• 21 Mayıs 2016, Cumartesi 10:19
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

BERAT GECESİ (1)
Yüce Rabbimiz'in rahmetinin,  bereketinin ve mağfiretinin dolup taş­tığı,  ölçü ve hudut tanımadığı,  yapılan ibadetlerin,  hayır ve hasenatın kat kat faz­lasıyla değerlendirildiği üç ayların içinde­yiz.

  Recep,  Şaban ve Ra­mazan ayları Allah'ın kullarına birer lütfu ve ihsanıdır. Tövbe edecek,  Rabbi’ne iltica ede­cek,  şeytanın ve nefsinin esaretinden kurtulacak,  hak ve hakikate dönecek insanlar için bu aylar büyük fırsattır.

Her ne kadar Rabbimiz’in "Kahredici, intikam alıcı,  azab edici..."  sı­fatları varsa ve cehennemi yaratmışsa da,  O,  merha­metlilerin en mer­hamet­lisi,  şefkatlilerin en şefkatlisidir. Kulları için zorlukları,  azab et­meyi ve zul­metmeyi istemez.

Şu ayetler bu duruma ne güzel misal teşkil eder.

"Allah sizin için kolaylık ister,  zorluk istemez"(Bakara,185) "Allah kulla­rına zulmetmeyi dilemez"(Mü’minûn,31),"On­lar mağfiret dilerlerken de Allah onlara azab edici değildir"(Enfâl,33)

Bu vesileyle Yüce Yaratanımız mübarek aylar,  geceler,  bay­ramlar gibi vesileler halk ederek kulla­rın kendilerini affettirmele­rine,  bağışlat­malarına fırsatlar vermiştir.

Teşbihte hata olmazsa bu aylar,  insanların uyguladığı indi­rimli satış kampanyalarına benzer. Bu kampanyalarda (gerçek manada uygulanırsa) kişi ihtiyacını ucuza karşılar,  az parayla çok mal alma fırsatı doğar,  men­faatlidir. Satıcı da biriken mallarını satmış,  yeni mal alma imkânını bul­muştur. O da menfaatlidir.

Üç aylar da değerlendirilebilirse müminlerin büyük manevi menfaati vardır. Az ama öz ibadetle,  samimi duygularla çok sevap kazanmış ol­makta­dır. Gerçi Rabbimiz’in bi­zim ibadet ve taatlerimize ihtiyacı yoktur ama bizle­rin cehennemden kurtuldu­ğunu,  hak ve hidayete eriştiğimizi gö­rünce,  O da memnun olmak­tadır.

Bütün bu lütuf ve ihsanlar,  bu mübarek günler ve geceler Mu­ham­med ümmetine,  O'nun hatırı için verilmiş ayrıcalıklardır desek herhalde hata ol­maz.

"Seni âlemlere rahmet olarak gönderdim"(Enbiyâ,107), "biz seni öv­dük ve şa­nını yücelttik"(İnşirâh,4),  “Hâlbuki sen onların içinde iken Allah,  onlara azap edecek değildir.”        (Enfâl,33) gibi ayetlerle taltif ve takdir edilen Hz. Muham­med ümme­tine, önceki ümmetlere     verilme­yen daha başka lütuflarda veril­miştir.

Cenâb-ı Allah’ın Hz. Muhammed’e olan sevgi ve muhabbeti­nin farklı olduğuna,  diğer peygamberlere ve ümmetlerine verme­diği birçok avan­tajı,  son peygamberinin ümmetine vermiş   oldu­ğuna bazı misaller: 

1-Geçmiş ümmetler unutarak yaptıklarından da sorumlu idi­ler. Mu­ham­med ümmeti bunlardan muaf tutulmuştur.(Bakara,286)

2-Geçmiş ümmetler zorla,  cebren yaptırılan gü­nahlardan so­rumlu idiler,  biz değiliz.([1])

3-Önceki ümmetler,zihinlerine,fikirlerine gelen vesvese de­diğimiz,  kötü duygu ve düşüncelerden so­rumlu idiler,  biz bunları icraata dökmezsek sorumlu değiliz,  hatta vazgeçersek bir sevap verileceği müj­delenmiştir.([2])

4-İyilik yapma düşüncesi,  duygusu fikrimize gelirse bir sevap alaca­ğı­mız,  bunu fiiliyata çıkarabilirsek,yani düşündüğümüz bu iyilikleri ya­pabilir­sek on sevap ala­cağımız Kur’an’da  müjdeleni­yor.([3]) Geçmiş üm­metlerin böyle bir avantajı yoktu.Onlar ancak yaptıkları iyilikle­rin          se­vapla­rını alıyor­lardı.

5-Geçmiş ümmetler ibâdet yapabilmek için her hâlükârda ibadetha­ne­lere gelmek mecburiyetinde idi­ler. Bizim için her yer mescit kılınmış ve temiz olmak şartıyla her yerde ibâdetimizi ya­pabilme imkânı veril­miştir.([4])

6-Muhammed ümmetinin abdest uzuvlarının,özel­likle alınla­rının kı­yâ­mette nur gibi parlayacağını ve Pey­gamber efendimizin ümmetini bu işaretle­rinden dolayı tanıyacağını Kur’an bildiriyor.(Fetih,29)

7-Cemaate gelene 27 sevap verilece­ğini,([5]) Yatsıyı cema­atle kı­lana ge­ceyi yarısına kadar,sabahı cemaatle kılana da,yarıdan sonrasını ihya et­miş sevabı verileceğini([6]) Peygamber Efendimiz       müjde­lemektedir. Bu müba­rek geceler de yine Allah’ın fazl-ı ke­reminden Muhammed ümme­tine verilen lütuflardan,  avantajlardan bazılarıdır.

 

Dipnotlar:

1-İbni Mâce,TAlak 16;Vehbe Zuhaylî,“İslâm Fıkhı Ansiklopedisi”,Zaman Yay.c.5,s.159 ve devamı.

2-Ebû Dâvûd,Edeb 118, (5110); Canan,  a. g. e. c. 1,  s. 94; c. 16,  s. 322.

3-En’âm Sûresi,160; Buhârî, Rikak, 31; Müslim, İman, 206, 207.

4-Buhârî,Teyemmüm,  3,  Salât,  56; Müslim,  Mesâcid,  3, (521).

5-Buhârî,Ezan,  30; Müslim,  Salât,  272.

6-Müslim,Mesâcid,  260,  (656);  Tirmizî,  Salât,  165, (221).

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık