• 05 Şubat 2016, Cuma 8:39
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

GÖNÜLLER SULTANI HACIVEYİSZÂDE MUSTAFA EFENDİ
 

(1888-1960) Her şeyin iyisi-en iyisi, değerlisi-en değerlisi, güzeli-en gü­zeli vardır. İnsanların peygamberlerden sonra en iyisi, en değerlisi de evliyaullahtır. Yani Allah dostlarıdır, sevdikleridir. Rabbimiz bunlar için: “İyi bilin ki, Allah’ın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyecekler­dir. ”([1]) buyu­rur.

Bunlar tabir caizse yeryüzünün paratonerleridir. Allah bunların hatı­rına çoğu zaman belâ ve musıbet göndermez, bilâkis rahmet ve bereket gönderir. Peygamber Efendimiz: “Arz üzerine onların hürmetine yağmur yağar, ehli arz onların sayesinde yiyecek içecek bulur. . . ”([2])  buyurmuş­tur.

Allah’ın sevgililerini, Allah’ın gerçek kulları da sever. Şeytan ve insan suretindeki şeytanlar, kâfirler, münafıklar ise bunlardan nefret eder. Tabiî­dir ki; Allah’ın dostu olanlar, şeytanın baş düşmanıdır.

Konyalının yarım asırdır unutmadığı, gönlünde yaşattığı, gözümüzden ve fikrimizden de uzak olmasın düşüncesiyle adına büyük bir cami yaptır­dığı, her mecliste günde binlerce defa andığı, rahmet okuduğu, fatiha gön­derdiği, menkıbelerini anlattığı Hacıveyiszâde Mustafa Efendi de bu Allah dostların­dan birisidir. 5 Şubat 1960 da vefat etmiştir ve yarım asırdır unu­tulmamış, gönüllerde yaşamaktadır. “İnsanlar ölmez, unutuldukları zaman ölürler” atasözünde olduğu gibi.

Şair ne güzel söylemiş: “Kubbede bâkî kalan hoş bir sadâdır” diye. Şöyle bir tefekkür etsek; Şu Konya’dan kimler geldi, kimler geçti? Nice Sul­tanlar, Hanlar, Hakanlar, Beyler, Paşalar, Zenginler, Ağalar… Hiçbiri­sinin ismi günde binlerce defa anılmıyor, sitayişle bahsedilmiyor, anasına-atasına dua edilmiyor. Adına programlar düzenlenmiyor, hatimler mevlitler tilâvet edilmiyor, ismi anılınca hürmet ve tazim ifadesiyle eller göğüslere gitmiyor.

Yunus bunu çok sade ve güzel bir dörtlükle ifade ediveriyor:

Hani Karun malı netti

Hani Cengiz şanı netti

Hani Lokman Canı netti

Yalan dünya yalan imiş

Ama Mevlânâ Hazretleri, Fahri Efendi, Hacıveyiszâde Mustafa Efendi gibi ilim erbabının zikri cemili geçince durum farklı oluyor. Bu durumları görünce, Allah Resûlünün: “Rütbelerin en üstünü ilim rütbesidir”, “Sizin en hayırlınız; Kur’anı okuyan ve okutandır”([3]) gibi mübarek sözlerini daha iyi anlıyoruz.

Evliyalar ölmez imiş

Can acısın görmez imiş 

Diyenler ne kadar doğru söylemiş. Onlar ölmüyor ve gönüllerde yaşı­yor. Ama herkeste onların seviye ve mertebesine ulaşamıyor. Onların “Al­lah dostu” olabilme şerefine nail olabilmek için nasıl bir hayat sürdükleri, böyle bir makale ile anlatılabilecek bir şey değildir. Ama bunu anlatan gü­zel eserler son zamanlarda çıkmıştır.

Kendisi de amcası gibi bir Allah dostu, bir Peygamber komşusu olan rahmetli Ali Ulvi Kurucu’nun dilinden yazılan “Hatıralar” isimli kitap bu sahada en güzel ve en samimi eserdir.

Rahmetli Hacı Kişi’nin tabiriyle, günümüzde bazı ham ervah, Evliyaullahın büyüklüğünü, kerametleri ile tescil etmeye kalkarlar. Hâlbuki rahmetli Hoca Efendi: “Oğlum bu günün evliyasının kerameti hizmetidir” buyururmuş.

Beyazid-i Bestamî Hazretlerine: “Falan uçuyor” demişler O, “sinek­lerde uçar” demiş. “Suda yürüyor” demişler, “yengeçlerde yürür” demiş. “Bir anda tayyi mekân ediyor” demişler O, “Seytan da aynı işi yapabili­yor” demiş.

Cüneydi Bağdadi Hazretlerine biri gelir; Şeriat, Tarikat ve Hakikat’in ne olduğunu sorar. O:“Müritlerimin odalarına gir, hepsine birer tokat vur ve neticeyi bana bildir” der. Adam söyleneni yapar ve anlatır: “Bazılarına vur­dum, karşılık aldım, onlarda bana tokat aşkettiler. Bazıları vurmadı ama iti­raz ettiler, bazıları da hiç ses çıkarmadılar” deyince o büyük veli: “İşte bi­rinciler şeriat, ikinciler tarikat, üçüncüler de hakikat ehli insanlar” diye ce­vap vermiş.

Hoca merhum hakikat ehli olduğunu hayatının her safhasında göster­miş­tir. Hayat hikâyesi okunursa; “el-istikameh, hüvel kerâmeh” sözünü kendine prensip edinmiş, korkmamış, yılmamış, bıkmamış, usanmamış, kırıcı olma­mış, bir hayat gece ve gündüz durmadan çalışmış. Gönül âbâd etmiş, gönüller sultanı olmuş. Allah şefaatine bizleri mazhar eylesin. O’nu örnek alabilmeyi nasip etsin. Ruhu şâd olsun.

 

Dipnotlar:

         1- Yûnus Sûresi, 62.

         2- Buhârî, Rikak 38.

         3- Tirmizî, Fiten, 76 (2264).  


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık