• 29 Ekim 2016, Cumartesi 9:51
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

CUMHURİYET FAZİLETTİR
  Cumhur: Halk, topluluk, ahali.( ) Cumhuriyet: Milletin egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracı¬lığıyla kullandığı siyasal örgütlenme biçimidir.( )   İslâmî açıdan baktığımızda cumhuriyet gerçekten bir fazilettir. Zira İs¬lâm'ın özünde,  mayasında bu idare şekli mevcuttur. Bu tarz Asr-ı Saa¬dette de uygulanmıştır.( )  İslâm'ın zuhuru döneminde,  dünyanın her tarafındaki idari sistemler;  alışılmış belli kalıplara dayanan krallık, imparatorluk,  sultanlık, aşiret veya kabile reisliği gibi yöntemler idi.  "Hak kapanın, mantık şarlatanın" felsefesiyle güçlü olan,  zalimlik ya¬pan,  hile ve desisede mahir,  güçlü ve müstebit kişilerin başa geldiği saltanat devirleri.  İslâm bu sistemleri benimsememiş,  bu haksız ve insan fıtratına aykırı uygulamaları kaldırarak "ŞURAYI" yani meclis idaresini emredip,  seçim sistemini getirmiştir.  "Onların (Müslümanların) işleri, aralarında istişare (danışma) ile¬dir."( ) ve "...Umuma ait işlerde onlara danış,  (onların da fikirlerini al). Artık kararını verdiğin zaman da,  Allah'a dayanıp güven. Çünkü Al¬lah kendisine sığınanları sever"( ) Ayetleri ile, "İstişare eden pişman olmaz"( ) hadisi vee benzerleri ne güzel delillerdir.  Allah'ın kesin hükmü olmayan hususlarda Müslümanlar fikrini söyler,  istişare edilir ve doğru olana karar verilirdi. Hz. Peygamber birçok hususta kendi rey'ine değil,  arkadaşlarının görüşüne uymuştur. Bedir savaşında ku¬yuların başının tutulup diğer kuyuların doldurulması,( ) yine Bedir sava¬şında esir alınan kişilerin fidye karşılığı serbest bırakılması,  Uhud sava¬şında sa¬vunma değil taarruz harbi yapılması,( ) hendek savaşında cephenin önüne hendek kazılması( ) gibi hususlar hep Efendimizin arkadaşlarının fikirleri idi. Resûlullah zaman zaman hanımlarının görüşüne bile müracaat eder ve uyardı.( )  Hz. Muhammed vefat ederken yerine bir aday göstermediği gibi, ima ve işaret bile etmeyip,  meseleyi cumhurun (halkın) seçimine bırakması her halde dünya üzerinde demokrasinin ilk ve en güzel uygulaması olmalı.  Hz. Ebubekir'in,  Hz. Ömer'in,  Hz. Osman'ın ve Hz. Ali'nin de halkın çoğunluğunun biati (seçimi) ile göreve gelmeleri, evlâtları olduğu halde yerle¬rine veliaht tayin etmemeleri,  hatta bu husustaki tekliflere şiddetle karşı çık¬maları,  günümüzde bile birçok devletin ulaşamadığı başkanlık sisteminin en güzel tezahürüdür.   Ancak bu güzel usul,  Hz. Muaviye tarafından bozulmuş,  oğlu Yezidi veliaht göstermek suretiyle 91 sene sürecek,  ırkçılığa ve zulme dayanan, Emevi Saltanatını başlatmıştır. Böylece İslâm'ın getirip uyguladığı, çoğun¬luğun seçip iş başına getirdiği kişilerin idare sistemi olan idare tarzı (Cum¬huriyet), babadan oğula geçen saltanata dönüşmüş, bu uygulama Emeviler,  Abbasiler,  Osmanlılar olmak üzere 1923 yılına kadar devam etmiştir.   İsimler, unvanlar ve kavramlardan ziyade icraat ve uygulamalar önemli¬dir. Asr-ı Saadetteki sistemin adı Hilafet. Emeviler ve Abbasiler döneminde¬kinin adı da Hilafet. Ama asırlar süren bu iki dönemde,  Halife Ömer b. Ab¬dülaziz hariç,  bütün halifelerin Allah'ın kesin men ettiği içkiye müptela ol-maları,  işret meclisleriyle zaman geçirmeleri,  Allah'ın haramları hususunda hudut tanımamaları, analığı ile evlenmesine müsaade etmediği için,  Kur'an-ı Kerimi çiğneyip ok yağmuruna tutan Halife Velid gibilerinin çıkması( ) düşü¬nülürse, Osmanlı halifelerindeki bazı olumsuzluklar da göz önüne getirilirse,  ilk halifelerle sonrakiler arasındaki derin uçurumu idrak edilmiş oluruz.  İdare şekilleri birer vasıtadır,  araçtır. Bu vasıtalar iyi kullanılırsa amaca ulaşılır,  aksi takdirde netice hüsrandır,  hezimettir. Cumhuriyette aynı şe¬kilde, uygulamalardaki şekliyle erdem ve fazilet kazanır veya ten¬kide maruz kalır.  Cumhuriyet elbette fazilettir. Ama iyi, adil ve adına uygun tatbik edil¬diği takdirde. S.S.C.B. diyoruz, Çin Halk Cumhuriyeti diyoruz. İran,  Irak,  Suriye ve Libya’daki idarelerin adı da cumhuriyet. Ama nasıl bir idare.  Cumhuri¬yetle ne kadar alakadar olduğu ortada. Bunun yanında İngiltere,  Hollanda,  Danimarka,  İspanya gibi birçok devlet de,  krallıkla idare edili¬yor. Fakat yu¬karda saydığımız cumhuriyetler göz önüne alınınca aradaki fark,  bu krallık¬lara akın akın gidip iltica eden insanlardan anlaşılmaktadır.  Biz şanlı tarihimizin ve ecdadımızın hayranıyız. Günahıyla sevabıyla biz onların torunlarıyız. Ama uzun süren bu tarihi idarenin hafızalarımıza nakşet¬tiği bir kanaatle, ismi hilafet, icraatı saltanat olan bir sisteme hoş bakıp, ismi cumhuriyet, demokrasi veya başka bir ismi olan,  ama iyi uy¬gulandığı tak¬dirde İslâm’ın tavsiye ettiği idare sistemine en yakın olan bu idare şekline hor bakmak,  tavır koymak,  gerçek Müslüman'ın veya akl-ı selimin tasvip ede¬ceği bir hareket değildir.  O halde Asrı Saadetteki hilafet, cumhuriyet idaresinin ta kendisidir. Bu sebeple zaman zaman cereyan eden cumhuriyetçi-hilafetçi çatışmaları yersiz ve gereksiz bir kavgadır. Ama bu kavgaları yapan insanlar, Donki¬şot’un yel değirmenlerine saldırdığı gibi, bu kelimelerden içi dolu olma¬yanlara taarruz ediyorlar. Yani hilafete saldıranlar onun gerçek yönünü bilmiyor, son zaman¬lardaki uygulanışına kafa tutuyor. Cumhuriyeti tenkit edip ona saldıranlarda bu rejimin uygulanışı esnasındaki haksızlık ve çar¬pıklıklara takıyorlar.   Dipnotlar: 1- Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Lügat  s. 177. 2- Dictionnaire Laurousse, 2/523 Milliyet Yayınları. 3- Corci Zeydan, “İslâm Medeniyeti Tarihi”, Terceme Zeki Meğamiz, c. 1, s. 77, 78. 4- Şura Sûresi, 38. 5- Âl-i İmrân Sûresi, 159. 6- “Mecmuuz' Zevaid” c. 2, s. 280. 7- İbni Hişam, “Sire” c. 2, s. 272. 8- Müslim, İmare 148. 9- İbni Saad, “Tabakat” c. 2, s. 60.  10- Buhârî, Şurud 15. 11- İhsan Süreyya Sırma, “Emeviler Dönemi” s. 123.  

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık