• 24 Mart 2015, Salı 8:35
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

İHTİYARLIK
Artık iş kalmadı yarenler bizde Tökezler olduk yazıda-düzde Şairdik, hatiptik, yazardık, sözde Ekmeği yemeye ağızda diş yok Dedik ya efendiler bizlerde iş yok Sağ yanım titriyor, sol yanım tutmaz Nabzım tekler durur, muntazam atmaz Ayağım bir türlü ileri gitmez Ağzım her an kuru, gözümde yaş yok Aktık bundan böyle bizlerde iş yok Bir secdeye varsam başım dolanır Ne yesem, ne içsem midem bulanır Bütün dertler birbirine ulanır Yuvamız bomboş uçacak kuş yok Hayra yorulacak hayal yok, düş yok Yakını uzağı seçemez oldum Bir ufak hendeği geçemez oludum Bir bardak soğuk su içemez oldum Tatlılarda bile lezzet yok, tat yok Benim bu halime takacak ad yok Yaşıtlarım birer birer ölüyor Yeşil yaprak kara toprak oluyor Azrail de başucumda soluyor Üstüme dikmeye ağaç yok, taş yok Arkamdan vermeye yemek yok aş yok                                         Osman Yüksel Serdengeçti   Bir dönemin en ünlü rejim muhalifi, aksiyon adamı, enerjik ve dinamik delikanlısı, bir an yerinde durmayan hare¬ketli insanı, defalarca hapse girip çıkan, ama hiçbir zaman gaye ve hedefinden sapmayıp taviz vermeyen, idea¬list siya¬setçi ve fikir adamı Osman Yüksel Serden-geçti, son demle¬rinde işte böyle sitem ediyordu. Arap ne güzel söylemiş; “li külli kemalin zeval-Her kemalin bir zevali var” Osman Yüksel rahmetli son demlerinde Cağaloğlunda bir dostunun dük¬kanında çay içerken, elleri titrediği için çayı karıştırmakta zorlanınca; “görüyormusunuz dostlar, bir zamanlar Türkiye’yi karıştıran eller, şimdi şu çayı karıştıramıyor.” Peygamber Efendimiz bu gerçeği asırlar önce bildir¬miş ve “her derdin devası vardır, ancak ihtiyarlık ve ölü¬mün devası yoktur”( ) buyurmuştur. Gerçekten bugüne kadar mil¬yar dolarlar harcayarak yapılan çalışmaların hiçbi¬risi fayda vermemiş bu iki hususa yani ölüm ve ihti¬yarlığa çare bulu¬namamış¬tır. Gençliği ile o günkü halini kıyaslayarak, aradaki farkı gören Seyranî’de şöyle sitem ediyor:  Ağır meclislerde sıkılmaz iken Mengeneye versen bükülmez iken Seyrani aslana yıkılmaz iken Dedirdin tilkiye pes kara bahtım   İhtiyarlama hususunda gönülle gövde eşit veya atbaşı gitmiyor. Fiziki gö¬rünüş daha erken ihtiyarlıyor, ruh veya gönül dediğimiz manevi yön veya nefis ise biraz daha geç ihtiyarlıyor. Şairler bu hususa şöyle parmak basmışlar:  Başımla gönlümü edemedim eş Yaşım yetmiş amma gönül yirmi beş     Başın dedi dinlen, gönlüm dedi koş Başım dedi durul, gönlüm dedi coş                                                   Celal Sahir Sende mi hala esîr-i zülfü yâr olmaktasın Uslan ey dil uslan artık ihtiyar olmaktasın Bilmiyorsun kendini yâr u nizâr olmaktasın Uslan ey dil uslan artık ihtiyar olmaktasın Osman Yüksel rahmetli vefatına yakın Konya’da has¬ta¬nede yatırken, bir gurup seveni ziyaretine varmışlar. Hoş¬beşten sonra bakmışlar ki, pijamasının altının ön düğmeleri iliklenmemiş, onun muzip ve hoş sohbet oldu¬ğunu da gayet iyi bildikleri için, onu söyletmek babından birisi “üstad ön taraf açık kalmış” deyince hiç tereddüt etmeden; “olsun, bi¬zim Akseki’de cenaze evinin kapısı kapanmaz” demiş ve bir kahkaha tufanı kopmuş.  Küçük çocuk bir gün dedesinin yanına sokulur ve derki; “dede gözlerini kapatabilir misin?” dedesi; “olur evladım ama sebebi ne?” deyince, çocuk “Annemle, babam dedi ki; deden hele bir gözlerini kapatsa çok zengin olaca¬ğız!..”   Dipnot: 1- Tirmizî, Tıbb, 2; İbni Mâce, Tıbb, 1; Müsned, 4/278.   

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık