• 22 Eylül 2020, Salı 9:21
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

ELEM ve Keder

Saadet sebepleri ile dolu olsa da, kimse bu âlemde elemsiz bir an olamaz. Benim elemim yok diyen, elemsiz görünen inat kişiler varsa, onlar ya bu âlemde yaşamıyorlar ya da insan değiller. ‘İnsanın mayası elemle, kederle yoğrulmuş’ derler.

Gerçekten dünyada kim olursa olsun hiç gamsız-kedersiz adam bulmak mümkün değildir.

Bir peygambere; “Elem keder olmayacak bir yer var mı” diye sormuşlar, o “cennet var olacak ama, oradaki insanlarda dünyada zikrullahsız geçirdikleri zamana üzülecekler” buyurmuş.

Önemli olan bunun farkına varıp; “mademki durum bu, dertsiz insan yok, o halde elle gelen düğün bayram” gibi düşüncelerle, elem ve kederin etkisini asgariye indirmektir.

Şairin dediği gibi:

Mihneti zevk etmededir âlemde hüner,

  • Gam-u neşat-ı felek böyle gelmiş böyle gider.

Böyle yapmayıp çok üzüldüğünde, kendini paraladığında, canına kıyıp intihar ettiğinde değişen bir şey olmayacağını, Bağdatlı Ruhî tavsiye ediyor ve “aklını başına al, kaderi değiştiremezsin” diyor.

  1. ne çâre hükmi İlahî yerin bulur, Kan ağlamak müfit değil, olacak olan olur.

Peygamber Efendimiz; “dünyada rahat yok”( ) buyurmuş. Bu Allah’ın sevgili elçilerinin bile neler çektikleri malum. Konu geniş ve umumi olunca şairler bu hususta çok cevelan etmişler, çok sözler söylemişler, tavsiyelerde bulunmuşlar, kadere ve feleğe sitemde bulunmuşlardır.

Abdullah Fevzi Ububoy, dünyadaki elem ve sıkıntıların ancak ölünce son bulacağını söylüyor ama orada da, amelin iyi değilse, inancımıza göre; kabir azabı, sorgu, sual, cehennem sıkıntıları başlayacaktır. Bu elem yurdu deni dünyanın Derdine mihnetine gayet yok. Bir çürük diş gibidir bence bu can, Çıkmadan sahibine rahat yok.

  1. Kam merhum ise, dertli elemli olmayı Kâmil insan olmanın bir gereği addetmiş ve şöyle demiş: Dilerim ki fani dünyada kimse Ömrünü mihnetle telef etmesin Fakat kâmil adam olmak isterse Elem çektiğine esef etmesin.

Konyalı Mevlevî Şairimiz Veysel Öksüz de kızına yazdığı uzun nasihat şiirinin konumuzla ilgili bölümünde şöyle der:

Olacak neyse olur.

 Her şey yerini bulur

 İnananlar kurtulur

 Kederden gamdan kızım

 Kalbe hiç koyma keder

Hak aşkını kıl rehber

Allah her zaman eder

Bizi imtihan kızım

Yine Konyalı şâir ve siyaset adamlarımızdan merhum Feyzi Halıcı’da, bu elem ve keder atmosferinden kurtulmak için mavi gecelerin seher vaktinde ibadet edilmesini, ellerin semaya kaldırılmasını, gönüllerin uzayın derinliklerine salıverilmesini tavsiye ediyor:

Yükselir semaya doğru ellerim,

 Mavi gecelerin seher vaktinde,

 Hakk’a kanat açar hep emellerim,

  1. gecelerin seher vaktinde..

Kaybolur kederim, kaybolur ahım,

Gözümde yaş olur, akar günahım,

 Bana daha yakın olur Allah’ım,

  • Mavi gecelerin seher vaktinde...

Sultan Aziz zaman zaman; "Keşke bir kenarda fakir bir bakkal olsaydım" dermiş.

Herkesin mevkisine makamına, saltanatına imrendiği insanlar bile neler çekmişler, kimi katledilmiş, kimi hapsedilmiş, kimine hakaretler edilmiş…

Zamanın birinde padişahın biri, psikolojik bir rahatsızlığa yakalanmış, hiçbir şeyden zevk almıyor ve devamlı üzüntülü, kederli. Hekimler demişler ki; “sultanımıza hiç elemi, kederi olmayan birinin iç gömleğini (atletini) getirir giydirirsek ancak o zaman bu dertten kurtulur.”

 Başlamışlar dertsiz adam aramaya, ama ne mümkün. Kime yapıştılarsa altından bin bir türlü elem çıkıyor. Bir çoban görmüşler, sürüsünü ovaya salmış, kendisi de kavalını eline almış, neşeli neşeli çalıyor, “tamam bulduk her halde bu çobanın bir derdi yoktur” deyip yanına varmışlar, bir elemi, bir sıkıntısının olup olmadığını sormuşlar “yok” demiş. “Tamam, o zaman gömleğini bize sat, istediğin kadar para veririz” deyince çoban üzüntülü bir tavırla; “maalesef iç gömleğim yok, onu almaya nerde bizde imkân” deyince oyun yine bozulmuş ve dertsiz adam bulamamışlar.

Şu beyitler konunun özeti sayılabilir:

Herkesin bir derdi, bin dâ’vâsı var

Birbirine benzemez şekvâsı var

Olmadı âlem içinde bir nefes hurrem gönül

Olmadı bir lahza bî-gam olana hem-dem gönül

  1. (Sultan ll. Beyazid)
  2. Afet-i gam: Elem, keder belası, Azâde: Uzak, kurtulmuş, Âdemzade: Ademoğlu, Mihnet: Zorluklar, acılar, Neşat-ı felek: Elemleri zevke çevirebilmek, Müfid: Faydalı 1- Tirmizî, Zühd 44(2378). V Cemal Kutay, “Sultan Azizin Avrupa Seyahati”,Boğaziçi Yay.1991, s.14.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık