• 13 Kasım 2019, Çarşamba 8:47
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Beynelmilel Siyonist Direktifler (2)

Aile hayatı dejenere edilip nikâhsız yaşama teş­vik edilecek:

Milletleri ayakta tutan, devletlerin payidar olmasını ve varlıklarını uzun müddet muhafaza edebilmelerini sağla­yan unsur, sağlam bir aile yuvasıdır. Bu mukaddes yuvanın temelleri ne kadar sağlam olursa, milletlerin ömrü o nis­pette uzun olur. Cemiyet huzurlu ve emniyetli olur. Böyle ailelerden müteşekkil milletler kolay kolay yıkılıp izale edilemez. Tarih bunun örnekleri ile doludur. Onun için İslâm nazarında aile yuvası kutsaldır. Analar “üf bile” denmeyecek kadar mübarek, cennet ayaklarının altında bulunacak kadar mükerrem varlıklardır. O yuvaya helalin­den rızık götürmek sadaka vermek gibi sevap kazandıran bir davranıştır. Aile yuvası sağlam olmayan milletler de kısa zamanda yok olur, silinir giderler.

Siyonistlerin gayesi kendinden başka dünya insanla­rını sürü haline getirmek, onları sömürüp Yahudi impara­tor­luğu kurmak olduğu için, aile yuvasının, evlilik anlayı­şının dejenere edilmesine var gücüyle çalışmış, bugün dünyayı uçurumun kenarına getirmiştir.

Avrupa’da evlilik zaten ender rastlanan olaylar seri­sine girmiştir ama, evlenen çiftlerin de yarıdan fazlasının kısa zamanda boşandıkları görülmektedir.

AB istatistik kurumu Eurostat tarafından açıklanan son verilere göre, üye ülkelerde ortalama boşanma oranı @’tır. Belçika’da her 100 evlilikten 75’i boşanma ile so­nuçlanıyor. İstatistiklerde Belçika’yı, yüzde 70 boşanma oranıyla Estonya ve yüzde 67 ile Çek Cumhuriyeti izliyor.

Türkiye’de de durum bu oranlara yakındır. Kadınlarla ilgili yıkıcı ve yıpratıcı yayınlar neticesi boşanma oranla­rında Avrupa’yı yakalamış durumdayız. Nikâhsız yaşamak eskiden utanılacak, çekinilecek bir olay idi, şimdi objek­tiflerin karşısında 70 milyona iftihar vesilesi olarak sunu­luyor.

“ABD ve Avrupa'da 1994 yılında kozmetiğe 82 milyar dolar harcandı. Bu harcama kısılsa Afrika'da ki açlık tamamen biter”.(1) Hâlbuki bunların çoğu lüzumsuz ve zararlı maddelerden imal ediliyor. Milliyetin şu haberi ne kadar ibretli: “En tanınmış ve pahalı parfümlerin bazıla­rına lağım faresi iç organları ve kedi sümüğü gibi iğrenç şeyler katılıyor”.(2)  

Bunların birçoğu da kanser, yüz felci, fiziki görünüm bozuklukları yaptığı tıbben tespit ediliyor.(3)

Temizlik ürünleri üreticisi Ünilever’in İsrail’de Bill­boardlara koyduğu Lüx marka sabun reklâmındaki açık saçık kadın resmini, Hahamlar baskı yapıp kaldırtmışlar­dır.(4) Ama hac mevsiminde yüz binlerce hacının uçuş yap­tığı hava limanlarındaki açık saçık kadın resimlerine kimse müdahale edemiyor, edenler gerici, yobaz, bağnaz, mürteci damgası yiyor.

İngiltere’de 2100 kadın üzerinde yapılan araştırmaya göre d ü maaş istemem, çalışmakta istemem, evimin kraliçesi olmak istiyorum diye cevap vermiştir.(5)    

Kadın erkeğin kölesi değildir diye diye bugün kadını makinelerin ve ekonominin kölesi yapmışlardır.

 

Sanat zayıflatılıp, edebiyat müstehcen ve şehevi bir hale sokulacak:

Yine bir Yahudi oyunu olarak, Yahudi’yi en fazla mü­dafaa eden İngilizler, sömürgelerinde Tarih ve Edebiyat fakültelerini açtırmazlar, burada okuyacak talebelerin, mutlaka İngiltere de eğitim görmelerini (burslar vererek, çeşitli imkânlar sağlayarak) temin ederlermiş.  Çünkü ta­rihi ve edebi zevklerini iyi bilen bir millet, kendi benliğini bulur, özünü tanır ve hiçbir milletin egemenliği altında yaşamaya katlanmazmış.

Fakat bugün edebiyat ve sanat ne hale getirilmiş ki; “Otuzun üzerinde kız ve çocuk öldüren bir caninin hapis­hanede çizdiği ve hiç bir sanat değeri olmayan resimlerin yüz binlerce dolara kapış kapış satıldığı, yine genç ve ço­cuk 18 erkeği öldürerek buzdolabına koyup, sonra bunları parça parça yiyen bir yamyamın cinayetlerde kullandığı bıçakların, kurbanlarının etlerini sakladığı buzdolabının, etleri kaynattığı tencerenin, yerken kullandığı çatal ve bı­çakların, tabakların açık artırmada binlerce dolara satıl­ması ve insanların bu eşyaları alabilmek için bir birleriyle yarışması insanlığın ne hale geldiğinin göstergesidir.”(6) 

Avusturya da kendi öz kızını evinin bodrumuna kapa­tıp 24 yıl tecavüz eden, hiç dışarı çıkarmayan ve bu ilişki­lerden 7 çocuk sahibi olan Josef Fritzl’in (73) kirli anıları, 4 milyon Avro’ya satışa çıkarıldı. Yukarıdaki misallerde olduğu gibi, onunda kısa zamanda müşteri bulacağına ke­sin gözüyle bakabiliriz. Çünkü Cenâb-ı Allah’ın: “Onlar hayvanlardan da aşağıdırlar”(7) diye vasıflandırdığı bazı insanlar, hayvanları solladılar ve bu hususta kendilerine rakip tanımıyorlar. Tabi bu hususta da medya ve Internet patronu Siyonistler baş rolü oynuyor.

Dipnotlar:

1- Z. Gazetesi, 08.06.1995

2- Milliyet Gazetesi,19.10.1995

3- Milliyet Gazetesi, 09.04.2002; 11.04.2002  Türkiye ve Milliyet.

4- Milliyet Gazetesi, 24.11.2004  

5- Milliyet Gazetesi, 12.05.2004 

6- İsmail Yediler, “Göze Takılanlar” Zaman Gazetesi,  3 Eylül 1994; İbrahim Refik, “Tarih Şuuruna Doğru-2”, Albatros Yay. 7. Bas.İst. 2001, s.91.

7- A’raf  7/179.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık