• 24 Mart 2017, Cuma 6:54
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Osmanlı Niçin Borçlandı? Nasıl İflâs Etti?(3)

Bir Yemen Belgeselinde zikredildiğine göre; Yemende 1905’te İmam Yahya isyan etmiş, 11 bin Osmanlı askeri muhâsara edilmiş açlıktan 9 bini şehit düşmüş, kalanlar Menahe bölgesine ve sahile gelip Anadolu'ya dönmek istemiş­ler, Ama onları götürecek Gemileri İngilizler Süveyş’ten “Osmanlı borçlarını vermedi” diye salmamış ve bu askerlerin çoğu da orada şehit düş­müştür. 

Çünkü o dönemlerde iç işlerinde serbest, dışta bize bağlı bir Hidivlik olan Mısır yöneticileri de aynı müsrif tutumları ve borçları yüzünden Süveyş Kanalını İngilizlere satmak zorunda kalmışlardır.(1)

Bütün bu olumsuzluklara rağmen, Osmanlının gücüne bakın ki, 1915’li yıllarda bile; 1 Osmanlı lirası 3,70 dolara, 18,45 marka, 17 İsviçre frangına, 18 Avusturya Şilinine, 11 Hollanda Guldenine, 8,5 Rus Rublesine eşitti.(2)

Târihin en garip tecellilerinden biri de, Cumhuriyeti kuranlar, Osmanlının her şeyini reddetmiş, reddi miras eylemiş(3), hattâ onların soyundan olduklarını bile inkar eder hale gelmiş, ama borçlarını kabullenmiş ve ödemişlerdir.(4)

Osmanlının son zamanlarındaki bu müsrif ve müfrit tutumlarını tenkid ede de iktidara gelen cumhuriyet ricali, onların düştüğü akıbetten hiç ibret almamış, bal tutan parmağını yalamış, “Devletin malı deniz” felsefesi aynen devam etmiş, israfta ve ifratta tenkit ettikleri pâdişahları sollamışlar, yine aynı minval üzere Avrupa’dan giyecek elbiseler, mutfak malzemeleri, mobilya takımları… getirtmişlerdir.

Türk askeri Mehmedçikler 1955 yılına kadar ot ve yaprak dolu yataklar üzerinde yatmışlar(5) ancak bu târihte pamuk yataklar verilebilmiş, halk açlık ve kıtlıktan perîşân durumda iken milyon dolarlara keyif malzemeleri alınmaktan, lüzumsuz harcamalar yapılmaktan imtina edilmemiştir.

Cumhuriyet Dönemi Borçlarımız:

Geçmişten ibret almayan kişi

Geleceğe ibret olmaktır işi

Diye ma’lum bir atasözü vardır. Bizim târihimiz bunun örnekleri ile dolu­dur. Şu borçlanma hususunda da aynen öyle olmuş; “Osmanlı son zaman­larda şöyle borçlandı, böyle zayıfladı, iflâs etti, tükendi bitti, biz yeni cumhu­riyet kurduk” diye övünen insanlar, ibret alıp, basiretli davranmamışlar ve Osmanlıdan fazla devletin onur ve şerefini zedelemişlerdir.

Mustafa Armağana göre 2. Abdülhamidin gayreti ile Osmanlı borçlarını sıfırlama seviyesine gelmiş, ama ondan sonra ittihatçıların hayalperestliği yüzünden çıkan savaşlar yine devleti zor durumda bırakmış fakat her şeye rağmen cumhuriyete borçlardan fazla nakit para (150 milyon borç, 161 mil­yon nakit) intikal etmiş ama cumhuriyeti kuranlar, geçmişi kötüleyip yeni rejimi oturtabilmek için, hep borçlardan bahsedip bu gerçekleri saklamışlar(6) ve aşağıda vereceğim misallerden de anlaşılacağı üzere devleti tekrar iflasın eşiğine getirmişlerdir.

 2002 yılına gelindiğinde ekonomik durum: Toplam borcumuz 204, 4 milyar dolar. Kişi başına millî gelir 2219 dolar. Fert başına dışarıya borcumuz 2918 dolar. Yani nerdeyse 1,5 sene bütün nüfus hiçbir şey yemese, içmese, harcamasa, bir kuruş masraf etmese ve ölürcesine çalışsa borcunu ancak ödeyebilecek.(7) O dönemde yani 2000’li yıllarda Ekonomik yönden 192 dünya devleti arasında 97. sıradayız.

 Papua Yeni Gine denen Afrika devletinden bile gerideyiz.(8) Türkiye faiz cenneti haline getirilmiş ve ABD de bir yılda elde edilen faizin Türkiye’de bir haftada kazanıldığını en yetkili ağızlar itiraf etmişlerdir.(9) Türkiye aldığı borçlar yüzünden günde 117 milyon dolar faiz öder hale getirildi.(10) Paramız dünya devletleri içinde dolar karşısında en düşük para durumuna geldi.(11) Türk lirası Kuveyt Dinarı karşı­sında milyonda bir seviyesine indi.(12)

Ne garip ve ne acıklı bir durum ki; 2001 yılında İngiltere’de Türkiye Dünyanın en iyi borçlanan ülkesi se­çildi,  hazine ve dış ticâret müsteşarlığın­dan üst düzey bir bürokrat gidip ödül aldı.(13) Üstelik bu duruma bu memleketi gece gündüz dedelerine yani Osmanlıya küfreden, onu beğenmeyenler, onun soyundan geldiğini reddedenler getirdiler.    

Dipnotlar:

1- Mustafa Armağan, “Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı-1”, Timaş Yay. İst. 2009, s. 110.

2- Yılmaz Öztuna, “Büyük Türkiye Târihi”, Ötüken Yay. 1977, c. 11, s. 401; Târih ve Medeniyet Dergisi, sayı 5, s. 24.  

3- Ali Osman Koçkuzu, “Çanakkale Cephesinde Bir Müderris-Abdullah Fevzi Efendi” İz Yay. İst. 2010, s. 25.

4- Mustafa Armağan, “Efsaneler ve Gerçekler” Timaş Yay. İst. 2007, s. 8.

5- Sabri Yirmibeşoğlu, “Askeri ve Siyasî Anılarım”, Kastaş Yay. 1999, s. 137.

6- Mustafa Armağan, “Efsaneler ve Gerçekler” Timaş Yay. İst. 2007, s. 29.

7- Milliyet Gazetesi, 29. 07. 2002.

8- 20.09.1995 târihli  TV ler ve Gazeteler.

9- TGRT 23. 9. 2001 akşam 19 haberleri;  Melih Aşık, Milliyet Gazetesi, 22. 05. 2003.

10- Milliyet Gazetesi, 18. 10. 2007.

11- Milliyet Gazetesi, 20. 01. 2000.

12.07.1998 Târihli Gazete ve TV ler.   

13- Milliyet Gazetesi, 19. 11. 1998.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık