• 01 Şubat 2015, Pazar 10:15
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Hikmet
Her canlıya Hak, lâyık olan cevheri verdi;  Tırtıl iki diş bulsa eğer ormanı yerdi:  Şayet kediler haftada bir gün uçabilse Dünyada bütün serçelerin nesli biterdi.    Eskiler; “her şeyde bir hikmet var” derlerdi. Gerçek¬ten öyle. İyi ve ince düşünebilsek bunu her şeyde temaşa etmek mümkün. Nâbî bu gerçeğe şöyle değiniyor:    Kitâb-ı kâinât esrâr-ı hikmetle leb-â-lebdir Şikâyet cehlden, feryâd bî-idrakliktendir   “Kâinat kitabı, İlahî hikmetin sırları ile ağzına kadar dopdoludur. Fakat yine de cehaletten elaman. Anlayış¬sızlık¬lardan feryad, çünkü kimse o hikmeti görmüyor.” Rivayet edilir ki; Nasrettin Hoca karpuz tarlası içinde bir ceviz ağacı di¬binde otururken kendi kendine; “Ey Allahım! Kocaman ağaçta küçücük ce¬vizler, küçücük bir kökende ko¬caman karpuzlar, bunun hikmeti ne olsa ge¬rek” diye düşün¬müş, o esnada bir ceviz kafasına düşüp acıtınca; “Allahım! Anla¬dım, hikmetinden sual olmaz, beni affeyle, kafama düşen karpuz olsa halim ne olurdu?” diye tövbe etmiş.  Allah batıl yere, gereksiz, hikmetsiz, lüzumsuz… Hiç¬bir şey yaratmaz diye ayet-i celile de vardır.(En’am Sûresi,59)  Hemşerimiz Vey¬sel Öksüz konuya şöyle temas ediyor:  Bir şeyden etme nefret Hepsinde var bir hikmet Hoş görmeye gayret et Eyleme isyan kızım   Bektaşi hamamda göbek taşının üstünde yatarken, ke¬narlarda koşup me¬kik dokuyan hamam böceklerini görmüş ve o da Nasrettin Hoca gibi içinden: “bu ve ben¬zeri bazı bö¬ceklerin yaratılış hikmeti ne ki? Neye yarar¬lar, her halde lü¬zumsuz varlıklar…” diye düşünmüş. Kısa bir müddet sonra oturağında (makadında) bir çıban çık¬mış, gitmediği doktor, hekim, tabip kalmamış, yedi sene çekmiş, neticede birisi de¬miş ki; “yahu ne gezip durursun. Onun kolayı var. Hamam böceği ölülerini topla, zeytinya¬ğının içinde bir hafta kalsın, sonra onları ez ve yarayın üstüne sar” denileni yapmış ve kısa zamanda iyi olmuş. O sıralarda bir gemi yolculuğuna çıkmış, müthiş bir fırtı¬naya yakalan¬mışlar, gemi yatıp yatıp kalkıyor ha battı ha batacak. Yolculardan ağlayanlar, yalva¬ranlar, dua eden¬ler, namaz kılanlar herkes bir derde düşmüş ama bizimki hiç mi hiç aldırmıyor. Etrafın dikkatini çekmiş ve demiş¬ler ki; “yahu kâfir misin yoksa, sende bir şeyler yap¬sana” Bektaşi; “beyler! Ben bir zaman onun işine karışmaya katlım, yedi sene beni g....mün üstüne oturtmadı, ben onun işine karışmam, dilediği gibi yapsın” demiş.  Kamunun haliki birdir Niçin bazısı kâfirdir Bu ne hikmet, bu ne sırdır Bilen gelsin bu meydana  

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık