• 07 Ekim 2019, Pazartesi 9:30
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Elbise ve Dış Görünüm Temizliği (2)

Hz. Aişe validemizden rivayet edilen bir hadiste de Efendimiz şöyle buyurur: ''Kendisine Kur’ân nâzil olmaya başlandığından beri, Resûlullah (as) ayakta bevl etmemiştir''(1)

 

Abdullah İbn-i Mesud hazretlerinden rivayet edilen hadiste ise Peygamberimiz şöyle buyurur: "Şüphesiz ki ayakta abdest bozman da cefadandır'' (2) Peygamberimizin pek nadir de olsa ayakta bevl ettiğine dair rivayetler de vardır.(3)  Çömelerek akıtıldığında, mesanede idrar, taş, kum, tortu vb. kalıntıların olmayacağını, tam boşalmanın sağlanacağını, dolayısıyla sıhhat yönünden daha sağlıklı olacağını konunun uzmanı olan doktorlarda söylemektedirler.

Ulemanın çoğunluğu bu ve benzeri hadislerden, herhangi bir özrü yoksa ayakta abdest bozmanın mekruh olduğu hükmünü çıkarmışlardır.

Peygamberimiz saçı başı dağınık, pejmürde olanları bazen kendi eliyle düzeltir, diliyle ikaz ederdi.(4) Fakat çoğu zaman bu ikazları yaparken, kişileri teşhir etmez, hedef göstermez, insanları rencide etmez; “Görüyorum ki bazılarınız, dişleri sararmış, saçı sakalı birbirine karışmış bakımsız olarak do­laşmakta, böyle pejmürde olmak Müslüman’a yakışmaz, ol­gun Mümine yaraşmaz” gibi sözlerle umuma hitap ederek yapardı. Kendisi her renk elbiseyi giymiş, ama ekseriyetle “beyazı tercih etmiş ve beyaz giyinmeyi tavsiye etmiştir.”(5) Beyaz giyinmek büyük marifet ve maharet ister, çünkü en ufak bir lekeyi belli eder.  Dışarı çıkacağında kapı kena­rına koyduğu bir kap suyu ayna olarak kullanır, saçını saka­lını düzelterek, kılık-kıyafetine çeki-düzen vererek çıkardı.

Bir defasında Abdurrahman b. Avf’ı bir seriyyenin (küçük çaplı birlik) başına kumandan tayin etmiş, birliği uğurlamak üzere geldiğinde komutanın dış görünüşünün biraz dağınık olduğunu görünce yanına çağırıp bizzat eliyle düzeltmiştir.

Saç ve sakal bakımına önem verilmesini, temiz ve sade giyinilmesini emretmiş,(6) ama her hususta olduğu gibi bu hususlarda da ifrata (aşırılığa) kaçılmasını hoş görmemiştir. Sakal kesip bıyık uzatmayı, sakalı aşırı şekilde uzatmayı, ipekli ve haddinden fazla süslü elbiseler giymeyi, altın yüzük takmayı, vücut azaları üstünde aşırı oynamalar yaptırıp (dövme, botoks gibi) dikkat çekmeyi de hoş görmemiştir.

Efendimiz sık sık; “İşlerin en hayırlısı orta (normal) ola­nıdır.”(7) buyurur; hiçbir hususta, hatta ibadetler hususunda, hayır ve hasenat verme hususunda bile normal davranılma­sını, ölçü dışına çıkılmamasını, haddin aşılmamasını emret­miştir.

Yüce dinimizde ifrat ve tefrit yoktur. İfrat aşırılık, tefrit tam onun zıddı, normalin çok altı demek. Mesela: Hiç kim­seye bir ikramda bulunmayan, yedirmeyen, içirmeyen, hiçbir hayır kurumuna zırnık koklatmayan kişiye cimri derler, bu tefrittir.

 

Hesabını bilmeyen, har vurup harman savuran, evlât ve ıyalini düşünmeyen, bulduğunu bulduğu gün yiyip bitiren kişinin yaptığına da ifrat denir. Dinimize göre bu da doğru değildir. Ortasını bulan, yani yeri geldiği zaman yemesini, yedirmesini, ikram etmesini aşırılığa kaçmadan bilen kişiye de cömert denir. Doğru ve güzel olanı da budur.

 

 Allah ve Resûlü bunu tavsiye ediyor. İbadetler hususunda da ölçü böyledir. Hiç yapmamak tefrit, gece gündüz kendini ibadete vermiş, çoluğunun-çocuğunun rızkını temin etmiyor, onları başkalarına muhtaç ediyor, onlarla ilgilenmiyor, gezdirmiyor, varsa-yoksa ibadet, bu da ifrat ve yanlış, ikisinin ortasını bulmak itidal, yani normal olanı ve dinimizin tavsiye ettiği yoldur.

Temizlik, süslenme, giyim-kuşam gibi hususlarda da orta yol takip edilmeli, aşırılığa kaçılmamalı. Bu durum temizlik hususunda da geçerli mi? Evet, çünkü son yıllarda yapılan araştırmalar, Vücudun; bağışıklık sistemini gelişebilmesi, mikropları tanıyabilmesi, onlarla savaş yöntemleri öğrene­bilmesi için az miktarda mikroba da ihtiyaç olduğunu en ciddi dergileri­miz dile getirmektedir. ABD de yapılan araştırma ve anketler göstermiştir ki, hijyen hastası denebilecek kadar temizliğe dikkat eden kadınların çocuklarının bağışıklık sis­temlerinin hakkıyla gelişmediği, özellikle astım hastalığına yakalanma riski oranlarının çok yüksek olduğu(8) ve cemiyet hayatına girdiklerinde, hazırlıksız oldukları için en fazla bunların has­talandığı ortaya çıkmıştır.(9) NATO Askerleri üzerinde yapı­lan anketlerde de aynı sonuca varılmıştır.(10) Peygamberimizin hadisinin hikmeti burada da ortaya çıkıyor, her şeyde ifrat ve tefrit yok, orta yol.

 

Dipnotlar:

1-Sünen-i Ebu Davud 1/93

2-İbn-i Mace, Hadis No:300.

3-Tirmizi C:1, Sh 19.

4-İbrahim Canan, a. g. e, c. 7, s. 8.

5-Tirmizî, Cenâiz 18, Ebû Dâvûd Tıbb 14.

6-Buhârî, Hayız 9, Müslim, Taharet 100.

7-Buhârî, Edeb 86, Savm 51; Tirmizî, Kıyâmet 21.

8-Milliyet Gazetesi, 24.06.2000.

9-TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi, Ekim 2007, sayı 479, s. 9.

10-TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi 2005, sayı 455, s. 20. sayı 479, Ekim

2007, s. 9; Milliyet 19. 04. 2004


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık