• 11 Ağustos 2018, Cumartesi 8:12
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

HAÇLILARDA OSMANLI KORKUSU (3)

Gerçekten; Bütün câmiler ve Kur’anlar yansa, muhâfazan Allah Türk Milleti din değiştirse, biz yine de Batılıların gözünde Haçlı seferlerinde yalın kılıç tekbir getirerek onlara saldıran Türkleriz. Bu imajın değişmesi mümkün değildir. Onun için onlara yaranmak için olmadık maskaralıklara giren entel ve aydın geçinenler boşa gayret ederler.

Silistre kalesini 10 bin kişi ile 80 bin kişilik Rus ordusuna karşı aylarca kahramanca savunan Musa Hulusi Paşaya mareşallik rütbesi takılırken “Şe­hitlik rütbesini tercih ederdim” demiştir. Komünizmin fikir babaları Markx ve Engels bu savunmayı övmüşler ve bizi bir tek Türkler yanılttı Rus Çarlığının tekerine taş koyan Türkler oldu demişlerdir.(1) 

Protestanlığın kurucusu Papaz Martin Luther, Papalığı daha baskıcı daha gaddar ve dünyayı zehir eden bir kuruluş gösterebilmek için bir taraftan “Os­manlı Allah’ın kırbacıdır, Hıristiyanları ıslah için Allah bu kırbacı kullanı­yor”(2) diyor, bir taraftan da, Osmanlıyı kötüleyerek, onunla mücâdele yolla­rını anlatmıştır. Osmanlıya iftira atma ve onu kötü gösterme hususunda hiçbir hudut tanımamışlardır.

“Türklerin idâresi altına giren bölgelerdeki halkın kendi idârecileri altın­daki halka nazaran daha rahat yaşamaları duyulunca ve bazı sanatkârların büyücülükle itham edildikleri halde, meselâ Topçular, Türkler nazarında izzet ve ikram görmeleri el üstünde tutulmaları neticesi Türklere meyil artmış, bunu izale edebilmek için Almanya da aşırı bir Türk fobisi ve Türk düşmanlığı körüklenmiştir.

Bazı yazarlar Türklere karşı bu kin ve buğuzlarını bu düş­manlıkların ta Hz. Îsâ’ya dayandığını, kutsal kitapta ve havariler dilinde bu düşmanlıkların, Türklerin kötülüklerinin dile getirildiğini yazacak kadar fana­tikleşmişlerdir.

 Bunun için “Türkler sıradan düşman değil, ezelî ve ebedî düşmandır” fikrini yerleştirmişler,(3) Türk korkusunu, Osmanlı fobisini işle­yen bağımsız bir edebiyat türü ortaya çıkmış, Türkleri kötüleyen şarkı ve ila­hiler, özellikle çocuk şarkıları ve ilahileri bestelenmiş ve okunmuş, bu yazı­lanlarda Türkler dünyanın en kötü ve barbar adamları, akla, mantığa, hayale gelebilecek her türlü cânilik, zâlimlik, gaddarlık, merhametsizlik sâhibi in­sanlar olarak lanse edilmiş, Türk Çanı diye özel bir ritmi ve sesi olan çanlar çaldırmışlar ve bu çanların çalınışı esnasında herkesin işini gücünü bırakıp diz çöküp dua etmesi mecbur edilmiş, Türk zaferlerini duydukça kiliseler yas günleri ilân etmişler, her türlü eğlenceyi yasaklamışlar kısaca Haçlıların DNA larına Türklerin ezelî ve ebedî düşman oldukları kotlanmıştır.(4)

Türk kadırgalarında kürek mahkumu olarak çalışan esir­leri papazlar, ra­hipler “siz düşmana yardım ediyorsunuz” diye kutsama­zlar, yüzlerine bak­mazlar ve günahlarını çıkarmazlarmış. Onlar; “biz kır­baç altında çalışıyoruz, başka çaremiz mi var?” dediklerinde de ölmeyi yeğleyip yinede Osmanlı hizmetinde çalışmamaları gerektiğini söylerlermiş.(5)

AB yani Birleşik Avrupa fikri de yine bu Osmanlı korkusu ve tehdidi neticesi çıkmıştır. Fâtih’in İtalya’ya (Otranto’ya)  Gedik Ahmed Paşa komuta­sında asker çıkarmasından sonra Papalık Roma’yı terk etmiş, Fransa toprakla­rında Avignon’a taşınmış ve Avrupa’da birçok kale ve surlar bu olaydan sonra Osmanlı korkusundan dolayı yapılmış, İngiltere’de bile büyük korkular ya­şanmıştır.(6)

Osmanlı ilerleyişi bir türlü durdurulamayınca, Avrupa tek çare olarak Osmanlıya karşı birleşme fikirleri 1607 târihinde Papalık ve Sully isimli devlet adamı tarafından dillendirilmiş ve bu fikir AB’ın nüvesini teşkil etmiş, Haçlı Seferlerinin devamını getirmek için faaliyete geçmişlerdir.(7)

Ortaçağda Avrupalının sosyal hayatına Türk korkusu hakimdi, bu fobi her doğan çocuğun emdiği sütle başlar, duyduğu ninnilerle devam eder, okul­larda kronikleşir, kiliselerde Olgunlaşır, siyâsetteki başarının hattâ kariyer sâhibi olabilmenin birinci şartı Türk düşmanı olmak haline gelirdi. Hele hele misyoner okulları, bütün gaye ve hedefleri İslâm, özellikle de Türk (Osmanlı) düşmanı elemanlar yetiştirmek, Balkanlardaki din kardeşlerini Osmanlı idâre­sinden ve tahakkümünden kurtarmak, Osmanlıyı dünya siyâset sahnesinden bertaraf etmek…

 

Dipnotlar:

1- Mustafa Armağan, “Geri Gel Ey Osmanlı”, Ufuk Kitap, Ekim 2007, İst. s. 24, 113.

2- Leyla Coşan, a. g. e. s. 46.

3- Özel bir sesi ve ritmi olan Türk Çanı çaldığında duyan herkes nerde olursa olsun, işini gücünü bırakıp, diz çöküp dua etmek mecburiyetinde imiş. Leyla Coşan, “a. g. e. s. 246.  

4- Geniş bilgi için Leyla Coşan’ın mezkür kitabının okunması tavsiye edilir.

5- Michel Herbeer’in Anıları,“Osmanlıda Bir Köle”,Çev.Türkıs Noyan,Kitap Yay.İst.2003.s.201.

6- Geraud Poumaredez, a. g. e. s. 20, 23.   

7- Halil İnalcık, “Söyleşiler ve Konuşmalar” Profil Yay. c. 1, İst. 2013, s. 320.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık