis no: (2658).

4-A.Kadir Özcan, Târih ve düşünce Dergisi, Mayıs 2000, s . 12.

5-Oktay Sinanoğlu, “Bye- Bye” Türkçe, Otopsi Yay. İst,  2002, s. 279. 

6-Milliyet Gazetesi, Melih Aşık 14. 10. 2007.

7-Reşad Ekrem Koçu, “Yeniçeriler”, Doğan Kitap Yay. İst. 2004, s. 37, 44. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık