• 11 Mart 2019, Pazartesi 9:44
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

HIRİSTİYANLIK

Avrupalıların Menşei, Kökeni:

Avrupa: Afrika'nın kuzeyinde, Asya'nın batısında ve Atlas Okyanusu'nun doğusunda bulunan, Avustralya’dan sonra dünya­nın en küçük kıtasıdır. 10.600.000 km kare yüzölçümü ile dünyanın ’ini kaplar ama dünyanın idaresi buradan ol­maktadır. Yaklaşık 700 milyon nüfusu ile km. kareye takriben 70 kişi düşer.

“Avrupa” kelimesi; “güneşin battığı taraf” anlamına gelir. Fenikelilerden Yunanlılara geçen bu ad, Yunancada Europa olmuş ve Ege Denizi'ne göre batıda bulunan ülkelere bu ad ve­rilmiştir.

Başta Roma ­İmparatorluğu olmak üzere, imparatorluklar, krallıklar, despotluklar kurulmuş, çok hareketli bir tarihi ol­muştur. İlk defa Hun’lar tarafından olmak üzere birkaç defa Türk akın ve istilâlarına maruz kalmıştır. Grek (Yunan)  kültü­rünün ve antik Yunan medeniyetinin ve Endülüs İslâm kültürü­nün etkisi ile, ortaçağdan sonra büyük bir atılım gerçekleştirmiş ve Rönesans Hareketi ile sanayi devrimini tamamlamış ve her yönden dünyayı etkisi altına almıştır.

Afrika’da Çad topraklarında bulunan bir kafatasının araştı­rılması neticesinde en eski insanın 6-7 milyon yıl önce yaşadığı tahmin edilmektedir.(1) Bugün araştırmalar neticesi Genetik bulgu­lar; Afrika ve Hindistan’dan insan popülasyonlarının ya­yıldığını ortaya koymaktadır.(2) Dolayısıyla ilmî keşif ve bulgular İslâm’ın tezini teyit etmektedir. Malum İslâm, Âdem Peygam­berin Hindistan’daki Serendib bölgesine, Havva Anamızın da Arabistan’daki Cidde mevkiine indirildiğini, uzun müddet bir­birlerini aradıktan sonra Mekke yakınlarındaki Arafat mevki­inde buluştuklarını bildirir. Buradan Avrupalıların atalarının da, Afrika’dan geldiği ortaya çıkmaktadır. Ama bugün ırkçı bir zihniyet ve dini bir gayretle Grönland’dan Sibirya ortalarına ka­dar Avrupa sayılıyor, fakat Hıristiyan olmadıkları için, bu coğ­rafi görünüme göre Avrupa’ya çok daha yakın olan Türkiye Avrupa’dan bir parça kabul edilmeyip, dışlanmaktadır.

Avrupalıların asılları ile ilgili şöyle bazı teoriler ileri sü­rülmektedir: Nuh Tufanına kadar dünya iki büyük felaket ge­çirmiştir. Takriben 70 bin yıl önce Pasifik Okyanusundaki MU Kıtası tamamen batıp yok olmuştur. Yine takriben 20 bin sene önce de Atlantis Kıtası batıp yok olmuştur.

Pasifik Okyanusunun ortasında MU kıtası diye büyük bir kara parçası vardır. Burada öyle bir medeniyet gelişmiş ki, riva­yetlere göre bugünkü medeniyetten bile birçok hususta daha ileri ve üstün, gemileri ışınlama ile başka diyarlara gönderecek kadar enerjiye hâkimiyet sağlamışlar. 

Atlantis’te halk genel manada iki büyük fraksiyona ayrıl­mış, iyilikleri savunanlara “Bir” in oğulları, kötülükleri tercih edip uygulayanlara da “Belial” in oğulları denirmiş. İyiler hem kötülerin baskı ve eziyetlerinden bıkıp usanmışlar, hem de ya­kında büyük bir felâketin geleceğini ve kıtanın büyük zarar gö­receğini ilmî verilerle tahmin ettikleri için, o gün için boş olan Güney Amerika ve Kuzey Afrika yani Mısır’daki Nil havzasına göç etmişler. Felâketin yaklaştığı ayan-beyan görülmeye başla­yınca Belial’in oğulları yani kötüler de göç etmişler ama iyiler onları meskûn yerlerine kabul etmeyince onlarda Avrupa ve Kuzey Amerika gibi bölge­lere gitmişlerdir. Tabi bir müddet sonra da Atlantis gerçekten yok olmuştur. Bu bir teoridir. Doğ­ruda yanlışta olabilir, hâlâ ispatlanmış değildir.

İnsan neslinin safiyeti veya iyilerle-kötülerle ilgili Hz. Nuh’un oğulları üzerinden de teoriler yürütülür. Yani onun kötü huylu oğullarının soyundan ve sulbünden gelenlerin hâlâ bu kötülüklerini devam ettirdiklerine inanılır. Kısacası Antik Çağ Avrupa halkının sicili biraz karışıktır.(3) Hitler’in, Başkan Bush’un, ABD ve dünyadaki “şahinler” diye vasıflandırılan ve her şeyi kuvvetle, silahla çözmeyi prensip kabul eden popüler birçok Hıristiyan’ın bu soydan olduğuna inanılır. Bunların ekse­riyeti de; “Tlue Tarikatı”, “Tapınak Şövalyeleri” gibi radikal inançların sahibidirler. Tanrı ile irtibat kurduklarını, Tanrı’nın kendilerine dünyayı idare etme ve ıslah görevi verdiğini söyle­yen, güya bunu sağlayabilmek için de milyonların kanını dök­mekten çekinmeyen hasta ruhlu insanlardır.

Dipnotlar:

1- TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi, Ocak 2003, sayı 422, s. 6. 

2- John Lloyd-John Mitchinson, “Cahillikler Kitabı” Çev. Cihan Aslı Filiz ve Emre Ergüven, NTV Yay. İst. 2009, s. 128.

3- Ergun Candan, “Antik Mısır Sırları”, Sınır Ötesi Yay. İst. 2009, s. 36, 136.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık