• 06 Aralık 2019, Cuma 8:14
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

İSLÂM’DA TEMİZLİK (6)

Dilinden yani sözlerinden dolayı çok sıkıntılar çeken, ha­pisler, sür­günler yaşayan Şair Eşref’ten(1) konuyla ilgili mi­zah ve sitem dolu bir şiir: 

Acıya hâl-i sabâvette alıştırmak için,

Müslüman’ın s..kini önce şeriat kesiyor.

Âlet-i zulm ederek din-i mübini hâşa

Dilini doğruların sonra hükümet kesiyor.

Yani: Sabiyi acıya alıştırmak için şeriat pipisini kesiyor, büyüyünce doğ­ruları söylemeye kalkarsa hükümet de dilini kesiyor.

İslâmiyet öyle temiz, öyle nezih, öyle nazif, öyle latif bir din ki; baş düşmanımız olan şeytana atacağımız taşın bile temizlenip atılmasını emretmiştir. Malum haccın vaciplerin­den biri de Mekke’deki Mina semtinde sembolik manadaki şeytanları taş atmaktır. Peygamberimiz bu şeytanlara atılacak taşların bile, -günümüzde daha iyi anlaşılacağı bir tabirle, suyun petrolden kıymetli olduğu bir iklimde- yıkanarak atıl­masını emretmiştir.

Müslümanların iptila derecesinde temizlik hastası oldukla­rını şuradan da anlayabilir ki; biz ölülerimizi bile, başka din mensupları gibi, elbiseleri ile bazı kokuşmuş sular ve yağlar dökerek değil, en az üç defa sabunlu su ile yıkayıp, tertemiz toprağa yani Rabbine tevdi ederiz. Rahmetli Necip Fazıl mer­hum bunu ne güzel ifade etmiş:

Kâinatta ne varsa suda yaşadı önce

Üstümüzden su geçer doğunca ve ölünce

Evet biz çocuğu doğduğunda da, Hıristiyanlar gibi, yıllar­dır kokuşmuş vaftiz suyu ile mesh etmekle yetinmeyiz, defa­larca sabun ve hijyen maddeleri ile yıkarız. Şöyle bir nükte anlatılır:

Süleyman Nazif ile temizlik hastası Abdülhak Şinasi Hisar bir lokantada yemek yiyorlarmış, Şinasi garsondan su iste­yince, Süleyman Nazif; “Aman evladım suyu yıka da getir” demiş.

Peygamber Efendimiz hac esnasında zemzem kuyusunun yanına gelmiş, Muttalip oğullarının yani kendi akrabalarının su çekip hacılara ikram ettiklerini görünce çok memnun ol­muş ve şöyle buyurmuş: “Ey Muttalip oğulları! Suyu çek­meye devam ediniz. Siz şu anda Salih amel işliyorsunuz. Eğer insanlar (beni yaptı diye) hac görevine dâhil bir ibadet zannedip de burada izdihama sebebiyet vermeyeceklerini bilseydim bende devemden inip sizinle bu işi paylaşır­dım.”(2)

Peygamber Efendimiz suyla ilgili hassasiyetini diğer hu­suslarda da göstermiş, ağaç dikme, arzın ihyası (mümbit hale getirilmesi) ve bazı bölgelerin sit alanı ilân edilip, tabiata insanların zarar vermesini önlemiştir. Hac’da ihramlı kişilerin Harem bölgesinde en ufak bir otu, çöpü koparmaması, hiçbir hayvanı, bir sineği bile öldürmemesi, bunları yaparsa ceza gerektiği hususundaki hadisleri de bu kaygının bir ifadesi olsa gerek.(3)

Ebu Talha Hazretleri Beyraha’daki içinde tatlı su bulunan hurmalığını vakfetmeyi istediğini Peygamberimize söyle­yince O; “Aferin işte kazançlı mal budur” diye birkaç defa tekrarlamıştır.(4)

Sa’d b. Ubade Hz. Resûlullaha “senin en çok hoşuna gi­den sadaka hangisidir” diye sorar Peygamberimiz: “su” bu­yurur.(5)

Hz. Ali de bir tarlasına kuyu kazdırmış ve bol miktarda su çıktığı kendisine müjdelenince çok memnun olmuş ve Müs­lim gayri Müslim ayırımı, savaş ve barış zamanı ayırımı yapmadan, miras olmamak kaydıyla ebedi olarak vakfetmiş ve bu kuyuyu bu vasfından yani vakıflık özelliğinden çıka­ranlar için “Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin o insanlar üzerine olmasını dilemiş ve Allah, ne farz ne de nafile olarak kıldığı namazlarını kabul etmesin” diye beddua etmiştir.(6)

Buradan esinlenmiş olacaklar ki; İslâm âleminde kurulan birçok vakfın vakfiyesinde (senedinde), bu vakıfları iptal eden, vakıflıktan çıkaran, başka menfaat ve maksatlara tahvil eden (değiştiren) kimseler için bu ve benzeri beddu­alar ya­zılmıştır.

Yine Peygamber Efendimiz: “İhtiyaçtan fazla suyu yol­culardan esirgeyen kişinin kıyamet günü Allahın rahmetin­den mahrum kalacağını” bildirmiştir.(7)

Ayrıca insanlara ve diğer canlılara Allah rızası için su vermeyi hararetle teşvik etmiş, Ahirette de bunun ecrinin çok büyük olduğunu belirt­miştir. Bu Sebeple Hz. Peygamber, Rume kuyusunun alınma­sını teşvik ederek “Kim Rume kuyusunu kovalarıyla birlikte olmak üzere satın alır ve Müslümanlara bağışlarsa ona cennet vâdedilmiştir”(8)  buyurmuştur. Hz. Osman bu teşvik üzerine söz konusu kuyuyu satın alarak vakfetmiştir.

Dipnotlar:

1-Hilmi Yücebaş, “Şair Eşref Bütün Şiirler ve Hatıraları”, İst. 1978, s. 292.

2-Buhârî, Hac, 75; Ebû Dâvûd, Menasik, 56, İbni Mâce, Menasik, 84.

3-Buhârî, İlim 37, Sayd 8, cihad 71, megazi 50, Müslim Hacc 446.

4-Buhârî, Zekât 44, Müslim, Zekât 42.

5-Ebû Dâvûd, Zekât 41.

6-Hilalürre’y, Kitabü’l-is’af Kahire 1320, s7; Küleynî, el –Kâfi, 9.

7-Buhârî, Müsâkât 5.

8-Buhârî, Müsâkât 12.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık