• 25 Aralık 2017, Pazartesi 9:27
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

FİZİKÎ AŞK

Halkımız arasında dillerde pelesenk olan sözlerden ba­zıları dünyanın fani ve yalan olduğuna dair olanlardır. “Fani dünya hoştur amma, akıbet mevt olmasa” derler. Ayet ve ha­dislerde de bu gerçek dile getirilmiş ve Cenâb-ı Allah şöyle buyurmuştur: “Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacak­tır. Ancak aza­met ve ikram sahibi Rabbi­nin zâtı bâki kalacaktır.”([1]), “Her nefis ölümü           tadacak­tır.”([2])

Peygamber efendimiz ise: “Her derdin devası vardır an­cak ihtiyarlık ve ölüme çare yoktur.”([3])  buyurmuştur.

Osmanlının zirve dönemi, şan ve şerefin doruk nok­tası, Kanuni gibi sul­tanın, Sokullu gibi sadrazamın, Ebussud gibi şeyhülislâmın, Sinan gibi baş mimarın, Barbaros gibi derya kaptanının olduğu dönemin, saha­sında onlara muadil dev şa­iri Bâkî, yüzüğünün üstüne şu ibretli sözleri yazdırmış ve mühür diye kullanmıştır:

 

Fanist cihân der o vefâ nîst

Bâkî heme Ost cümle fânîst

 

“Cihan fanidir ve onda vefa yoktur, Baki olan yalnızca Al­lah’tır”([4])

Arif isimli bir gönül eri ise bu realiteyi, şu beytiyle id­raklere havale et­miş:

 

İş bu manayı bedîhî görünen gün gibidir

Ömür bin yıl dahi olsa yine bir gün gibidir

 

Nitekim 950 sene yaşadığı Kur’an’da zikredilen([5]) Nuh Pey­gambere sor­muşlar; “dünyayı nasıl buldun?” diye. Ce­vabı şu olmuş: “Sanki iki kapılı bir oda idi, birinden girdim, birinden çıktım.”

Aslı yalan olanın nesli de yalan olur. Dünya yalan ol­du­ğuna, vefasız ve fani olduğuna göre, onun aşkı ve mu­habbeti de ya­landır, geçicidir. Yapılan araştırma ve ista­tistikler; en çok bo­şanmalar ve kısa zamanda biten evli­likler, aşk evlilik­leri oldu­ğunu göstermektedir.

Böylece yukarıda zikredilen atasözü­nün de gerçekliği tebeyyün etmektedir ki; “vuslat aşkı öldürür”. Araplar ara­sında dolaşan bir kibar-ı kelâm’a göre de; “evlilik aşk değil, çocuk yapma beraberliği olur, gerçek aşk, platonik aşk­tır”([6]) Bu tür aşk; arzu ve iştiyak yo­ğunluğunun devamlı olması halidir. Fuzûlî’nin tabibine; “ilacımdan elçek, beni sakın iyileştirme, aşk derdim biterse benim için dünyanın bir manası kalmaz…” diye yalvarması bundan dolayıdır.

Meşhur Keçecizade Fuat Paşa’nın babası İzzet Molla eşine sık sık: “Sen benden evvel ölürsen vallahi bu evi yaka­rım” dermiş. Hanımı ölünce gerçek­ten evi yakmış ve eşyala­rını yağma etmiş ama; 15 gün geçmeden de, hani “suyu ku­rumadan” derler, başka bir kadınla evlenmiş ve sık sık “keşke    rah­metli daha evvel davransaydı (ölseydi)” dermiş.([7])

Halk arasında şöyle bir söz vardır: “eşi ölen erkek, eşini defnedip kabir­den dönerken, hanım aramaya baş­lar.” Yine böyle zat-ı muhteremin birisi, eşi öldükten kısa bir müddet sonra evlenmiş ve yeni hanımla beraber ölen eşinin kabrini ziyarete varmış ve şöyle demiş: “Vallahi hatun seni ne kadar sevdi­ğimi bilirdin, acın o kadar bü­yük ve dayanılmaz oldu ki, baktım tek başıma buna                        da­yanamayacağım, bu acıyı bölüşe­lim diye bu hanım efendi ile evlen­dim!” Bir de yalan dünya ile ilgili fıkra­mızı anla­tıp konuyu bitirelim:

Adamın birisi bahçede habire tepiniyormuş. “Ne ya­pı­yor­sun?” Demişler, “keçe tepiyorum” demiş. “Sırtındaki ne?” Demişler; “madem tepiniyorum, boşa gitmesin sır­tıma bir de turfan alayımda onu da sallamış ve tereyağı elde etmiş olayım diye düşündüm” demiş.

“Başındaki çıngırak ne?” Demişler; “malum bahçedeyim, böyle sal­lanmış iken başıma da bir çıngı­rak takayım ki meyveleri yemeye gelen kargalar ürksün, ne yaparsın yalan dünya her hal ve hareketi değer­lendirmek lâ­zım” demiş. “Du­daklarında hiç durmuyor” de­mişler, “eh yalan dünya, rı­zık temini gerek, birisi ölmüşle­rime parayla bir Yasin okuyuver dedi, onu ifa ediyorum” demiş. “Elinde döndür­düğün kirman ne?” demişler, “dedik ya fani dünya, elle­rimde boş durmasın üç-beş kuruş dünyalık kazanayım diye parasıyla yün eğiriyorum” demiş.

Dinleyen adamın kan tepesine sıçramış, bu kadar haris olan adama kızmış ve; “ulen hay edep­siz, dünya fani iken böyle yapıyor­sun da, bir de bâkı olsaydı ne yapacaktın?” diye kükremiş.

Ama âşıklar, ehl-i dil olanlar, kâmil insanlar, dünyevî de olsa, yalan ve geçicide olsa aşktan yüz çevirmemenin gereği üzerinde durmuşlar ve “yalan dünya aşkı da olsa, bu da bir marifet, bu da bir fevkıyyet(üstünlük). Çünkü; Peygambe­ri­miz: “İnsanlara teşekkür etmesini bilmeyen, Allah’a da      te­şekkür edemez”([8]) buyurmuş. Dolayısıyla insanları sev­meyen, onlara âşık olmayan Allah’a da bu hususta yol bulamaz, ye­ter ki bu işi ayağa düşü­rüp, edep sınır­larını aşmasınlar” de­mişler. Hepimizce ma’ruf gönüller sultanı Yunus; “âşık ol­mayan âdem, benzer yemişsiz ağaca” bu­yurmuştur. Ehl-i       ta­savvuf ve eserle­riyle de meşhur İ. Hakkı Bursevî Hazretleri; “aşk; adam olmanın birinci şar­tıdır” demektedir. Büyük Âlim Molla Câmî de bu hu­susta mealen şöyle de­miş:

 

Dünyevî de olsa aşktan yüz çevirme

Çünkü Hakk’a yükselmene hizmet edebilir

Elif bâyı iyice öğrenmeden

Kur’anın sahifelerini nasıl anlayabilirsin?([9])

 

Dipnotlar:

1- Rahmân Sûresi, 26, 27.

2- Enbiyâ Sûresi, 35.

3- Tirmizî, Tıbb, 2; İbni Mâce, Tıbb, 1; Müsned, 4/278.

4- İskender Pala, “Efsane Güzeller”, Kapı Yay. İst. 2004, s.111.

5- Ankebût Sûresi, 14.

6- İskender Pala, “Divane Güzeller”, Kapı Yay. 2004, İst. s.136.

7- İskender Pala, “Güldeste”, Kapı Yay. İst. 2006, s. 61.

8- Tirmizi, Birr 87.

9- Mahmut Erol Kılıç, “Sufi ve Şiir”, İnsan Yay. İst. 2011, s. 99.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık