• 19 Nisan 2018, Perşembe 7:35
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

IRKÇILIĞIN OSMANLIDA OLMADIĞI (4)

08. 01. 2015 târihinde Pariste üç terör olayı gerçekleşti ve 20 kişi öldürüldü. Dünya ayağa kalktı, liderler mesaj üstüne mesaj yayımladı. 11. 01. 2015 târihinde Pariste yapılan terörü protesto yürüyüşüne dünya liderlerinin birçoğu katıldı. Senelerdir Irakta, Suriye’de, Pakistanda her gün terör olaylarında onlarca kişi ölür. Hattâ Paristeki olayın cereyan ettiği gün Nijerya’da Booko Haram örgütü bir kasabayı bastı ve 2000 den fazla insan öldürdü. Kimsenin kılı kıpırdamadı. Medyada doğru-dürüst gündeme bile gelmedi. Niye çünkü onlar zenci, çünkü onlar ucuz, çünkü onlar Avrupalı değil!..

Avrupalı ırkçıdır. İnsandan önce unvanlara değer verir. Un­vanlar onlarda isimden yani insandan önce gelir Kont... Dük... Bizde ise insandan sonra gelir. Hasan Paşa, Ahmed Bey gibi.(1)

Napolyon kendisi asil bir soydan gelmediği için hayat boyu bunun acısını duymuş, hiç olmazsa asil bir kadın alayım da, bu eksikliğimi gideriyim diye çok sevdiği karısını boşamış ve Hasburg hânedanından bir kadın almıştır.(2) 

Avrupalılar o kadar müfrit ve ırkçıdırlar ki; bizim Cüneyt Arkın’ın film­lerini gerçek dışı bulup bazı devletler oynatılmasını yasaklarken, kendileri Antik Çağda 300 Spartalı’ya (Yunan gücü) bir milyondan fazla hattâ Târihçi Heredot’a göre 2 milyon 600 bin kişilik Pers (İran) ordusunu yendirirler.(3) “300 Spartalı” Filmi seyredildiğinde bu gerçekler görülebilir.

Osmanlı Irkçılık Yapmamıştır:

Osmanlı hiçbir zaman ırkçılık yapmamıştır. İnançları gereği kavmiyetçi­liğin en büyük kul hakkı olduğunu ve kul haklarının da affının olmadığını gâyet iyi bildikleri için Arap, Acem, Arnavut, Boşnak, dönme, Rum, Ermeni, Yahûdi…

Kim olursa olsun sosyal haklar ve uygulamalarda hiçbir kayırma yapmamış, liyakati varsa hiç tereddüt etmeden devletin en üst kademelerinde o insanları değerlendirmiştir. Eski kitaplarda “ber veçhi âlâ” tabiri kullanılırdı, yukarıda geçtiği üzere; 624 senelik Devleti Aliyye döneminde görev yapan 215 Sadrâzam­dan (başbakandan) sâdece 78 tanesi Türk asıllıdır.

Geri kalanlar başka millet ve soylardandır.(4) O dönemlerde Osmanlı sarayının en popüler görevlileri zenci harem ağalarıdır. Aynı dönemlerde Avrupa’da ise asil olma­yan insanların ağzıyla kuş tutsa bile, üst kademe devlet görevlisi olması mümkün değildir. Târih bunun örnekleriyle doludur.(5)

Osmanlı Balkanlarda 500 sene kalmış, çekilince her şey yerli yerinde. Bu realiteyi aşırı Sırp Milliyetçisi bir Prof bile "Os­manlı tebaasının dinine ve diline dokunmamıştır" diye itiraf etmiştir.(6)

Eski Dışişleri Bakanlarımızdan İhsan Sabri Çağlayangil’in Macaristan’ı ziyaretlerinde Macar Dışişleri Bakanı şöyle hitap etmiştir: “Sayın meslektaşım, ben bugün nutkumu Macarca vere­biliyorsam, bu Türklerin sayesindedir. Siz Türkler Macaristan’da 150 yıl kal­dınız, fakat dilimize dokunmadınız. Siz olmasaydınız, bugün bu nutkumu Ma­carca değil, fakat Almanca söylemek zorunda kalırdım” demiştir.(7)

Gerçekleri gören Macarlar böyle diyor ama Avrupalıların oyun ve propa­gandalarına kanan Arap gençlerinden bazıları farklı kanaatte ve Osmanlı düşmanlığı yapmaktadırlar. Bir konferansında rahmetli Necip Fâzıl Merhuma Suriyeli bir genç; “sizin dedeleriniz bizi 400 sene sömürdüler” diye Fransızca olarak laf atınca, merhum, o gencin lafını ağzına tıkıyor ve şöyle diyor:

 “ken­din söylüyorsun Osmanlı oralarda 400 sene kalmış, ama Fransızlar 20 sene kalmış, fakat sen bana sorunu Osmanlıca sormuyorsun da, Fransızca soru­yorsun, sebep ne? Çünkü benim dedelerim oralarda sömürgeci olarak kal­madı, bilakis oraların batılıların şerrinden korudu, muhâfaza etti.”

Fransızlar Cezayir ve benzeri yerlerde halkın inanç ve dillerine o derece müdahil ol­muşlar ki; Cezayir kurtuluşunun lideri ve ilk Cezayir Başkanı Bin Bella ana dili Arapçayı seri olarak konuşamıyor, nutuklarını, konferanslarını Fransızca veriyordu.(8)

Halil İnalcık Hocamızın tespitlerine göre; Avrupalıların teşviki ile Arap devletlerinde ilk milliyetçilik hareketlerini başlatanlar, halkın fikrini ve zikrini bozup Osmanlı aleyhine kıyam ettirenler de, yine bu devletlerin içlerindeki Hıristiyan Araplardır.(9)

Gerçekten Osmanlı idâre ettiği yerlerde kimsenin dinine, diline, inançla­rına ve fikirlerine müdahale etmemiştir. Bunun içindir ki; 400-500 sene idâremiz altında kalan milletlerden bir tane gösterilemez ki; Osmanlıca konuş­sun. Ama bugün kendi öz dillerini tamamen unutup, sömürgeci devletlerin dillerini konuşan Arjantin, Brezilya, Şili… gibi birçok devletler vardır.

Ama Cumhuriyetten sonra Avrupa hayranı bazı idâreciler bu hususu te­lafi etmek için büyük çaba sarf etmişler, Avrupalılardan geri durumda oldu­ğumuz bu ırkçılık durumunu telafi etmeye kalkmışlar, Güneş Dil Teorisi diye mantıksız bir tutum içine girmişler, başarılı olamamışlar, 64 bin civârında ölmüş insanın kafataslarını ölçüp bir teori geliştirmeye çalışmışlar o da tut­mamıştır.(10)

 Fâtih’e, Yavuz’a, Kanûnî’ye hor bakarken, Mete’yi, Cengiz’i, Hülagu’yu, Timur’u ön plana çıkarıp, biz bunların soyundanız demek iste­mişlerdir.(11) Fakat Rus zulmü altında inim inim inleyen Türk İlleri ile ilgilen­memişler, onları kendi kaderlerine terk etmişler, hattâ bunlarla birazcık sıcak ilgi ve alaka kurmaya çalışan insanları da takibata tabi tutmuşlardır.(12)

Dipnotlar:

1-M. Niyazi Özdemir. Mevlânâ Güldestesi Yayın no 7 s. 164.

2-Münevver Ayaşlı, “İşittiklerim, Gördüklerim, Bildiklerim”, Timaş Yay. İst. 2006, s. 67. 

3-https://www.google.at/#q=300+spartalı+flminde+pers+ordusunun+sayıs


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık