• 06 Mayıs 2017, Cumartesi 8:15
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

HIDRELLEZ GÜNÜ

Hıdrellez kelimesi Hızır ve İlyas kelimelerinin birleşmesinden mey­dana gelmiştir. İlyas Hz. Musa’dan sonra gönderilen bir peygamberdir. Kur'an-ı Kerimde: "İlyas’a da selâm olsun. Doğrusu biz iyileri böyle mükâfatlan­dırırız. O inanmış kullarımızdandı” ([1]) mealinde Ayeti Celileler vardır. Dolayısıyla peygamber olduğunda şüphe yoktur.

Fakat Hızır'ın peygamber olup olmadığında ihtilâflar vardır. Hz. Musa ile yol arkadaşlığı yaptığı, O'na bazı hususlarda yardımcı olduğu, yol gös­terdiği, Kur'an-ı Kerimde Kehf Suresinde uzun uzun anlatılır. Buna rağmen İslâm âlimleri kesin olarak peygamberdir diyememişlerdir.

Hızır sözü yeşillik, bereket manalarına gelir. Şu hadis bu tezi destek­le­mektedir: "Hızır otsuz kuru bir yere oturdu da, ansızın o otsuz yer ye­şillene­rek peşi sıra dalgalandı."([2])

Kesin bilgiler olmamakla ve bazı âlimlerin itirazlarına rağmen, bunla­rın ikisinin de hâlâ yaşadığına, Hızır'ın karada, İlyas'ın da denizde darda, zorda kalanların imdadına yetiştiklerine ve Hıdrellez günü yani her senenin 6 Mayıs günü bunların bir araya geldiklerine inanılmaktadır.

İmam-ı Gazali'nin İhyasında([3]) ikisinin de hâlâ yaşadıkları, her sene bu günlerde bir araya geldikleri, yeryüzüne bolluk ve bereket saçtıkları, Hz Pey­gamberimizin vefatında bunların gelip, ashabı teskin ve teselli ettikleri, onlar gittikten sonra Hz. Ebubekir’in bu iki kişinin Hızır ve İlyas oldukla­rını söyle­diği rivayet edilmektedir.

Tasavvuf kitaplarında, Ömer b. Abdülaziz, İbrahim Etem, Bişri Hafi, Marufu Kerhi ve Cüneydi Bağdadi gibi birçok kişilerin Hızır’ı gördükle­rine, tanışıp konuştuklarına dair menkıbeler anlatılır.

Günümüzde de tasavvuf erbabı ve halk arasında sık sık ismi geçen bu zatların hâlâ yaşadığına, bazı kişilerin onları bilhassa Hızır’ı gördüklerine inanılır. "Hızır gibi adam, Hızır imdadıma yetişti, Her geceyi kadir, her gör­düğünü Hızır bil..." sözleri halk arasında sık sık duyulur.

Hatta şairin şu sözü levha yapılıp evlere asılmış.

Bir kişi darlığa düşse, dese ki ya Müstean.

Hızır’ı ihzar eyler ol demde ona Heman.

Bununla beraber, Hıdrellez kutlamaları İslâm’a mahsus bir şey değil­dir. Yapılan araştırmalar 4000 sene öncesinde bile, bu kutlamaların mevcut oldu­ğunu gösteriyor.

Bu günde bazı hurafelerle meşgul olunması, erkekli-kadınlı kırlara çı­kılıp halay çekilip oynanması, içki içilip kumarla vakit geçirilmesi, kutlama adı altında fuhuş yapılması İslâm’ın hiçbir zaman tasvip etmediği hareket­lerdir.

İslamî kural ve şartlara uygun olarak kırlara gidilmesinde, mesire yer­le­rinde temiz hava alıp, yenilip içilip hoşça vakit geçirilmesinde de bir sa­kınca yoktur. Ayrıca çocuklarımızın zihninde kışı, soğuğu, şişkoluğu, kalın ve kaba elbiseleri, yalancı hediyeleri ile bir Noel Baba imajı oluşacağına, baharı, çi­meni, yeşili, çiçek ve gülleri ile Hızır ve İlyas Baba düşünceleri­nin oluşma­sında da bir beis yoktur. Bilâkis bunu desteklememiz gerek­mektedir.

Dipnotlar:

1- Saffat Sûresi, 130.

2- Tecrîd-i Sarîh tercümesi 9/144 sayfasında şu hadiste bu anlayışı destekliyor.

3- İmam-ı Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-din, Terceme Ahmet Serdaroğlu, c. 1, s. 926 .

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık