• 29 Haziran 2017, Perşembe 7:33
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLI?DA DEVŞİRMELER, DÖNMELER (2)

Yeniçeri birliklerinde de kanun ve kurallara kayıt­sız şartsız itaate alıştırılır, devrin en ileri teknik ve taktik bilgileri öğreti­lir, savaş kuralları eksiksiz verilir, imanlı ve ihlaslı yetişmelerine âzami gayret gösterilirmiş. Bu şartlar altında yetiştirilen ve bugün bile sırrı tam mânâsıyla çözülemeyen Yeniçeriler, dünyanın ilk düzenli piyade birliklerini oluştur­muşlar ve Batılılar o dönemde bu Yeniçeriler için “Savaş Makineleri” tabirini kullanmışlardır. Gerçekten 3 asır, yani bozuldukları dönemlere kadar yenilgi yüzü görmemişlerdir.

Devşirmeler Zorlamı, Gönüllümü Yapılırdı?

Osmanlıda sosyal refah çok yüksek olduğu için, devşirme yapılırken, çocuklarının istikbalini düşünen, refah içinde bir hayat yaşa­masını isteyen ve bazı vergilerden muaf olmak arzu eden Hıristiyan ailelerinin, evlatlarını gönüllü devşirme verdikleri,(1) hattâ devşirmecilere yalvardıkları, bazen de rüşvet teklif ettikleri târihî rivâyetlerdendir.(2)

Venedik Elçisi Lorenzo Bernardo o dönemi şöyle değerlendiriyordu: “Sâdece devlet idâresinin değil, koca imparatorluğun ordularına kumanda yetkisinin de ellerine verildiği kişiler (devşirmeler) ne dük ne marki ne de kont’tur. Hepsi çobanlıktan gelme sıradan insanlardır. Bu sebeple biz Vene­dikliler de pâdişahın yaptığını yapmamızda isabet vardır.”(3)

Devşirmeler sâdece Hıristiyanlardan yapılırdı. Boşnaklar topyekun Müslüman olunca bunlardan devşirme yapılmaz olmuş, ama onlar bu avantajlı durumdan kendilerinin mahrum bırakılmaması için yaptıkları ısrarlı müracaatlar neticesi Devşirme Kanununa bir madde eklenmek sûretiyle bunlardan da çocuk alınmış ve bunlara “poturoğulları” denmiştir.(4) Devşirmeye tabi olmayan Rum ve Yahûdilerinde neden kendilerinden de çocuk devşirilmediği hususunda birçok şikâyetleri olmuştur. 

Ruslarla yapılan savaşlarda Rus askerlerinin, esir olarak bile olsa, daha iyi bir hayat standardına kavuşabilmek için Osmanlıya gönüllü esir oldukları târihî gerçeklerdendir.(5) Bazı insanların kafası buna yatmaz ama bugün bırakıverseler Afrika ve Asya kıtalarından milyonlarca insan köle olarak çalışmak üzere Avrupa’ya akacak.

Nitekim her gün medyada ölümü göze alıp yola çıkan çoğu yakalanan, birçoğu da denizde boğulan mültecilerin serüvenleri yayınlanmaktadır. Millî geliri orta düzeyde olan Türkiye’den bile kabul etseler Avrupa’ya milyonlar akmak istiyor. Yine her sene birkaç yüz kişiye verilen Amerikan Grine Kart alıp ABD’ye gidebilmek için bizim memleketimizden bile binlerce müracaat yapılıyor.

Bugün ABD ordusunda paralı asker olmak için can atan 3. Dünya ülke­leri vatandaşları gibi, o dönemin süper gücü olan Osmanlı ordusunda, bürok­rasisinde, en yüksek devlet kademelerinde görev alabilmek, pâdişahlık hariç Sadrâzamlığa kadar çıkabilmek, evlatlarının ikbal ve mürüvvetini görebilmek, zillet ve sefâletten ciğerparelerini kurtarabilmek için can atan insanlar olmuş­tur. 

Yükselme dönemlerinde Osmanlı diyârı öyle bir cazibe merkezi olmuş ki; fanatik Sırp ailelerden evlatlarını çok seven, her türlü fakirlik ve mahrumi­yete rağmen çocuklarının yanında kalmasını arzu eden alileler, küçük yaşta çocuklarının alnına, ömür boyu çıkmayan Haç dövmesi yaptırırlarmış. Çünkü her ne kadar onlar istemese de; çocukları buluğ çağına gelince kaçıp Osman­lıya sığınıp, Yeniçeri Ocaklarına veya başka bir kurum ve kuruluşa girip refah içinde yaşamak isteyebilirmiş. Bunu önlemek için; 4. Mehmed dönemi İngiliz Elçilik katibi Ricaut’un yazdığına göre, alınlarına Haç dövmesi yaptırırlar­mış.(6)

Devşirme sistemi 1363 ten 1583’e kadar 220 yıl devam etmiştir. 16. Asırdan sonra pek başvurulmamıştır. 18. Yüzyılda İsveç elçisi olarak İstan­bul’da bulunan D’ohson, yine Osmanlı ordusu içinde bulunma şansını yakala­yan Busbecq ve Jean Thevenot gibi fanatik olmayan, dinî ve millî gayretlerle Osmanlı düşmanlığı yapmayan birçok târihçi ve ilim adamının da itiraflarına göre, zorla devşirme olmamış ebeveynler çocuklarını gönüllü vermişlerdir.(7)

Dipnotlar:

1-A. Kadir Özcan.Târih ve Düşünce Dergisi, Mayıs 2000, s. 129.

2-Ahmed Akgündüz-Said Öztürk, “Bilinmeyen Osmanlı”,Osmanlı Araş. Vakfı Yay. 1999 İst.s.46.

3-Târih ve Düşünce Dergisi, Mayıs 2000, sayı 7, s. 7.

4-Ahmed Akgündüz-Said Öztürk, “Bilinmeyen Osmanlı”,Osmanlı Araş. Vakfı Yay. 1999 İst.s.44.

5-Târih ve Medeniyet Dergisi sayı, 11, s. 24.  Mehmedçik son dönemlerde onlardan kat be kat kötü ve yoksul durumlara düştüğü halde, asla böyle bir alçaklığa teşebbüs ve tevessül etmemiş, gönüllü esaret diye bir şey tanımamış, hattâ Plevnede esir oldukları zaman, açlıktan ölmeyi ama Rusların verdiği yiyecekleri yememeyi tercih edenler bile olmuştur.

6-Ricaut,“Türklerin Siyasî Düstûrları” Terc.1001 Tem. Es.Bas. Haz. M.Reşad Uzmen, s.142,298.

7-Yılmaz Öztuna, “Büyük Türkiye Târihi”, Ötüken Yay. 1977, c. 13, s. 9, s. 377. Zekeriya Kursun, “Târih ve Düşünce Dergisi”, Mayıs 2000, s. 40.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık