• 24 Temmuz 2018, Salı 7:33
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Mûsiki Ruhun Gıdasıdır (2)

Merhum Yahya Kemal (1884-1958) bir şiirinde şöyle der:

Çok insan anlayamaz eski Mûsikimizden

Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden.

Açar bir altın anahtarla ruh ufuklarını,

Hemen yayılmaya başlar sadâ ve nûr akını     

Fakat rahmetli şâirimizin dediği gibi ne o ruh kaldı, ne de o dertlere deva, ruhlara şifa olan mûsikimiz kaldı. Kalmadığı için de; ne kendimizi, ne dini­mizi, ne ceddimizi, ne târihimizi, ne Allah’ın bu millete bahşettiği güç ve kudreti tanıyamıyoruz, bilemiyoruz, velhasıl özümüze, kendimize her şeyi­mize ya­bancı, gölgemize düşman insanlar oluverdik. 

Müzik Dünyasının Starları Bir Bir Müslüman Oluyor:

Can Dündar’da önemli bir noktaya dikkat çekiyor ve soruyor: “Müzik dünyasının yıldızları birer ikişer dine dönüyor ve cenazelerinden tekbir sesleri yükseliyor. Peki ne oluyor da ateist rock, Hakk’ka kavuşuyor. Devrimci şarkılarıyla hayatımıza giren Cem Karaca’nın cenazesi tekbir sesleriyle kaldırıldı. 1 Mayıs Marşıyla salonları titreten Timur Selçuk, “Başucu kitabım Kur’an-ı Kerim’dir” dedi.

“Mevlâ’yı bulma yollarında, sevdadan geçme faslında” olduğunu söyleyen Mazhar Alonson, Yandım Yandın şarkısını Kâbe’de Hz. Muhammed için yazdığını açıkladı. Cat Stevens, uyuşturucunun pençesindeyken İslâm’a döndü ve Yusuf İslâm adını aldı. Beatles huzuru Hindistan’da buldu. Leonard Cohen, 5 yıl boyunca bir Zen tapınağına kapandı. Türkler gibi Batı dünyasının ünlü müzisyenleri de birer ikişer mâneviyatın kollarına koşuyor. Neden?  Acaba popçular mı dindarlaşıyor? Yoksa din mi popülerleşiyor?”(1)  

Dünyaca ünlü rock grubu Red Hot Chili Peppers'ın bas gitarist Michael Flea Balzary, İstanbul’da verdikleri konserden sonra ezan sesine hayran kal­dığını söyledi ve Türk müzikseverlerin her gün ezan sesini duyduğu için çok şanslı olduğunu belirterek "İstanbul'da olağanüstü bir müzikle, ezan sesiyle tanıştım. Sizler her gün bu müziği dinleyebildiğiniz için şanslısınız" dedi.(2)  

Gladyatör filminin başrol aktristi Rasıl Grown  Türkiye’ye Çanakkale Savaşı ile ilgili film çevirmek için geldiğinde; “Saat dörtte ezan sesi ile uyan­dım ve çok etkilendim, Türkiye ne güzel memleket” demiştir.(3)

Ahmed Kemal Üçok şöyle enteresan bir şey yazıyor: “Hammamizâde İs­mail Dede merhumun bazı bestelerinin notaları Zebur âyetlerine uyarlanarak havralarda okunmaktadır.”(4)  Mümkün mü? İçimizde yaşayan azınlıklardan Sanat Mûsikisiyle ilgili dünya çapında ün yapan insanlara(5) bakınca müm­kün diyoruz.  Bu bahsi de Allah uzun Ömürler versin, dünya çapında târihçi­miz Prof. Dr. Halil İnalcık Bey’in bir sözüyle kapatalım: “Ben klasik müziğe bayılırım. Osmanlı yüksek bir medeniyeti temsil ediyordu. O büyülü medeniyet günümüzde yavaş yavaş geliyor.”(6)

Mustafa Kemal’in senelerce baş garsonluğunu yapan kişi, Hatıralarında şöyle bir olay anlatır: Şerif Hüseyin’in oğlu Emir Abdullah gençliğinde İstan­bul’da okumuş, Hicaz elden çıkınca İstanbul’dan ağlaya ağlaya ayrılmış, son­radan kral olunca İstanbul’a bir daha gelmiş, Atatürk onun şerefine bir Sanat Mûsikisi konseri verdirmiş, yemek yerken verilen konseri dinlemek için ye­meği bırakmış ve etrafına da susmalarını emretmiş ve “böyle bir Mûsiki   din­lenirken yemek yenmez, önce dinleyelim sonra yeriz, yemeğimiz soğursa da ziyanı yok” demiş, Emir memleketine gittikten sonra bile verilen bu konser ve mûsikinin güzelliğiyle ilgili sözleri mektupları gelmeye devam edince Atatürk 5 ay sonra Emire çalınan konser heyetini getirtip tekrar kendisi dinlemiş ve “şimdi Emirin neden böyle teshir ettiğinizi anlıyorum. Biz çok kere bu Mûsikinin haysiyetini bulamıyoruz. İşte bu dinlediğimiz gerçek Türk Mûsikisidir, yüksek bir medeniyetin Mûsikisidir. Bu Mûsikiyi bütün dünyanın anlaması gerektir. Onu bütün dünyaya anlatabilmek için milletçe bugünkü medeni dünyanın seviyesine yükselmemiz gerektir.”(7) 

Dipnotlar:

1 - Can Dündar, Milliyet 13. 02. 2004.

2 - Yeni Şafak  Gazetesi, 10. 09. 2012.  

3- Bugün Gazetesi 29. 07. 2013.

4- Ahmed Kemal Üçok, “Görüp İşittiklerim”, Okuyan Adam yay. Ank. 2002, s. 378.

5 - Bkz: Sâmiha Ayverdi, “Ne İdik Ne Olduk”, Kubbealtı Yay. İst. 2007, s. 191.

6 - Halil İnalcık, “Söyleşiler ve Konuşmalar” Profil Yay. c. 1, İst. 2013, s. 82.

7 - Cemal Granda, a. g. e. s. 189.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık