• 22 Kasım 2019, Cuma 8:59
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Beynelmilel Siyonist Direktifler (6)

ABD de Avrupa’da iç savaş, iç kavga çıkmıyor ama Bu devletlerin göz diktiği yerlerde iç savaşlar çıkıyor(1) ABD ve İngiltere’de yani La Rouche’un dediği gibi; “dünya terörünün idare ve organize edildiği” bu iki ül­kede hiç iç isyanlar ve karışıklıklar çıkmıyor. Hâlbuki özellikle ABD her ırk, her din ve her mezhebin, dünyevî ve siyasî zıt fikirli insanların birlikte yaşadığı bir memle­ket.

 Resmen tanınmış 300’e yakın mezhep vardır. Yine yarım milyona yakın kilise vardır. Ama bu kadar inanç ve kültür mozaiğine sahip bir memlekette inanç, itikat, siyasi görüş, kültürel düşünce… hususlarında hiçbir karışıklık çıkmıyor. Aslında dışarıdan birileri fitne pompalamasa başka yerlerde de çıkmaz, en azından bugünkü manada olmaz.

Ama Siyonizm ve uşakları durmadan dünyaya fitne ve onun katığı, yakıtı olan silah ihraç ettikleri için dünyayı ateşe vermektedirler.

Haçlı-Siyonist ittifakın lideri durumundaki bu iki devletin sayesinde Doğu Bloku diye bir şey kalmadı. Ba­ğımsız-Bağlantısızlar Bloku diye de bir şey kalmadı. Hem de kabağı Müslümanların başında patlatarak, yani Bosnalı Müslümanları yem ederek hallettirdi. D-8 diye ortaya çı­kan Müslüman devletler arasında oluşan Bloku doğmadan öldürdüler. Adamlar Yahova’nın kendilerine verdiği mis­yonu hakkıyla yerine getiriyorlar! Maalesef.

ABD de yer gök, dağ taş “United We Stand- Birliği­miz sürüyor” yazıları ile kaplıdır.(2) Kendileri birleşiyor, başkalarını bölüp bölüp yutuyorlar.

Mustafa Kemal Atatürk: “Köylü milletin efendisidir” derken bugün köylülerle eşit oy hakkına sahip olmayı bile onurlarına yediremeyen enteller, “çobanla benim oyum bir mi tutulur. Falan partiye oy verenler çoban, çırak, köylü… karnını kaşıyan insanlardır” gibi sözlerle onları hakir gö­ren sözde aydınlar çıkmıştır.

Bağdat caddesinde hız yaparken bir taksiciye çarpıp öldüren Üniversite talebesi “Alt ucu bir taksici öldürdük ne var bunda büyütecek” demiştir.(3)

Kalabalıklar vakitlerini eğlencelerle, oyunlarla geçirmeli, herkes düşünmekten alıkonacak:

Şans oyunları ve kumar merkezlerinin, ABD ve Av­rupa’daki film şirketlerinin, bugün internetteki porno stelerinin vb. birçoğunun arkasında yine Yahudi ve Yahudi şirketleri mevcuttur. 

ABD nin geçmişteki Başkanı Nixon söyle diyor: “geçmişte Yunanlılar, Romalılar...  eşcinsellik ve uyuştu­rucu nedeniyle yok oldular...  Bunlar güçlü toplumların düşmanıdır. İşte bu yüzden komünistler ve solcular, bu konuların üstüne gidiyorlar. Çünkü bizi ve güçlü toplum­ları yok etmeye çalışıyorlar... Yahudilerde marihuanayı yasallaştırmak istiyorlar... Yahudiler medyayı da kont­rol­leri altında tutuyorlar...”(4) Tabiî ki bu Yahudi aley­hine olan sözlerinin bedelini Watırgaite skandalı ile öde­miş, rezil ve rüsva edilerek iktidardan alaşağı edilmiştir.

Yukarıda da zikredildiği üzere; Uyuşturucu mafyası (dünyada) Yahudilerin elinde.(5) Dünya uyuşturucu mafya­sının 1997 karı 1 trilyon 100 mil­yar dolardır.(6)    

ABD ve Avrupa’da medya patronlarının ekserisinin Yahudi olduğu, ideoloji ihraç edebilmek için yeri geldi­ğinde Batı ülkelerine 225 bin dolara pazarlanan filimler geri kalmış ülkelere bunun onda biri fiyatına, hatta bazen bedava verdikleri de bir gerçektir.(7) 

Dikkat edilirse; İsrail ne zaman komşularına saldırıp zulüm yapmaya başlasa, bizim kanallarda da her gün Ya­hudilerin tarihte yaşadıkları acıları, gördükleri zulümleri, soykırımları, sürgünleri… dile getiren filmler hemen dev­reye girer. Özellikle ll. Dünya savaşında yaşananları anla­tan yani Yahudilere acındıran filmler. Yani o günkü gör­dükleri zulümler ile, bugünkü yaptıkları katliamları anlat­mak, göstermek suretiyle seyircinin zihnini nötr hale ge­tirmek istiyorlar.

Filmlerin insanlar üzerinde etki ve tesiri son derece fazladır. Bugün dünyayı medya idare etmektedir. Ebe­veynler evlatları ile günde yarım saat ilgilenemezken, aynı çocuklar günde saatlerce ekran başlarında kalmaktadırlar.

Televizyonlar insanları uyuşturmaktadır. Düşünme ve üretme melekesini dumura uğratmaktadır. Zorlanmadığı, çalıştırılmadığı için beyin hücreleri ihtiyarlamaktadır. Daima başkalarının verdiği fikri gıdalarla yetinme durumu söz konusudur. Okumak, dinlemek, konuşmak, anlaşmak, araştırmak, her çiçekten bal alarak bal gibi tatlı fikirler üretmek dönemi geçmiştir. Beyaz cam ne verirse onu yiyip uyuşmak, bir kenara sızmak, modern insanın günlük iba­deti sanki bu!

1936 dan 1975’e kadar İspanyayı demir yumrukla idare eden General Franko’ya, bu uzun iktidar dönemin­deki başarısının formülünü ve sırlarını sormuşlar. O; “Ben İspanya’yı 3 F formülü ile idare ettim. Yani filmler, festi­valler, futbol” demiştir.(8)

Dipnotlar:

1- Yavuz Bülent Bâkıler, “Türkistan Türkistan”, TDV Yay. 7. Baskı, Ankara 1197, s.18.

2- Cengiz Özakıncı, “İblisin Kıblesi”, Otopsi Yay. İst. Ağustos 2007, s.93.

3- Milliyet Gazetesi, 08.06.2004

4- Yeşilay Dergisi, yıl 2002, Sayı 821. s.15.

5- Zafer Dergisi, sayı 251.   

6- Yeşilay Dergisi, sayı 789, s.5.

7- İbrahim Refik, “Kültürde Dirilmek”, TÖV Yay. İzmir, 1998, 2. baskı, s.23.

8- Ergün Göze, “Soruşturma”, Türk Dünyası Araştırma Vakfı, İst.1987, s.262.; İbrahim Refik, “Tarih Şuuruna Doğru-2”, Albatros Yay. 7. Bas.İst. 2001, s.44.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık