• 01 Kasım 2017, Çarşamba 6:14
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

MEDENİYET

Üstümüzde üç kıtanın kayıdı

Tarih dizimizde doğdu büyüdü

Duymamışken medeniyet neyidü

Garba ışık verdi Şarkımız bizim

Bekir Sıtkı Erdoğan

Medenî: Kelimesi Arapça bir kelimedir ve bilgili, görgülü, kültürlü, şe­hirli manalarına gelir. Eski dönemlerde şehirde yaşa­yanlar azınlıkta olduğu için imrenilecek bir durum idi, ama gü­nümüzde çoğunluk şehirlere kaydı ve her türlü kötülükler, olumsuzluklar çokluğun olduğu şehirlerden çıkmaktadır. Dola­yısıyla şehirli olmak günümüzde bir avantaj değildir, bilakis, birçok steri­sin, sıkıntının kaynağı olmaktadır. Ahir zamanda; “şehirlerden taşraya hicre­tin başlaması, kıyamet alameti ola­rak” bildirilmiş, her halde o günler yak­laştı. Çünkü artık özel­likle büyük şehirler insanı sıkmakta, cendereye çek­mektedir. Şu sözler bu sıkıntıyı dile getiren cümlelerdir:

“Medeniyet lüzumsuz ihtiyaçların sonsuz sayıda çoğalması­dır.” Mark Tawin

“Modern hayat, insanların günün yarısını vücutlarına yağ pompalamak, ikinci yarısını da o yağları eritmek için harca­dıkları garip, akıl dışı bir oyun­dur.”    Mustafa Özel.

“Hiçbir çağda insan bugünkü kadar isteklerinin kölesi ha­line getirilme­miştir.” A. Özdenören

Tarihte Babil, Asur, Aztek, Maya, İnka, Mısır, Pers, Yunan, İslâm mede­niyeti gibi birçok medeniyetler gelmiş geçmiştir. Bugün için revaçta olan Batı medeniyetidir. Batılılar kendilerin­den başka milletlere, hele hele Müslüman Türklere barbar gö­züyle bakarlar ama, hakikatte onların düzenine de medeni­yet denmez, Akif merhumun dile getirdiği gibi, “tek dişi kalmış canavar, sö­mürü ve vahşet” düzenidir.

Lozan Konferansında İngiliz Başvekili Loyd George;          “Türklerin Anadolu da nesi var birkaç kerpiç ve balçıktan evi var Orada medeniyet vesi­kası olarak ne varsa hepsi Yunan ve Roma’ya aittir” diye beyanat vermesi üzerine Eugene Pitard isimli bir ilim adamı şöyle demiştir: “Efendiler, Konya’daki İnce Minarenin kapısı ile, İstanbul’daki Muhteşem Süleyma­niye’nin kubbelerini yapan millete karşı böyle söylenemez. Haddinizi bili­niz”([1])

Bunların yani Batı medeniyetinin kültürü ile yetişip ima­nına, inancına, milletine, örf ve adetlerine hor bakan hatta haka­ret eden insanlarımız bu hu­susta o kadar ifrata kaçmışlar ki, şaire şu sözü haklı olarak söyletmişlerdir:

Medeniyet dediğin ilim irfan demektir

Bizdeki medeniyet düpedüz b… yemektir

Bu irfansız ilimcilere, bu inançsız maskaralara, “kampus kapısından elimden gelse inançlı bir sineğin bile içeri girmesine müsaade etmem” diyen sözde aydınlara ve ateistlere Abdürrahim Karakoç şöyle sesleniyor:

Öyle bir devir ki sakar mı sakar

İçi de dışı da hep bizi yakar

Sözde ilim satan ocaklarından

Dine virüs diyen eşşekler çıkar     

Allah bazen malı, mülkü, serveti, yetkiyi, mevki ve ma­kamı bu tür yara­tıklara da veriyor ki, her halde hem bizi, hem de onları imtihan için. Malum Firavun’a bile ne nimetler ne yetki­ler vermiştir.

Cemil Meriç rahmetli; “medeniyetin tek ölçüsü var, insana verdiği de­ğer” der. Bu ölçüye göre en büyük medeniyet İslâm medeniyetidir. Çünkü o; rengi, derisi, soyu, sopu, cinsi, cibilli­yeti ne olursa olsun üstünlüğün takva ile olacağını ilân etmiş­tir.([2]) Sırf derilerinin renginden dolayı Avrupalılar bazı kişilere bugün bile insan gözüyle bakmazken, dedelerimiz asırlar öce o siyah derili insanlara devletin en büyük mevkilerini teslim et­mişler ve Padişah sa­raylarının en güzide görevlileri onlardan olmuştur. Haçlılar bugün bile bu siyah derili insanları ve Kızıl­derilileri sadece olimpiyatlarda altın madalya kazandıkları za­man insan zannedip alkışlıyor.

Rus fizikçiler yerin 100 metre altında bakır tel bulduklarını, bunun ise atalarının bundan 1000 yıl öncesinde telefon şebeke­lerinin olduğunu kanıtla­dığını duyurmuşlar. Bu olaydan bir hafta sonra Amerikan gazetelerinde ilginç bir manşet: Amerikan bilim adamları yerin 200 metre altında 2000 yıl önce­sine ait fiberoptik kablolar bulduklarını, bunun ise, Amerikan toplumu­nun Ruslardan 1000 yıl öncesinde gelişmiş dijital haberleşme sistemleri olduğunu söylemişler... Bir hafta geçmeden Trabzon, Araklı' da yerel Taka gazetesinde yeni bir manşet: Trabzonlu bilim adamlarının yerin 500 metre altına kadar kazdıklarını ve hiçbir şey bulamadıklarını, bunun Atalarının 5000 yıl önce­sinde kablosuz (wireless) iletişim sistemlerini kullandığının ispatı olduğunu belirtmişler!..

Dipnotlar

1-Yakın Tarihimiz, c. 3, Vatan Gazetecilik AŞ İst. 13 Eylül 1962 sayı 29, s. 91; İbrahim

    Refik, Tarih Şuuruna Doğru-2, Albatros Yay.İst.2001,s.61

2-Müsned 5/441

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık