• 04 Nisan 2016, Pazartesi 8:42
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

GÜLZAR (Gül Bahçesi) (1)

Konfüçyüs asırlar önce: “Çiçek dolu bir bahçe ile kitap dolu bir evden başka yaratıcımdan bir şey istemem” demiş ama; gül ve çiçeğe olan sevgi ve muhabbeti doruklaştıran Müslümanlar olmuşlardır.

Saflığın, sadeliğin, sadakatin, güzelliğin, sevginin, muhabbetin, aş­kın… remzini, numunesini gül ve çiçekte bulmaya çalışan Müslümanlar, hakikatte peygamberlerinin huy, koku, güzellik ve saflığını, Allah’ın bu nadide varlıkla­rında bulup tatmin olmanın yollarını aramışlardır. Gül, çiçek ve benzerleri ile özdeşleşmişler, hayatlarının vazgeçilmezleri olmuştur.

Türkler; Hz. Muhammed’i güle benzetmişler, gülün gü­zelli­ğinde ve ko­kusunda onu bulmuşlar, aş­kın, sev­ginin, mu­habbetin alâmeti, timsali olan gülde O’nu ve O’nun kokusunu aramışlar, bu aşkın te­mâyüzü ve yansı­ması olarak revaklara, portallere, sü­tunlara, mih­rap­lara, tekke ve tür­belere, kabir taşlarına, çeşme başlarına nakış na­kış gül figürleri işlemişler, bu aşk ve iştiyâ­kın ate­şiyle, mermeri bal mumu gibi yu­mu­şatıp, ona içlerini dök­müşlerdir.

Tasavvufta, tarîkatta, kasidelerde, nâtlarda, mu­ham­mes ve mu­rabba’larda, hatta şarkıların birçoğunda zikredilen gülden mak­sat, Allah Re­sûlüdür. Yunus:

Gül Muhammed teridür bülbül onun yâridür,

Ol gül ile ezelî cihana bile geldüm.                 

demiş­tir.([1]) Bazı efsanevi rivayetlerde de: Miraç gecesi Hz. Pey­gambe­rin mübarek vücudunda oluşan terler dam­lamış, yeryüzüne düşünce kırmızı gül olmuşlardır.([2]) Yine bu rivayetlerden bazılarında da Peygamberimiz vefat ederken gül’e: “Benim kokum sende emanet kalsın” demiş…

Süleyman Çelebi bu olayla beyitlerini şöyle süslemiştir:

Terlese güller olurdu her teri

Hoş direrlerdi terinden gülleri

Yunus meşhur “Sarı Çiçek” ilâhîsinde hem sorar, hem cevap verir:

Sordum sarıçiçeğe, gül sizin nenüz olur

Çiçek eydür derviş baba, gül Muhammed teridür

Bundan dolayı gül görüldüğünde, gül yağı, gül suyu koklandığında, gül şerbeti içildiğinde, gül kokulu şekerler yenildiğinde… Salavat okumak, Pey­gamberimizi hatırlamak, ondan şefaat talep etmek adet olmuştur. Bizim ölüle­rimizin kefenlerine bile zemzem ve gül suyu saçılmaktadır.

 “...Rivayet edilir ki Hz. Ali son nefesini vermeden önce Hz. Selman’dan bir deste gül istemiştir. Selman bir deste gül getirmiş. Hz. Ali bunu koklamış ve teslim-i ruh etmiştir. Bu sebeple bazı tarikat mensupları üzerlerine giydik­leri hırkayı “Deste Gül” adıyla anarlar([3]) ve genelde el­bise, sarık ve kullandık­ları eşyaların birçoğunda gül rengi olan kırmızıyı tercih ederler.

Süley­man Çelebi Mevlidinde şöyle der:

Çünkü nûrun rûşen etti âlemi

Gül cemâlin gülşen etti âlemi

Yine bu sevgi Türk Milletinden başka hiçbir Millet tara­fından bilin­me­yen ve su üzerine gül motiflerinin işle­nip kâğıda alınması olarak icra edilen Ebrû sanatını ortaya çıkarmıştır. Bu gül ve çiçek sevgisi o rad­deye varmış ki, bir devre Lâle Devri diye isim verilmiş ve Ta­bip Mehmet Aşkî’nin eserinde 1350 çeşit lâle ismin­den bahsedilmiştir. Avrupa’ya lâleyi ec­dâdımızın tanıttı­ğını kendileri de kabul etmektedirler. Türk­ler’de gül ve çiçek hayranlığı aşk derece­sinde idi. İkinci Vi­yana          bozgunun­dan sonra, savaş meydanında kalan Serdar-ı Ekrem Merzifonlu Kara Mus­tafa Paşa’nın      ça­dırına gi­ren Gene­ral Sobiesky, Kraliçesine yazdığı za­ferini müjdeleyen mektubunda: “buranın çadır değil bo­tanik bahçesi ol­du­ğundan sitayişle bahseder. ”([4]) Ecdat sa­vaş meydanla­rına bile gül ve çiçek taşımışlardır.

 

Dipnotlar:

1- Türk Edebiyatı Dergisi, Mart 2005, sayı: 377, s. 69.

2- Türk Edebiyatı Dergisi, Mart 2005, sayı: 377, s. 69.

3- Bilal Kemikli, “Türk Kültüründe Hz. Peygamber ve Gül İmajı”, Türk Edebiyatı

         Dergisi, Kasım 2004, sayı 373, s. 26.

4- Max Kemmerich, “Avrupa Tarihinden Garip Vak’alar”, Hazırlayan Îsa Dedeoğlu,

         İstanbul, 2001, s. 56; Yılmaz Öztuna, “Büyük Türkiye Tarihi”, Ötüken Yay. 1971,c. 6, s. 37, 125.

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık