• 31 Ağustos 2017, Perşembe 9:29
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

KURBAN (2)
İslâm; İnsan kurban edilme işini kaldırmış, hayvanların kurban edilmelerini emretmiştir. Çünkü; Onun nazarında insan çok de­ğerli(1) yer yüzünün en gözde canlısı(2) kutsal ve mübarek bir birey,(3) yerde ve gökte ne varsa hepsini onun hizmetine ve menfaatine sunulan şerefli bir varlıktır.(4)

Aslında Allah'ın haşa ne kurbana, ne ete, ne de kana ihtiyacı yoktur. O yemeden içmeden münezzehtir. Kur’an’da şöyle buyurulur: “Onların (Kurbanların) ne etleri ne kanları Allah'a ulaşmaz. Fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır”(5) Allah kendisi için Hz. İbrahim’i “vadine yerine getirecek mi?” diye denediği gibi kullarını da; “benim bunlara verdiğim bu kadar nimete karşılık acaba onlar da benim emirlerimi yerine getirecekler mi, benim için bir şeyler verebilecekler mi, nimetlerime şükür edecekler mi?” diye kullarını denemektedir. 

Cenâb-ı Allah Peygamber Efendimize, dolayısıyla kullarına Kevser Sû­resinde: “...O halde namaz kıl ve kurban kes”(6)  diye emrettiği için Hanefi mezhebine göre: Hür, mukim, akıllı, buluğ çağına gelmiş ve İslâmî ölçülere göre zengin sayılan kişilerin üzerine kurban kesmek vaciptir, diğer mezhep­lere göre müekked sünnettir.

 

Hak veya batıl bütün dinlerde mevcut olan kurban olayı, sanki sadece İslâmiyet’te varmış gibi bazı art niyetli ve maksatlı kişilerin gözüne bat­makta Kurban bayramı günleri yaklaşınca: “Efendim bu acımasızlıktır, hayvan katli­amıdır, memleket ekonomisine zarardır…” gibi sözler basına yansımaktadır. Ziya Paşa’nın:

Onlar ki lâf ile verirler dünyaya nizâmat

Bin bir türlü teseyyüp bulunur hanelerinde

                           

dediği gibi bunu söyleyen adamlar da sofrasından kuzu ve piliç eti eksik ol­mayan entel veya inanç zafiyeti içinde olan kişilerdir.

Bu zat-ı muhteremler! Lokantalarda yengeçlerin kaynar suda pişiril­me­sine, salyangoz ve benzeri hayvanların içine limon döküp diri diri eritip ye­nilmesine, arka butları çok lezzetli olduğu için sadece butları için öldü­rülüp Avrupa ve Amerika’ya gönderilmek üzere yüz milyonlarca kurbağa­nın itlâf edilmesine(7) kürkleri için yüz binlerce hayvanın yok edilmesine, ABD de Bizon neslinin tüketilmesine,(8) dinamitle balık, siyanürle tilki av­lanmasına, aşırı çoğaldıkları ve çevreye ve çiftçilere zarar verdikleri için Avustralya’da her yıl milyonlarca (2002 yılı içinde 1,5 milyon)  kanguru­nun devlet eliyle itlaf edilmesine, her yıl 300 milyon hayvanın laboratuar­larda deney için öldü­rülmesine(9)… Bir şey demezler, ama Müslümanların dini inançlarını yerine getirme hususuna geldi mi bir kaşık suda fırtına ko­parıyorlar.

Halbuki bu devede kulak misali. 2001 yılında hacda ve Kurban bay­ra­mında kesilen hayvanları dile dolanıp lüzumsuz şeyler söylenmeye başla­nınca TURSAB yetkilileri şu açıklamayı yaptılar:

“2001 yılında 86 bin kişi hacca gitti ama, büyük ekseriyeti turist ola­rak 5 milyon kişi yurt dışına çıkış yaptı. Kutsal topraklara gidenler yurt dışına gi­denlerin 20 de biri bile değil. Bu mesele neye böyle haksız bir şe­kilde dile dolanıyor?” Memleket ekonomisi, fakir ve fukara düşünülüyorsa bir kurban parasının belki yüzlerce katını yurt dışında harcayan bu insanlar neye göze batmaz.

Osmanlının son dönemlerinde, İstanbul Zabıta müdürlerinden Osman Bey hak ve hukuka çok riayet eder bilhassa hayvanların hakkını korumak için çırpınırmış. Yük taşımada kullanılan hayvanların bakımlarının iyi olup olma­dığını, karınlarının doyurulup doyurulmadığını sık sık kontrol eder­miş.  Bir gün fakirin birini durdurup  hayvanının karnını yoklayınca adam; “Müdür Bey Allah razı olsun çok merhametlisiniz, hayvanın karnını yokla­dınız da, bir de sahibinin karnını yoklasanız” demiş.(10)

Fakir ve fukarayı, sayıları yüz binlere varan sokak çocuklarını, yılda bir defa Kurban bayramında ancak et görebilen düşkün ve yetimleri… Dü­şünme­yip sırf çarpık fikirlerinden dolayı hayvan hakları savunuculuğu adı altında, Müslümanların bu ibadetine dil uzatanların misali de zabıta müdü­ründen pek farklı değil. Yani hayvanları da düşünelim ama, onlardan önce sahiplerini.

Üstelik Kurban’ın hiçbir şeyi boşa gitmez. Eti, derisi, bağırsağı, yünü…Yine vatandaşımızın menfaatine sunulmakta. Ya yurt dışında harca­nan milyar dolarlar kimin menfaatine akmaktadır? 

Dipnotlar:

1- Tîn Sûresi, 4.

2- Bakara Sûresi, 30.

3- İsrâ Sûresi, 70.

4- Bakara Sûresi, 29; Câsiye Sûresi, 13; Nahl Sûresi, 18; İsrâ Sûresi, 70.

5- Hac Sûresi, 37.

6- Kevser Sûresi, 2.

7- Z.Gazetesi, 20. 11. 1992.

8- S.Dergisi, sayı: 200, s. 375.

9- Milliyet Gazetesi, 23. 09. 1992.

10- Ö. Faruk Yılmaz, “Osmanlı Fıkraları”, Osmanlı yay. ist. 2000  s. 75.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık