• 29 Aralık 2015, Salı 9:12
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

GEVEZELİK - BOŞBOĞAZLIK

 

At riyâyı elden ıslaha çalış ef’âlini

Boşboğazlık itme ta’dil eyle kıyl ü kaalini

Sen ne dürlü saklayım dersen de sû’-i hâlini

Hakk Teâlâ senden a’lemdir senin ahvâlini

Mustakim ol Hazreti Allah utandırmaz seni

                            Diyarbakırlı Saîd paşa

 

Asrın yeni bir umdesi var hak kapanındır

Söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır

Geçmez ele bir pâye, kavuk sallamayınca

Kürsi-i liyâkat pezevenk, puşt olanındır 

                                        Neyzen Tevfik

 

Gevezeliğin hiç iyi bir huy ve haslet olmadığını Allah ve Resûlü bildiri­yor. Hz. Peygamber konuşmaktan çok dinle­meyi severmiş. Lüzumsuz, mala­yani konuşmaları sevmez, gevezelerden hoşlanmaz; “ya hayır söyle, yahut sus” ([1]) buyu­rurmuş. 

Dil küçücük bir et parçası ama çok tehlikeli oluşuna bi­naen Allah onu dudak, diş ve ağız olmak üzere üç kale içine hapsetmiştir. Tarihte dilinin bela­sını çekip, kelleyi heder, be­deni murdar eden birçok insanlar olmuştur. Şu şiir ve altın­daki misal konuya ışık tutan örneklerden bi­ridir:

Bana benden olur ne olursa

Başım selâmet bulur dilim durursa

Şâir Nef'i, devlet, siyaset ve ilim adamlarını sık sık ten­kit eden, hic­veden büyük bir şâir, üstün bir yetenek, eşine ender rastlanan bir heccav’dır. Sultan lV. Murad'ın da çok sevdiği birisidir. Hicvettiği devlet yetkilileri sık sık onu padi­şaha şikâyet etmişler padişah da defaatla affetmiş, ikaz etmiş, son olarak “bir daha kimseyi hicvetmemesi” için ken­dinden söz almış, ama o yine dura­mamış her        defa­sında ahdini boz­muş.

Son olayda Padişah çok kızmış ve şairi ya­nına çağırt­mış. İdam edilece­ğini tahmin edince Nef'i, padişahın sevdiği zenci harem ağalarından birine aracı olması için yalvarmış, o da kabul et­miş. İkisi padi­şah kapısında, içeri alınmalarını beklerken harem ağası bir şeyler yazmaktadır. Bir ara kâğıdın üzerine divitinden (o günün kalemi) bir damla mürekkep dü­şünce Nef'i; "Te­riniz damladı" de­miş. Aracı olacak harem ağası da aleyhe dönüp, padişaha şikâyet edince idam edil­miştir.  Yunus ne güzel demiş:

Kişi bile söz demini

Demeye sözün kemini

Bu dünya cehennemini

Sekiz uçmağ ede bir söz

 

Bir kurbağa ile ördekler gölde senelerce komşuluk ya­parlar ve bir gün göl kurur. Ördekler komşuluk hatırına kur­bağayı başka bir göle götürmek isterler, iki ördek bir çöpü ağızlarına alırlar ve kurbağaya da bu çöpü ısırma­sını ama ge­vezelik yapıp katiyen ağzını açmaması gerek­tiğini söylerler ve havalanırlar.  Geveze kurbağa yukarı­dan yerde gördüğü manzaraya dayanamaz ve onlara laf atmaya kalkınca düşer ve helak olur... Hint Filozofu Beydaba “Kelile ve dinme” isimli kitabında bu hikâyeyi anlattıktan sonra; “işte gevezenin sonu böyle olur” der. 

Nüktedanlığı ile Konya bölgesinde maruf olan, yukarıda da zikri geçen Ali Rıza Dür diye bir hemşerim vardı. Allah rahmet eylesin. Bir gün birkaç arkadaşını almış, hemoroid’den ameliyat olan gevezemi geveze  bir arkadaşına ziyarete gitmişler. Ev sahibi hasta yatağının üzerinde bir ko­nuşmaya baş­lamış, saatler geçmiş bunlara hiç söz düşmemiş, nihayet Ali Rıza Hoca dayanamamış ve “yahu sen nerenden ame­liyat oldun, nasıl yaptılar?” deyince ev sahibi; “hemoroidden (basur) ameliyat oldum, işte oradaki fistülü aldılar, sonra dik­tiler…” diye başlayıp devam edince Hoca; “keşke o doktorlar oranı değil de ağzını dikselerdi” deyince millet kahkahayı salmış. 

 

Dipnot:

[1]- Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, İman 74, 75.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık