• 24 Mart 2020, Salı 8:39
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

KUDÜS, KANAL HAREKATI VE ARAPLAR(1)

Kudüs’ün İbranicedeki adı Yeruşalayim’dir. Batı dil­lerindeki adı da Jerusalem’dir. Müslümanlar “bereket, mü­barek” gibi manalara gelen Kudüs demişlerdir. Kur’an-ı Kerimde Mescid-i Aksâ diye geçen ayetten Kudüs ve ha­valisi kastedilir.

Tarihi MÖ 5’inci asra kadar gider. Birçok yıkımlara, istilâlara ve el değiştirmelere maruz kalmıştır. Birçok pey­gamberin doğduğu ve ikamet ettiği bir şehirdir. Yahudi­lerce Tanrı Yahova’nın ikamet ettiği ve kıyamete kadar İsrail oğullarına başkent olarak verildiğine inanılır.

Yahudiler ibadet ve dualarında Kudüs’e dönmek mec­buriyetindedirler. Hz. İsa bu şehirde doğup, tünyevi hayatı bu şehirde son bulduğu için, Hıristiyanlarca da kutsal şehir kabul edilir ve hac için buraya gelirler. Müslümanlar da ilk zamanlar Kudüs’e dönerek ibadet etmişlerdir. Daha sonra Kâbe’ye dönmeleri emredilmiştir.

Kur’an’da Mescid-i Aksâ ve havalisinin (Kudüs’ün) mübarek ve mükerrem bir yer olduğu, Hz. Peygamberin Mirac’a giderken burada namaz kıldığı bildirilir.(1) Dolayı­sıyla üç büyük din tarafından da Kutsal bir şehir olduğu kabul edilir. Müslümanlar tarafından Mekke ve Medine’den sonra üçüncü mübarek ve mümtaz şehirdir.

Hz. Ömer’in hilafeti döneminde Ebu Ubeyde b. Cer­rah komutasındaki İslâm orduları Filistin’i fethetmiş, Ku­düs’ü de muhasara etmiştir. Şehrin patrik ve din adamları, şehri Halife Ömer’e teslim edeceklerini bildirmişler, M. 638 yılında Hz. Ömer’in gelmesiyle şehrin anahtarı teslim edilmiş, hiçbir zulüm ve katliam yapılmamış, kimsenin malına, canına bir zarar gelmemiştir.

Emeviler, Abbasiler, Fatımiler, Büyük Selçuklular dö­neminde Kudüs bir ilim ve irfan şehri olmuştur. Gayri Müslimler rahat ve huzur içinde yaşamışlardır.

Haçlı orduları 15 Temmuz 1099 da Kudüs’ü kuşatıp, 461 yıl İslam idaresinden sonra, Fatımî’lerin elinden al­mışlar, Hz. Ömer dönemindekinin aksine bütün Müslü­manları, Müslümanlara yardım ettikleri gerekçesi ile bütün Yahudileri katletmişlerdir. Öldürülen bu insanların 70 bin civarında olduğu tarihi rivayetler arasındadır.

2 Ekim 1187 de Salahaddin Eyyubî tekrar alıncaya kadar 88 yıl Kudüs Haçlıların elinde kalmıştır. Salahaddin Eyyubî fethinde de yine kıyım ve katliam olmamış, isteyen gayri Müslimler her şeylerini alıp şehri terk etmişler, dile­yenler de kalmışlardır.

1516 yılına kadar Eyyubiler, Fatımiler, Memlükler… elinde kalan Kudüs, bu tarihte, Yavuz Sultan Selim’in Mercidabık Memlükleri yenmesiyle Osmanlının eline geçmiştir.

1917 yılına kadar 401 sene Osmanlı idaresinde kalan ve birçok imar faaliyetleri gören, sosyal imkânlara kavuşan Kudüs, mezkür tarihte Osmanlı Ordusunun İngilizlere Ka­nal Savaşlarında yenilmesiyle elden çıkmıştır.

1948 yılına kadar İngilizlerin idaresinde kalan Filistin bölgesine birçok Yahudi iskân edilmiştir. Bu esnada Araplarla Yahudiler arasında birçok huzursuzluklar, is­yanlar, arbedeler olmuş, 1948 yılında da Arap İsrail Savaşı vuku bulmuştur. Bu savaşta Kudüs ikiye bölünmüş, Batı Kudüs İsrail’in başşehri ilân edilmiştir. Doğu Kudüs Ür­dün’de kalmıştır. İsrail 1980 de BM’in kınamalarına-bo­yamalarına! rağmen İsrail’in ebedi başşehri ilân edilmiştir.

Kudüs’ten başlamak üzere satın alma, el koyma, dev­letleştirme, zorla, baskıyla Arapların elinden alma yön­temleriyle yarım asra varmadan İsrail Kudüs’ün tamamına sahip olmuştur. Bugün her türlü haklardan mahrum, kor­kutulmuş, sindirilmiş, hakları ve malları gasp edilmiş çok az bir Arap nüfus barınmaktadır.

Kudüs en huzurlu günlerini Osmanlı döneminde ya­şamıştır. Kutsal mekânlar hatırına Osmanlı Kudüs’e çok daha farklı davranmış, her tarafını vakıflar ve sosyal tesis­lerle donatmıştır. İsrailli tarihçi Amy Singer bundan sita­yişle bahseder ve Hürrem Sultanın yaptırdığı Vakıf ve müştemilâtıyla ilgili bilgi verir.(2)

Her üç dinin mensubu da, Batılı misyonerlerin insan­ları iğfal etmeye başladıklar, 1850 li yıllara kadar eşitlik ve müsavat içinde yaşamışlardır. Osmanlıyı erkekçe-mertçe savaş meydanlarında yenemeyen Haçlılar, işi kalleşliğe döküp, Osmanlı içindeki azınlıkları çeşitli şekillerde iğfal etmeye, kandırmaya, isyan ve ihtilallere teşvik etmeye başlayınca her yerde olduğu gibi, Filistin ve Kudüs’te de huzursuzluklar başlamıştır.

Dipnotlar:

1- İsra, 17/1.

2- Mustafa Armağan, “Kır Zincirlerini Osmanlı”, Da Yay. 2004, İst. s.137. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık