• 10 Aralık 2016, Cumartesi 9:06
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

KISKANÇLIK
 

Senden ednâyı görüp şükr ile demsâz olmak

Senden âlâlara reşk eylemenin merhemidir

                                                       Nâbî

“Senden aşağıdakilere bakıp, şükredip, onlarla dost olmak, kendinden yukarıdakilere bakıp kıskançlıkla üzülmekten daha iyidir.” 

Kıskançlık gerçek Müslümana yakışan ve yaraşan bir tavır değil, bilâkis şeytanın huy ve hasletidir. Çünkü o, Âdem Baba­mızı kıskandı, çeşitli hile ve desiselerle onların cennetten ko­vulmasına sebep oldu, kendi de lanetlenip oradan çıkarıldı. Kıs­kançların sonunun da onunki gibi olacağını Allah ve Resülü bildiriyor. İslâm’da gıbta vardır ama kıskançlık yoktur. Yani; dünya işlerinde insanlardan daha iyi olayım, daha zengin ola­yım, yarışı ben kazana­yım… diye daha fazla çalışırsın, gayret edersin, efor sarf edersin, fedakârlık yaparsın… bu gıbta, ama ben onları geçeyim diye çıkılan yarışta ayağına çelme takarsan, tekerine taş korsan, onun zararına çalışırsan… bu kıskançlık­tır.

Kıskanmak bir yerde caizdir; o da kendi ehlini, aileni, na­musunu kıska­nacaksın. Nasûhî bu hususu şöyle dile getirmiş:

Kendi ehl-i beytini kıskanmayan bir âdemin,

Pek bozuktur tıyneti, ondan fazilet bekleme! 

 

Sultan ll. Bayezid Amasya’da şehzade iken, bir delikanlı­nın yazısı dikka­tini çekmiş, onunla tanışmış, padişah olunca İstanbul’a getirtmiş ve Türk Hat Sanatının piri, üstadı olan Şeyh Hamdullah’ı, o büyük kabiliyeti ortaya çıkar­mış ve ona çok büyük saygı gösterirmiş. Öteki Paşalar bu durumu kıskanırlar ve zaman zaman hissettirirlermiş. Padişah bir gün kütüphanede Hamdullah’ın yazdığı bir Kur’an-ı Kerimi bir sehpanın üstüne koymuş, diğer paşalara da birer kitap alıp sehpanın üstüne       koy­malarını emretmiş. Onlar değişik kitaplar alıp sehpanın üstüne koymuşlar ama, hiçbirisi Kur’an’ın üstüne başka bir kitap koy­mamış. Padişah; “gördünüz mü hiçbiriniz Kur’an’ın üstüne kitap             koyama­dınız, hürmet ettiniz. O halde Kur’an yazan ve ahlâkı da Kur’an gibi olan Hamdullahı benim çok sevmemi neye kıskanırsınız?” demiş. 

 

Benzer bir kıssa da Gazneli Mahmut için anlatılır: Vezirle­rinden baş vezi­rini çok severmiş, diğer vezirlerde onu kıskanır­larmış. Bir yolculuk esnasında Sultan Mahmut içi mücevher dolu bir torbayı ortaya atıp “yağma” diye bağı­rınca etrafındaki vezirlerin hepsi onlardan bir şeyler kapmaya koyulmuşlar, ya­nında sadece baş vezir kalmış, ondan sonra Sultan; “gördünüz mü? Benim bu zatı çok sevişimin sebebini anladınız? Demek düşman aynı şeyi yapsa, sizi beni yalnız bırakacaksınız” demiş ve onları utandırmış.([1]) 

Şöyle bir latifede anlatılır: Hz. Havva validemiz, Âdem ba­bamızla evle­nip birçok çocuk sahibi olur. Tabi onların yetişti­rilmesi, hizmetlerinin karşı­lanması, talim ve terbiyeleri derken çok yıpranmış ve kendi talip olarak, ısrar ederek Hz. Âdem’e bir hanım daha istemeye karar vermişler, dünya üzerinde evlatla­rından başka insan olmayınca, bu talep cennetten karşılanacak. Cenâb-ı Hak emir vermiş bir huri cennetten çıkarılıp gönderil­mek üzere iken, Hz. Havva’nın kıskançlığı tutmuş ve vazgeçmiş “gelmesin” demiş. Melekler de­mişler ki, “emir verildi, cennet­ten çıktı, bunun geriye dönüşü olmaz, mümkün değil” demişler. Hz. Havva’nın kesin tavrı karşısında çareyi gelen huriyi gelin olarak oğlanlardan birine almak suretiyle mesele halledilmiş, gelinlerle kayna­nalar arasındaki rekabet, kıskançlık ve soğukluk bu olayla başlamış ve hâlâ devam etmektedir diye latife yapar­lar. 

Bir otobüs gelin, bir otobüste kaynanalar doldurmak sure­tiyle pikniğe gitmişler, kaynanaların otobüsü uçurumdan yu­varlanmış ve hepsi ölmüş. Ge­linler zil takıp oynamamışlar ama, pek de üzülmemişler. Ama bir gelin habire ağlarmış bir türlü durduramamışlar ve demişler ki; “kaynana için bu kadar ağla­maya, gözyaşı dökmeye değer mi?” O şöyle cevap vermiş: “otobüste benim kaynanam yoktu, getirmemiştim, onun için ağlıyorum.”

 

Dipnot:

1- İbrahim Refik, Hikmetler Kitabı, Albatros yay. İst. 2005. s. 104.

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık