• 11 Aralık 2015, Cuma 8:42
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

GÖNÜLLER SULTANI HZ. MEVLÂNÂ (3)

Daha sonra Peygamber Efendimiz çok sevdiği am­cası­nın katiline bile, bir mektup yazarak İslâm’a davet eder.  Vahşi de bir mektup yazıp Pey­gamberi­mize gön­derir. Mek­tupta: “Yine onlar ki Allah ile beraber başka bir ilâha yal­varmazlar. Allah’ın haram kıldığı cana  hak­sız yere kıymazlar ve zina etmez­ler. Bunları ya­pan, günahının cezasını bulur.

 Kıyamet günü azabı kat kat olur. Ve orada alçaltılmış olarak ebedi ka­lır”([1]) mealin­deki ayeti yazmış ve altına da: “Sen beni Müslüman ol­maya davet ediyorsun ama, ben bu ayette geçen bütün günahları işle­dim. Küfür içinde yaşadım. Zina ettim ve bir de senin gözü­nün nuru amcanı öldür­düm. Benim gibi birisi affolur mu? ki, ben de Müslüman olayım?” diye yazarak Peygamberimize gön­dermiş.

Hz. Peygamber ikinci bir mektupla şu mealdeki ayeti gönderir: “Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bundan başkasını dilediği kimse için ba­ğış­lar. Allah’a ortak koşan kimse, büyük bir günah ile iftira etmiş olur.”([2])

Vahşi burada da affın kesin olmadığını, “dilerse” iba­resinin bulundu­ğunu, ya Allah’ın dilediklerinden ol­mazsa halinin ne olacağını beyan eden bir mektup daha gönderir.

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz üçüncü bir mek­tupla şu meal­deki ayeti gönderir: “De ki: Ey kendi nefis­leri aleyhine haddi aşan kulla­rım! Al­lah’ın rah­metinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün gü­nahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan çok esirgeyendir.”([3])

Vahşi bundan sonra Müslüman olmuştur([4]) ve sa­habe ara­sında yaşamış ve hâlâ ismi anıldığında Müs­lümanlar tarafından: “Radıyallanü anh: Allah ondan razı olsun” diye dua ile anılır.

Allah ve Resûlünün affına mazhar olan sadece Vahşi de değildir. Pey­gamberimize  en büyük eziyet ve işkenceleri yapan Ebu Süfyanı, Ebu Cehilin oğlu İkrime’yi ve kardeşi Hişamı affedip onların iyi bir Müslüman olmalarını sağlamıştır.([5])

Hayber de kendini ve arkadaşlarını  zehirlemek isteyen ve Bişr isimli bir sahabinin zehirlenip şahadetine  sebep olan Ya­hudi kadınını affet­miş, Müslüman olmasalar bile faydalı iş yapan gayr-i müslim sanatkârları övmüş([6]) ve onlara dua etmiştir. Hatta şarkıcılıkla haya­tını kazanan kadına dara düşünce yiyecek ve giyecek yardımı  yaptır­mıştır.([7]) Cemaat Mescid-i Nebevi de  iken gelip bir köşeye işeyen Bede­viye sahabe mani olmak iste­yince; "Bırakın adamı üzmeyin. Bir kova su alın ve idrarın üzerine dökmek suretiyle temizleyin"([8]) demiştir.

 Yahudi ve Hıristiyanlarla senelerce komşu­luk yapmış, onlardan alış-veriş yapmış, davetlerine icabet etmış, yardıma muhtaç olduklarında onları görüp gözet­miş böylece hoşgörünün en güzelini, en ulvisini, en samisini sergilemiştir. 

Dr. Wolter Moare. Tahtaya bir kâğıt asar ve bir nokta kor. Talebelere ne gördünüz diye sorar. Onlar bir nokta gördük deyince: “Koskoca kâğıdı görmüyorsunuz ama küçücük bir noktayı görüyorsunuz bu nasıl iş”([9]) der. Allah Resûlü’nün ve İslam’ın hoşgörüsünü görmeyipte sadece Mevlânâ’da bulduklarını zannedenlerin veya söyleyenlerin durumu da buna benzer.

 Gönüller sultanına gönlümüz dolusu selamlar, saygılar sunarak O'nunla ilgili bir dörtlükle yazımızı bitirelim:

 

Hangi dersi hikmetin mollası Mevlâna değil?

Hangi aşk Sîna'sının Mûsa’sı Mevlâna değil?

Hangi Mecnûn ki, O'nun Leylâsı Mevlâna değil?

Kangı âşıkdır o kim, Mevlâsı Mevlâna değil?

 

 

Dipnotlar:

1-Furkân Sûresi, 68.                                                                                                                                                            2-Nisâ Sûresi, 48.                                                                                                                                                                                        3-Zümer Sûresi, 53.                                                                                                                                              4-“Müsned”, c. 4. s. 199.                                                                                                                                 5-“Sonsuz Nur”, c. 1, s. 140.                                                                                                                           6-Ebû Dâvûd, Beyhakî.                                                                                                                                             7-Sur Dergisi, sayı: 2543, s. 23.                                                                                                                         8-Buhârî, Kitabül Vudu.                                                                                                                                           9-R. Ş. Apuhan, “Hedefe Yürürken”,  s. 196.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık