• 02 Ocak 2019, Çarşamba 8:32
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLI YENİÇERİLERİ,  ASKERLERİ (1)

Yeniçeri İsmi ve Târihçesi:

Sultan l. Murad (Hüdâvendigâr)  ilk muvazzaf orduyu “Yeniçeri” adıyla 1363 de kurmuştur. “Çeri” Asker demek. Düzenli, tertipli yeni bir askerî bir­lik kurulduğu için yeni asker mânâsına “Yeniçeri” denmiştir. Bu mânâda Av­rupa’da ilk muvazzaf ordu 1450 yılında yani takriben bir asır sora Fransa’da kurulmuştur.(1)

Yeniçeri teşkilâtı kurulduğunda Hacı Bektaş-ı Veli dua etmiş Yeniçeri ismini de o vermiştir. Tebrik babından hırkasının sol kolunu bir yeniçerinin başında dolaştırmış, bundan dolayı yeniçerilerin kalpakları arkadan sarkar ve geniş bir elbisenin kolu şeklindedir.(2) Bu sebeple Yeniçeri Teşkilâtının ilk tarîkatı “Bektaşîlik” olmuş ve kurumun içinde Bektaşî dedeleri ve şeyhleri görev almışlardır.(3)

İlk zamanlar Anadolu yiğitlerinden oluşan bu ocak, Osmanlının kısa zamanda özellikle Balkanlarda geniş bölgelere yayılması sebebiyle nüfus buna kâfi gelmemiş ve “Devşirmeler” bölümünde izah ettiği­miz şekliyle bu teşkilâtın asker ihtiyacı devşirilen gayri Müslim çocuklarından karşılanmaya başlanmıştır.

Fakat bu çocuklara öyle bir düzen, disiplin, eğitim, ruh ve ideal verilmiş ki; Busbecq Osmanlı ordusunu görüp tetkik ettikten sonra geriye dönüp kralına şöyle demiştir: "Her yeni­çeri ve sipahi bizim bir bölük şövalyemizden daha ağırlıklı bir asalet abidesidir."

Meşhur târihçi Leopold V. Ranke, Osmanlı ordusunun dün­yayı titreten şanını ve başarısını şu sebeplere bağlamıştır:

1-Çok iyi yetişmiş olan pâdişahların şahsiyeti ve hatıra, gönüle bakılma­dan branşında fevkalade iyi yetiştirilmiş İmparator­luk idârecileri.

2-Sıkı bir inzibat ve disiplin altında, en üstün bir eğitim ve öğretimle ye­tişmiş olan yeniçeri ordusu ve ikmal teşkilâtı.

3-İmparatorluğa en büyük geliri sağlayan, üretimi dâima tü­ketimin üs­tünde tutan bir toprak düzeni.(4)

Yükselme döneminde Yeniçeri ocak defterlerinin 1 numarasına dâima tahta oturan pâdişahın ismi yazılmıştır.(5) İcap ettiğinde pâdişahlar ordusunun başında sefere gitmiş, onların şartlarında yaşamış ve onlarla beraber bizzat düşmanın içine dalıp kılıç sallamışlar, gâzi olmuşlardır.

Osmanlı ordusu genel mânâda iki kısma ayrılır:

1-Yeniçeriler

2-Sipahiler

Yeniçeriler: Devşirilen veya esir alınan çocuklar Türk ailelerin yanına verilir, dil, din, edep ve terbiye öğretilir, kabiliyetli olanlar Enderun denen üniversite mesabesindeki okullara alınır, tahsil ve terbiye görür, devletin en yüksek kademelerinde hizmet verir, kabiliyeti kısa olanlar ise ocaklara asker olarak alınır.

Emekli oluncaya kadar evlenemezler, çoluk-çocuk sâhibi olamazlar, kış­lalarında yaşarlar, sakal koyamazlar. Yavuz yeniçeri defterinin birinci sayfa­sına kendi adını da kaydettirmiş ve onların an’anesine hürmeten sakal bırak­mamıştır.(6)

Bölük, tabur, alay seviyesinde ortalar olur, her ortanın bir alameti bir işa­reti olur. Emekli olmadan hiçbir iş ve sanatla uğraşamazlar (gerçi bu düzen sonradan bozulmuştur).(7) 1363’te Sultan l. Murad tarafından kurulmuş, 1826 da “Vak’a-i Hayriye- Hayırlı vaka” diye anılan olayla Sultan 2. Mahmud tara­fından kaldırılmıştır.

Sipahiler: Bunlar Anadolu’da devletin toprak tahsis ettiği kişilerin bes­lemekle ve bir savaş esnasında sefere göndermekle yükümlü oldukları asker­lerdir. Ferman gelince atlarına binerler ve orduya iştirak ederler.

Savaş Makinesi:

Târihin derinliklerinden i’tibâren lejyoner (paralı askerler) kullanılagel­miştir. Osmanlı târih sahnesine çıktığında da bu husus gâyet yaygın bir statü idi. Fakat paralı askerler aldıkları para kadar savaşmışlar, bir idealleri, uğruna canlarını fedâ edecekleri mukaddes bir mefkûreleri olmayınca kritik anlarda ya kaçmışlar, ya da kim daha fazla para verdiyse saf değiştirmişlerdir.

Târih bunun örnekleri ile doludur. Fakat Osmanlı yeni bir askerî teşkilât ihdas etmiş ki; o güne kadar ne böyle bir statü kurulmuş, ne de kurulanlardan iyi bir sonuç alınabilmiştir. Hem kuruluşu, hem de neticeleri bakımından eşi ve menendi olmayan bu kuruluş Yeniçeri Ocağıdır. Yukarıda da izah edildiği şekliyle kaynağı devşirilen çocuklar veya esir edilen insanların çocuklarıdır.

Dipnotlar:

1- Halil İnalcık,“Osmanlı Devrinde Türk Ordusu”,Türk Kült.Derg.Sayı 375,Tem. 1994, s. 387.  

2- A.Ragıp Akyavaş, “Üstad-ı Hayat-1”, TDV Yay, Ankara 2005, c, 1, s. 163.

3-N.Kösoğlu,Türk Dünyası Târih ve Medeniyeti Üzerine Düşünceler”Ötük.Yay.Ank.1997,s.635.

4- Tahsin Ünal, “Osmanlılarda Fazilet Mücâdelesi”, Nur Yay. İst. 1975 s. 97. 

5- Reşad Ekrem Koçu, “Yeniçeriler”,  Doğan Kitap Yay. İst. 2004, s. 12.

6- İlber Ortaylı, “Defterimden Portreler” Timaş Yay. İst. 2011, s. 30.

7- Abdurrahman Şeref Efendi, Osmanlı Devleti Târihi, c. 1, kaynak yay. İzmir 1995, s. 214.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık