• 20 Temmuz 2016, Çarşamba 8:31
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Cezayir'de Fransız Soykırımı (2)

Mareşal Bugedud, Cezayir’in sömürgeleştirilmesi hususunda şöyle demiştir: “Fransızlaştırılmadıkça, Cezayirliler Fransa’nın egemenliğini kabul etmeyecekler, Hıristiyanlaştırmadıkça da asla Fransızlaşmayacaklardır.” Ve derhal işe soyunan bu Batılı barbarlar, ilk olarak Cezayir’deki Müslüman vakıfları yasaklayarak, gelirlerini misyonerlik faaliyetlerine aktarmışlar. Fransızca eğitimi yaygınlaştırmak adına Arapçayı yasaklamışlar.

Berberi-Arap ayırımcılığını körüklemişler. Fransa’dan Cezayir’e bir milyonu aşkın kolonici getirterek ülkenin en verimli arazilerine yerleştirmişler ve bu bölgelere yerli halkın girmesini yasaklamışlar. Fransız vatandaşlığını özendirmişler ve Fransız vatandaşı olabilmek için de Müslümanlıktan vazgeçme şartı getirmişler. Fransa 1962’de Cezayir’den çekilmek zorunda kalmış ama Cezayirlilerin bağımsızlığı kendilerine çok pahalıya mal olmuş… 1960’lara damgasını vuran ünlü Fransız Flozof Paul Sartre, yazdığı bir kitapta Fransa’ya şöyle sesleniyordu: “Hepimiz katiliz”.

Buna rağmen Fransa, her fırsatta kendi yaptıklarını kapatabilmek için, “Ermeni Soykırımı” meselesini gündemden hiç indirmez. Kendi yaptıklarını “bu tarihin konusu, tarihçilere bırakılım” dediği halde, Ermeni meselesini asla tarihçilere bırakmayı düşünmez. Latifeye benzer ama olmuş bir olay: Uluslararası bir toplantıda Fransız temsilci yine Ermeni meselesini diline dolamış ve Türklerin soykırım yaptıklarından dem vurup kükremiş, konuşmuş. Başka bir diplomat da; “Siz de Cezayir’de aynı şeyi yaptınız, bunu neye dile getirmiyorsunuz?” deyince, o şöyle cevap vermiş: “Neden Fransa’nın uluslar arası platformda simgesi horozdur bilir misin? Ayakları pisliğin içindeyken şarkı söyleyip ötebilen tek hayvan odur da ondan.” (1)

Fransızlar Almanlarla yaptıkları 1870 savaşı da dâhil 1 ve 2. Dünya savaşlarında zorla yüz binlerce Cezayirliyi getirip, cephelere sürüp savaştırmıştır. Sonradan Cezayir Cumhurbaşkanı olan Ahmet b. Bella bile 2. Dünya Savaşı esnasında Cezayir’den zorla getirilen 300 bin asker içindedir ve çavuş rütbesiyle görev yapmıştır. (2) Malum Çanakkale’de ve diğer savaşlarda bu sömürge askerlerini bize karşı da kullanmışlardır. Gelmek istemeyenleri ibret olsun diye kalabalık yerlerde ve ailelerinin gözleri önünde öldürmüşlerdir. Çoğunu da: “Almanlar İslâm Halifesini esir ettiler, biz onu kurtarmak için savaşıyoruz, siz de halifeniz için savaşın” diye kandırıp cepheye götürmüşlerdir. (3) Cepheye gelip durumu öğrenip, kandırıldıklarının farkına varan, Müslüman kardeşlerine karşı savaşmak istemeyen askerleri de yine değişik şekillerde tehditler ve cezalarla zorla savaştırmışlardır. (4)

Yakın tarihimizde bile Fransa’nın Cezayir’de uyguladığı terör dillere destan olmuştur. İkinci Dünya Savaşında Almanya Fransa’yı işgal etmişti. Bu işgale son verebilmek için Fransa Cezayir’den 300 bin asker getirdi ve Almanlarla savaştırdı. Bunları getirirken de; “Eğer Fransa bağımsızlığını kazanırsa, Cezayir’e de bağımsızlık vereceğiz” diye söz vermişler. Savaş bitti aradan yıllar geçti, verilen sözler tutulmadı, Cezayir’in yine kanı emilmeye devam ediliyor.

Cezayir gençleri ve liderleri 1954 yılında verilen sözleri hatırlatmak için Setif, Guelma ve Kherrata şehirlerinde gösteriler yaptılar. Bir hafta içinde Fransız askerleri bu göstericilerden 40-45 bin Cezayirliyi hunharca katletti. Bu insanları katletmekle kalmadı ilkel insanlar döneminde olduğu gibi, ölen Cezayirlilerin kulak burun gibi azalarını kesip getirenlere getirdikleri sayı nispetinde mükâfat verildi. 1830’da Osmanlıdan alınan ve 1962 yılına kadar işgal altında tutulan Cezayir’de Fransızlar 1,5 milyondan fazla Müslüman’ı öldürmüşlerdir.(5) Son dönemlerde Cezayir’de görev yapan Fransız komutanlardan Paul Aussaressen, bu ülkede yapılan işkence ve katliamların devlet yetkililerinin emriyle, o dönemde İçişleri bakanı olan François Mitterrand’ın bilgisi dahilinde olduğunu, 2001 yılında, yazdığı kitapta itiraf etmiş, dile getirmiştir. (6)

Dipnotlar:

1- İbrahim Refik, “Sohbet Tadında Tarih”, Albatros Yay. İst. 2005, s.31. 2- Mesut Karaşahan, “Terörün Efendileri”, Pınar yay. 2. İst. 2003, s.240. 3- İbrahim Refik, “Destansı Hüzün”, Albatros Yay. 7.Baskı, İst. 2001, s.30. 4- Ç.V.F.Towshend, “Irak Seferi ve Esaret”, Yeditepe Yay. İst. 2007, s. 74. 5- Halil Halid, “Hilâl ve Haç Çekişmesi” TDV Yay. 2007 Ank. 29, 272. 6- Mesut Karaşahan, “Terörün Efendileri”, Pınar yay. 2. bas. İst. 2003,s. 242.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık