• 15 Eylül 2017, Cuma 7:18
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Kudüs, Osmanlı ve Araplar (5)

The Guardian gazetesi “Osmanlı imparatorluğunun çöküşünün olumsuz sonuçları bugün daha çok hissediliyor.” diye başlık atmıştır. Bu menfi faaliyetlere inanan, İngiliz altınlarına tamah edip onlar lehine, Osmanlı aleyhine çalışanlar,(1) Osmanlıya kalleşlik yapanlar, 400 yıl koruyuculuğunu yapan o kerim devlete ihanet edenler, hatta Osmanlıyı arkadan vuranlar çıkmıştır.(2)

Ama bunlar münferit hadiselerdir. “Araplar bizi arkadan vurduğu için biz Filistin cephesinde ve Kanal Seferlerinde yenildik” gibi radikal sözler ve fikirler asla doğru değildir.

Bu da yine Haçlı-Siyonist ittifakının ve propagandasının bir neticesidir. Araplara bizi öyle tanıtıp nefret ettirmişler, bize de böyle diyerek Araplardan tiksindirmişler, tabiî ki parsayı da kendileri kapmışlar ve hâlâ kapmaktadırlar.(3) Bunlara yani Türk-Arap düşmanlığını pompalayan sözlere asla inanmamak gerekir.

Bazı hadiseler olmuştur. Bunu kendilerinden akl-ı selim sahibi olanlar da itiraf ediyorlar.(4)

Filistinli bakan Salim Tamari, Türkiye’den Filistin’e giden resmi parlamento heyetine “Araplar olarak Osmanlı Devletine yaptıkları ihanetin bedelini ödediklerini” söylemiştir.(5)

Osmanlı sadece onların kalleşliği neticesi yenilmiş değildir. Bazılarının yaptığı gibi, bunun vebal ve sorumluğunu tamamen onlara yüklemek, her halde haksızlıkların en büyüğü olur. O zaman Balkanlarda 600 sene uşaklığımızı yapan Bulgarlara neye yenildik? Edirne’ye kadar onlar nasıl gelebildiler? Tarihteki bu menfur oyuna hâlâ inanmakta ısrar etmeyelim.

“Bazı tarihçilerin ‘Araplar Osmanlıyı arkadan vurdu’ demeleri hiçbir delile dayanmamaktadır. Şerif Hüseyin Paşa’nın emri altında toplanan birlikler; para gücüyle toplanmış bir tür lejyoner bedevilerdi. Bunlar Hicaz çöllerinde göçebe hayatı yaşayan, yağmacılık, hırsızlık ve talanla geçinen son derece cahil, dünyadan habersiz kimselerdi. Bunlar çarpıştıkları Osmanlı askerlerinin mahiyetinden bile habersizdiler. Aklı başında olan Araplardan şehir halkından kimse bu isyancılara katılmamıştır.”(6)

Yine bazı insaflı ve tarafsız tarihçiler; Arap isyanı diye bir şey yoktur. Araplar O günkü İttihat ve Terakki idarecilerinin yaptıkları haksızlık ve zulümlere isyan etmişlerdir.(7)

Filistin Ordusu Komutanı olan Cemal Paşa’nın birçok Arap aydınını astırması, aşırı şiddet ve tahakküm uygulaması gibi sebeplere(8) isyan etmişlerdir diye değerlendirenler vardır.

Akif Merhumun bu husustaki değerlendirmesi ne kadar ibretlidir: Türk Arab’sız yaşamaz. Kim ki “yaşar” der, delidir! Arab’ın, Türk ise hem sağ gözü, hem sağ elidir.(9)

Gerçekten bunun böyle olduğu, Gazze savaşından (27.12.2008) sonra daha iyi anlaşılmıştır. Münferit veya küçük çaplı olumsuzluklar oldu ise de; Osmanlı ordusu Filistin’den çekilirken “Bizi kimlere bırakıp da gidiyorsunuz ey Osmanlılar!” diye ağlayan Araplar, Kudüs Surlarından Osmanlı bayrağı indirilirken: “Biz bu bayrağın yokluğuna nasıl dayanacağız” diyerek ağlayan, feryat eden, gözyaşı döken, Türk asker ve subaylarının eline ayağına sarılıp nesi var, nesi yok anlara vermeye çalışan Araplar ve yetkililer de olmuştur.(10)

Lozan görüşmeleri esnasında TBMM kapılarında gece gündüz dolaşıp; “Bizi İngiliz kurtlarının eline teslim etmeyin” diye Türk Milletine yalvaran Arap yetkililer de olmuştur.(11)

Dipnotlar:

1- Musa Anter, Hatıralarım, Yön yay. İst 1991, s. 86; İbrahim Refik, Tarih Şuuruna Doğru-2, Albatros Yay. 7. Bas. İst. 2001, s. 63.                                                                                                                                                                   2- Çharles V. F. Towshend, Irak Seferi ve Esaret, Yeditepe yay. İst. 2007, s. 112.                                                           3- İlham Bardakçı, Tuğraların Ağıtı, Türk Edebiyatı Vakfı Yay. İst. 2004, s.89.                                                             4- İbrahim Refik, Tarih Şuuruna Doğru-4, Albatros Yay. İst. 2004, s.94. 5- Tarih ve düşünce der. Temmuz 2004, s. 74.                                                                                                                     6- Burhan Bozgeyik, Nasıl Yaşadılar, Cihan Yay. İst. 2008, s. 93.                                                                                     7- Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar-2, M. Ertuğrul Düzdağ, Kaynak Yay. 2007, İst. 2. baskı, s.54.                                           8- Suriye Hatıraları, Ali Fuat Erden, İşbankası Yay. İst. 2006, s.279-281-282-290-291-293.                                         9- Safahat, Mehmet Akif, Ö. Rıza Doğrul, Yeni Matbaa, İstanbul, 1966, s.206.                                                             10- Selahattin Günay, Suriye ve Filistin Anıları, Bizi Kimlere Bırakıp Gidoyorsun Türk, İş Bankası Yay. İst. 2006, s. 116-118. Arapların hepsinin asi ve Türk düşmanı olmadıklarını, Kanal seferi ve Filistin savaşlarında Türk ordusuna ne kadar yardım yaptıklarının, faydalı olduklarının bilinmesi için bu kitabın okunması gerekir. Suriye Hatıraları, Ali Fuat Erden, İşbankası Yay. İst. 2006, s.82.                                                                                                                     11- Mustafa Armağan, “Tarihimizle Hesaplaşma”, Profil Yay. İst. 2007, s. 9.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık