• 11 Ekim 2019, Cuma 8:37
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Ev Temizliği ve Sokak Temizliği (2)

1-Hukukullah, yani Allah’a ait olan haklar ve görevler, kulun Yaratanına karşı yapması gereken ibadet ve taatlerde olan eksik ve noksanlar.

2-Kul hakları, insan hakları, insanlarla münasebetlerdeki eksiklikler, kusurlar, tecavüzler.

Bunlar arasındaki en bariz özellik şudur: Birincisi yani Allah hakları ne kadar çok, ne kadar büyük olursa olsun “Al­lah’dan ümit kesmeyin, Allah dilerse onların hepsini affe­der.”(1) Ayeti mucibince affının mümkün olması. İkincisi­nin yani kul haklarının ise zerre kadar olanının bile af edilmeye­ceğini Allah ve Resûlünun bildirmesi. Cenab-ı Hak affetmi­yor, Peygamberimizin şefaati bu hususta geçerli değil, hac ve tövbe de fayda vermiyor, bir tek çıkış yolu var o da; hak sahi­binin affetmesi. Hatta Peygamber Efendimiz bu hu­susta şöyle buyurur: “Şehidin (yani hayatının baharında ca­nını feda, kanını sebil eden kişinin) bütün günahları affedi­lir, ancak kul hakları onlardan da sorulacaktır.”(2)

Bu sebeple sokakta yapılan her türlü olumsuzluklar kul haklarına girer, bununda affı yoktur. Bunun için imanlı ve inançlı insanlar, uhrevi âleme inanan kişiler bu hususta son derece ince düşünmeli ve pür dikkat olmalı.

Sevgili Peygamberimiz; “Gerçek Mümin, elinden ve dilin­den kimsenin zarar görmediği kişidir.”(3) buyurur. Müslü­man yaşadığı beldenin her tarafını kendi evi gibi te­lâkki etmek mecburiyetindedir dersek hata olur, kendi evin­den çok çok daha iyi korumalı, hata yapmamalı, kul hakkına tecavüz etmemeli. Yine Peygamberimiz; “Yollarda insanlara zarar veren şeyleri izale etmek, imanın şubele­rinden bir şube (kısım) dir.”(4) “Kim Müslümanların gelip geçtikleri yerden onları rahatsız eden bir şeyi kaldırıp atarsa, Allah ona sevap yazar ve cennetine kor.”(5) buyu­rur.

 

Bu hadise uymak için eski insanlar sevap kazana­yım diye sokaklardan, caddelerden zararlı maddeleri, gö­rüntüyü bozacak pislikleri, gelip geçene eza veren şeyleri toplarlardı. Şimdi bu adetleri­miz unutulduğu gibi, bırakalım başkalarının attığını topla­mayı, kendimiz sokaklarımıza attığımız pislikten veya oralara koyduğumuz eşya ve arabalardan geçilmez hâle getirmekte­yiz. Taş kum dökerek veya başka maddeler koyarak geçişi önlüyor ve kul hukukuna tecavüz ediyoruz. 

Şu hadis-i Şerif ne kadar dikkat çekici. “Lâneti gerekti­ren (Allah'’n affından, Resûlünün şefaatinden mahrum kalmamak için) şeylerden sakının. Bunlar; insanların gelip geçtikleri yollara ve gölgeliklere abdest bozmak, pislik atmak ve geçişe mani olmaktır.”(6)

Bugün medeniyet seviyemizi anlamak veya Allah’ın biz­lere neye huzur ve saadet, güven ve emniyet vermediğini kavramak için yollarda ve sokaklarda yaptığımız hata, teca­vüz ve olumsuzluklara bakıvermek yeterlidir. Bu hususta fazla detaya girmeyeceğim, çünkü sadece bu konu birkaç kitap dolduracak kadar kapsamlıdır. Ama bir türlü anlayama­dığım, mana veremediğim, Müslümanlar bu kadar ahmak değil ama neye bu kadar vurdumduymaz diye beynimi kemi­ren bir olaya parmak basmadan da geçemeyeceğim:

Kışın vatandaş kömürünü yakmış, ısınmış, geceyi geçir­miş, sabah kömür kovasını dökmesi ve yenilemesi gerekiyor, getirip belediyenin koyduğu çöp tenekesi bomboş olduğu halde içine dökmüyor, dibine boşaltıyor ve evine dönüyor, bunu gözlerimizle görüyoruz. Ben bunu defalarca meclislerde gündeme getirdim. Dediler ki; doğru hocam Müslümanlar bu kadar lakayt değil bunu şunun için yapıyorlar, çöp tenekesi­nin içine döktüklerinde kovanın dibindeki ızgara da düşüyor ve onu bulmakta ve almakta zorluk çekiyorlar. Ama bu çaresi bulunmaz bir dert değil ki. Fakat dışına döküldüğündeki olumsuzlukların bazılarını sıralayalım:

Görüntü kirliliğine sebep olur. Kul haklarına tecavüz olur. Çünkü: İçine dökülse makine onu kaldırdığı gibi çöp arabası­nın içine döküverir, dışında olunca belediye işçileri dakika­larca onu küreklerle atacağız diye uğraşırlar. O esnada oradan geçenler tozlarını yutarlar. Yakında çamaşır yıkayıp balko­nuna asan Müslümanların çamaşırlarının üstüne serpilir. Ka­pısı penceresi açık olanların evlerine dolar, daha birçok olum­suzluk…

Dün temizlik, yeşillik, düzen, tertip gibi her hususta Av­rupalılar dedelerimize yani Osmanlıya imreniyorlardı.(7) Bu­gün devran tersine döndü biz bu hususlarda onlara imreniyo­ruz, haklı olarak gıpta ediyoruz. Bizler maalesef dedelerimi­zin bu husustaki asaletini kaybettik. Şöyle bir misal verirsem her halde sözlerimde mübalağa olmadığını anlarız:

Dünya çapında yapılan bir araştırmada, Londra g oranı ile dünyanın en yeşil başkenti seçilmiş. Bizim en yeşil kentle­rimizden İzmir’in ise yeşil oranı % 3 imiş. Japonya’da yapı­lan bir araştırmada yeşil ortamda yaşayan insanların hem uzun ömürlü hem de daha huzurlu oldukları ortaya çıkmış.(8)

 

Dipnotlar:

1-Zümer Sûresi 53.   

2-Terğîb ve Terhib Tercemesi”, Hikmek Yay. 1985, İst. c.3, s. 212.    

3-Buhârî, İman 5, Rikak 26; Müslim, İman 64-65.

4-Buhârî, Mezâlim 28; Müslim, Birr 128.  

5-Zebîdî, Tecrîd-i Sarih, Terceme, Ahmet Naim, Hadis no: 223.  

6-Ali Nâsıf el-Hüseyni, Et-Tâc, c. 1, s. 93.  

7-La Baronne Durand De Fontmagne, “Kırım Harbi Sonrasında İstanbul”

        Tercüman 1001 Temel Eser, 1977 s. 261.

8-Şehir ve Başkan Dergisi Mayıs 2008 sayı 80, s. 94.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık