• 09 Mayıs 2018, Çarşamba 7:33
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Çok Evlenme ve Osmanlı (1)

Teaddüt-i Zevcat hususunda da Batı haksızlık ediyor. İslâm’da birden fazla kadın almak bir mecburiyet değil, ruhsattır. Yani şartlar birden fazla evlenmeyi gerektiriyorsa kişi bu yolu tercih edebilir. Poligami yani çok ev­lenme, İslâm’ın doğuşu esnasında bütün dinlerde ve bütün kavimlerde olduğu gibi,  Avrupa’nın târihinde de vardır.(1)

 Bugünde Mormon tarîkatında olduğu gibi,(2) bazı Hıristiyan mezheplerinde çok evlenme vardır. Bu insanların çok evlenmesinin sebebi İncil’deki Tanrı kelâmını olduğu gibi, noktası noktasına kabul etmeleridir. İncil’de İbrahim, İshak, Yakub ve Süleyman peygamberle­rin birçok eşlerinin bulunduğu yazılıdır. O halde Tanrı, kutsal ve apaçık emri ile erkeklerin birden fazla kadınla evlenmelerini istemektedir, çoğalmalarını dünyaya yayılmalarını arzu etmektedir.

Mormon liderlerinden bazıları Hz. Îsâ’nın bile Mary ve Mertha ile evlendiği iddiasındadırlar. Bunu Mukaddesata hürmetsizlik olmasın diye söylemezler, içlerinden buna inandıkları için kendi aralarında açıklamaktan çekinmezler. Bu tarîkat liderlerinden Brigham Young, Bir günde 4 kadınla evlendiği gün 44 yaşında idi, evlendiği kadınlar­dan biri ise 17 yaşında bir kızdı. Diğer üçü duldu…”(3)

Fanatik Avrupalılar bunu ve benzerlerini tenkit etmezler, Fransızların meşhur Filozofu Lavaziye’nin 30 yaşında iken 13 yaşında bir kızla evlenme­sini tenkit etmezler,(4) Papazların çocuk istismarlarını tenkit etmezler, bugün zirve yapan çocuk pornocularını tenkit etmezler ama Peygamber Efendimizin Hz. Aişe ile küçük yaşta evlenmesini dillerinden düşürmezler.

Çok tenkit ettikleri Osmanlıdaki çok evlenme, en zengin oldukları dö­nemlerde bile oran % 7’yi geçmemiştir.(5) Eskiden savaşlarda ve kazalarda erkek nüfus çok zayi olduğu için bu bir zaruret idi. İkinci Dünya Savaşı son­rası Almanya’da 7 kadına bir erkek düştüğü için, Hitler’inde çok evlenmenin zaruret haline geldiğini ve bunun yollarını araştırdığını yeni çıkan belgeler ortaya koymaktadır.(6) Kadınların erkeklerden daha fazla yaşadıkları da bu­gün ortaya çıkan bir gerçektir.(7)

Zina yapan insanlara İslâm’ın verdiği ceza hususunu da Avrupalılar dille­rine dolamaktadırlar ama bu hususta da haksızdırlar. Avrupalılar bu husustaki tutum ve toleransları ile insanlığı öldürmekte ve nesilleri mahvetmektedir. Hamurabi Kanunlarında zinanın cezası ölümdür.(8) Cengiz Yasalarında da zinanın cezası idamdır.(9) Kendilerinden bir yazar olan La Baronne Durand De Fontmagne şöyle demiştir: “Osmanlı Ülkesinin asırlık gelenekleri ve dinî hükümleri her seviyedeki kadını koruduğu için, Türkiye’de ne iğfal edilmiş kız, ne sokakta bulunmuş çocuk, ne düello ne de intihar var.”(10)

Haremlik-selâmlık uygulamasını hazmedemiyorlardı bugün sosyal hayat onlara bunu da kabul ettiriyor ve mecbur bırakıyor: Almanya’nın Münih ken­tinde adı Fraueubank isminde yalnız hanım müşterilere hizmet veren ve sa­dece hanım elemanların çalıştığı bir banka açılmıştır.(11) Meksika hükümeti cinsel tacizlerin önüne geçebilmek için metroda kadın ve erkeklerin ayrı yarı vagonlara binmeleri kararı almıştır.(12)

Japon yetkililer; Başkent Tokyo’da 20-30 yaş arası kadınların yüzde 64’ü tren, metro ve istasyonlarda elle tacize uğradığını itiraf etmiştir.(13) Yahûdilerde de bazı yerlerde haremlik-selâmlık uygulanıyor, meselâ ağlama duvarında kadın erkek ayrı bölümlerde ağlar­lar.(14)

Eş cinsel evliliklere müsâade eden, kanunlar çıkaran, her türlü cinsi is­teklerde sınır tanımayan, internet, Facebook vb. iletişim vasıtalarında binlerce erotizm ve sex siteleri açan Batılılar, bizim haremi bir türlü hazmedemiyorlar ve Türk neslini devamlı bu konu ile vurup ecdadına düşman ediyorlar.

Fransa Enstitüsü azasından Funck Brentano’nun La Societe au Moyen Age ismindeki eserin 1937 Paris Baskısının 51. sayfasından açıklandığı gibi bütün Avrupa memleketlerinde köylünün tasarruf hakkı yalnız eşyaya ve hay­vanlara münhasırdı ve kendisi ölünce o eşya da derebeyine intikal ederdi. Halkın derebeylerine karşı aile namusunu bile muhâfaza hakkı yoktu.

Çünkü halk düğünlerinde gelinle güvey davetlileriyle beraber beyin şatosuna gitmek mecburiyetindeydi. Davetlilerle güvey şatonun avlusunda eğlenceler ve danslarla geceyi geçirir ve gelin de beyin koynunda sabahlardı. Bu ilk gece hakkına “Yprelibation” Bey Hakkı denirdi.

Dipnotlar:

1- Wil Durant, “İslâm Medeniyeti”, Terc. 1001 Temel Eser, Terceme Orhan Bahaeddin, s.60. İsmail Hâmi Dânişmend, “Türk Irkı Niçin Müslüman Oldu?”, Milli Ülkü Yay. Konya 1978, s. 117.

2- Mormon tarîkatının lideri Brigham Young, 27 kadınla evlenmiştir. Hepsi aynı sofra başına toplanıp yemek yiyor, her akşam bir arada diz çökerek dua ediyorlar. Bu iş böylece yıllarca devam etmiş ve etmektedir. Ne kavga eden ne de ıstırap çeken var.

3- Dale Carnegie, “Meşhurların Bilinmeyen Yönleri”, Pozitif Yay. Terceme Yusuf Özkan Özburun, İst. 2004, s. 160.

4- Ali Çimen, “Târihi Değiştiren Bilginler”, Timaş Yay. 7. Baskı, İst. 2012, s. 160.

5- Mustafa Armağan, “Büyük Osmanlı Projesi”, Timaş Yay. İst. 2008, s. 240.

6- Ali Ulvi Kurucu, “Hatıralar-2”, M. Ertuğrul Düzdağ, Kaynak Yay. 2007, İst. s. 245.

7- TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi, yıl 2005, sayı 457, s. 19.  Hürriyet 09. 08. 2008.

8- Osman Dilber, a. g. e. s. 29. 

9- Ziya Demirel-Avni Arslan, a. g. e. s. 112.

10- La Baronne Durand De Fontmagne, a. g. e. s. 258.

11- Melih Aşık, Milliyet Gazetesi, 27. 11. 2004.

12- ATV 20 haber bülteni, 06. 07. 2001.

13- Milliyet Gazetesi, 24. 11. 2004.

14- Ferhat Koç, “Medeniyet Coğrafyamıza Seyahat”, Düşün Yay. İst. 2012, s. 340.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık