• 03 Eylül 2015, Perşembe 0:00
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

DOĞRU SÖZLÜLÜK ? HAKKI SÖYLEMEK

Sen usandırma eli, el usandırmaz seni

Hilekârlık eyleme, kimse dolandırmaz seni

Dest-i âdâdan soğuk su içme kandırmaz seni

Korkma düşmandan ki, âteş olsa yandırmaz seni

Müstakim ol ki hazreti Allah utandırmaz seni

                                                    Diyarbakırlı Sait Paşa

İkrah görse, mecbur kalsa, çaresiz olsa bile kişilerin ya­lan söylememesi gerektiğini telkin eden Ziya paşa, bunu be­cerebilenlere Allah’ın yar ve yar­dımcı olacağını müjdeliyor ve şöyle diyor:

İnsana sadakat yakışır görse de ikrah,

Yardımcısıdır doğruların Hz. Allah

Bir beldede çok iyi ve pek sevilen ama bilâveled olan bir padişah vardır. Öleceğine yakın yerine bir veliaht bulmak için şöyle bir duyuru yayınlar: “İs­teyen herkese çiçek to­humları dağıtacağım, kim en iyi, en güzel ve çekici çi­çeği ye­tiştirip bana getirirse, onu yerime halef tayin edeceğim, her şeyim ona kalacak.”

Verilen süre dolunca tohum alanların hepsi toplan­mış, çiçeklerini getirip sergilemişler ve neticeyi heyecanla bekli­yorlar. Padişah tohum alıp ama çiçek getirmeyen genç birine “sen neye getirmedin?” diye sorunca, o “ben yetişti­reme­dim” der, padişahta tacını, tahtını, her şeyini ona bırakır. Herkes hayretler içinde kalır ve sebebini sorarlar. Padişah; “Çünkü içinizde bir tek bu doğru söy­ledi, sahtekârlığa mey­letmedi, yalana başvurmadı. Çünkü ben dağıttığım tohumları kaynar suda haşlayıp dağıttım. Onlardan çiçek yetişmesi mümkün değil” diye cevap vermiş. İşte doğruluğun mükâfatı.

Eskiden Balkanlarda, Afrika’da hatta Asya’da yani Müslüman Türk’ün ta­nındığı her yerde, insanlar birbi­rine söz verirken “Osmanlı sözümü?” diye teyid ettirir­lermiş. Darb-ı mesel olan bu sözün hâlâ geçerli olduğu memleket­lerin oldu­ğunu görenler, yaşayanlar vardır.([1])

İslâm’a ve Osmanlıya büyük kötülük yapan, Altınordu devletini yıkmakla Rus Çarlığını hortlatan, Osmanlıya çat­makla Avrupa’nın İslâmlaşmasına engel olan Timur’un yü­züğünde bile “Rasti Rusti- doğruluk selamettir” yazarmış.([2])

“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” demişler akl-ı selim sahibi demiş ki; “olsun sen onuncu köyü bul oraya hicret et, ama yine de yalan söy­leme”

Tilki su içeceğim derken kuyuya düşmüş. Dualar, yal­varmalar, vaadler… “Şuradan bir kurtulursam bir çuval darı alıp hakkını yediğin tavuklara vere­ceğim” de­miş ve kurtul­muş. Sevinçle bir taraftan sekiyor bir taraf­tan da; “pa­rayı nerden bulayım, darıyı nerden alayım” nakarat halinde söy­lerken, bu seferde tuzağa yakalanmış. Etraftan gören gün­görmüş bir hayvan, diğerlerine şöyle demiş:

İbret olsun tilki size

Sadık kalın vadinize

Fetret devrinde Çelebi Sultan Mehmet kardeşlerini ber­taraf etmiş, öldü­rülen Musa Çelebiyi Bursa’ya getir­diği es­nada Karamanoğlu Mehmet Bey Bursa’yı muhasara etmiş, almış, Ulu Caminin kapısının önüne dünya kadar odun yığdı­rıp yakıp tahrip etmiş, Yıldırımın türbesini tahrip ettirmiş... bu es­nada cenaze ile Osmanlı askeri Bursa’ya gelince hemen kaçmış, yakınların­dan biri “Sen Osmanlının ölüsünden bu derece korkarsan, dirisini gör­sen ne ya­pacaksın” sözü üze­rine söyleyen kişiyi de idam ettirmiştir.([3]) Tarihte böyle doğru sözünden dolayı kelleyi kestirenlerde olmuştur. Hâl­buki şair Levnî’nin dediği gibi, doğruya ve doğru söze in­cinmemek gerekir:

Arz eyle bu pendi kendi özüne

Dost addetme her güleni yüzüne

İncinme dostunun doğru sözüne

Doğru söz insana batar demişler   

 

Dipnotlar:

Dest-i adâ: Düşman eli, Müstekım: Doğru, dürüst.

[1]- İbrahim Refik, Tarih Şuuruna Doğru-4, Albatros Yay. İst. 2004, s.209.

2- A.Ragıp Akyavaş, “Üstad-ı Hayat-2”, TDV Yay, Ankara 2005, c, 2,  s.173.

3- Samiha Ayverdi, “Ezelî Dostlar” Kubbealtı Yay. İst. 2009, 2. baskı, s.19.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık