• 02 Mart 2017, Perşembe 7:05
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

BARBARLAR KİM?

Barbar: Vahşi, yabani, ilkel, medenileşmemiş, zâlim, gaddar, asan, kesen gibi mânâlara gelir. Antik çağda Avrupalılar, Kafkaslardan inip Roma’yı bile yağma eden doğu kavimleri için kullanmışlar, ortaçağda da Hıristiyan olma­yan herkese “Barbar” demişler ama özellikle Türkler için kullanmışlardır.

Aristo’ya göre Asyalılar tabiatı icapları köledirler. Faziletli olanların, (yani Helenlerin ve Avrupalıların) köle ruhlu barbarları köleleştirip medeni­leştirmesi câizdir.(1)

“Yine, Avrupalıların büyük kısmının nazarında hâkim olan görüşe göre bilinen “medeni dünya” kavramı, yalnızca Hıristiyan dünyaya atfedilir. Doğu ise, ya yarı medeni veya tamamıyla barbar olarak görülür.”(2)

Doğu ile Batının sınırı Ege ve Marmara denizidir. Eski Yunanlılar Ana­dolu’nun Ege sahillerini bile bu gözle görmekten kendilerini alamamışlardır. Truva ve Pers savaşlarının sebebi budur.(3) Doğu insanına bugün olduğu gibi, târihin derinliklerinde de köle ve barbar gözüyle bakmışlardır.

Haçlıların Barbarlıkları:

Halbûki dünya târihi incelendiğinde emperyalist Roma İmparatorluğu düşünüldüğünde, Yahûdilere yapılan kıyımlar hatırlandığında, Hz. Îsâ ve ilk Hıristiyanlara uygulanan terör tefekkür edildiğinde, Engizisyon mahkemeleri zikredildiğinde, Haçlı Seferleri tespit ve tetkik edildiğinde, sömürgecilik târihi incelendiğinde, 100 milyon insanın hayatına mal olan l. ve 2. Dünya Savaşları okunduğunda, günümüzde hâlâ her fitne ve kıtal hareketinin altında Batılının menfaatinin yattığı düşünüldüğünde kısacası Pyer Loti’nin değerlendirmesine göre yer yüzünde en çok insanı öldürenlerin(4) bu sözde medeni varlıkların olduğu bilindiğinde kimin medeni, kimin barbar olduğu ortaya çıkıverir.

Ama Batı; 600 sene Osmanlı korkusuyla titrediği ve dünyanın tamamını sömürmelerine ve Hıristiyan yapmalarına Osmanlı mâni olduğu, bir de Bal­kan idârecileri ve papazlar, Osmanlıya karşı, Batılılar ve Papalıktan yardım koparabilmek için, Osmanlı aleyhine akla hayale gelmedik barbarlık, gaddar­lık, zâlimlik senaryoları uydurdukları için(5) son asırlarda Avrupalılar kendi vasıfları olan Barbar kelimesini Türklere sanki özel isim yapmışlardır.

Barbar dedin mi akla Türk gelir şeklinde darb-ı mesel olmuştur. Bu târihlerinde, okul ve okuma kitaplarında, ansiklopedilerinde, her türlü basın ve yayın organla­rında böyle lanse edilmiş hâlâ edilmektedir.

Bu iftira ve kirli kampanyanın hudutlarının nerelere vardı­ğına misal ol­ması için şunu söyleyelim: Bazı kiliselerdeki resim ve tasvirlerde, Hz. Îsâ’yı bile Türklerin öldürüp çarmıha ger­dikleri resmedilmeye başlanmış,(6) kendileri­nin yaptığı mezhep­ler arası toplu kıyım ve katliamları da Osmanlının üstüne at­mışlardır.

 Türkleri şeytan ve kötü ruhlardan daha zâlim, daha câni, daha gaddar, daha barbar, insan yiyen canavarlar… Göste­rip, genç sabilerin zihin altlarına öyle yerleştirmişlerdir.(7) Duala­rında her şeyden önce Türklerin şerrinden Tanrı’ya sığı­nan sözler, cümleler dile getirmişlerdir.

Sâmiha Ayverdi’nin tabiriyle Avrupalı sabiler bile, annele­rinin bir me­mesinden süt, bir memesinden Türk düşmanlığı emmişlerdir.(8) Türk korkusu kokan ninnilerle ve Türklerin şeytan ve kötü ruhlardan daha kötü olduğu tel­kinleri ile büyü­müşler, Türklere karşı ittihadı (birleşmeyi) bir iman borcu, bir itikat umdesi telâkki etmişlerdir. Viyana önlerine kadar gidişi­mizi ve onlara asırlarca bu korkuları yaşattığımızı hiçbir zaman unutmamışlar ve unutmaya­caklardır.

Herbert A. Gibbons isimli bir İngiliz târihçi Balkan Harbi yıllarında The Foundation of Ottoman Empire isimli bir kitap yazıyor burada “Osmanlı ku­rulduğu zaman Osmanlılar göçebeydi, çobandı. Çobanın böyle bir impara­torluk kurmasına imkân ve ihtimal yoktur, onun için Osmanlıyı Müslüman olmuş Rumlar kurdular” diye yazmıştır.

 

Bu fikre Alman târihçi Wittek tepki göstermiş ve “Osmanlının arkasında o dönem Bizans medeniyetinden daha üstün durumda olan Selçuklu Medeniyeti vardır” diye Osmanlıyı savunmuş fakat Batılılar bu ve buna benzer fikirlerden hiçbir zaman uzak duramamışlar nitekim kısa bir müddet sonra aynı tezi ve fikri Arnold Toynbee de A Study of Historiy isimli 9 ciltlik kitabında tekrarlamıştır.

Yine Heath Lowry isimli garplı târihçi de, Osmanlının kuruluş aşamasında Müslüman olan Köse Mihal ve benzeri bazı şahsiyetleri örnek göstererek aynı fikri ileri sürmüştür.(9) Ba­tılı bu kadar gururlu, kibirli ve ırkçıdır, hiçbir iyiliği Batılıdan başka­sına münasip görmez.

Dipnotlar:

1-Mustafa Armağan, “Avrupa’nın 50 Büyük Yalanı”, Timaş Yay. İst. 2009, s. 98.

2-Halil Halid, “Hilâl ve Haç Çekişmesi” TDV Yay. 2007 Ank. s. 64.

3-Ali Çimen-Göknur Göğebakan, “Târihi Değiştiren Savaşlar”, Timaş Yay. İst. 2010, s. 28.

4-Pierre Loti, “Can Çekişen Türkiye” 1914, Tercüman 1001 Temel Eser, s. 44, 60.  

5-Geraud Poumaredez, a. g. e. s. 30. 

6-İbrahim Refik, “Târih Şuuruna Doğru 3”, Albatros Yay. 4. Bas. İst. 2001, s.171.

7-Bu husta geniş bilgi için bkz: Leyla Coşan, a. g. e.  okunabilir.

8-Sâmiha Ayverdi, “Kölelikten Efendiliğe”, Kubbealtı Yay. İst.2009, s. 65.

9-Halil İnalcık, “Târihçilerin Kutbu Halil İnalcık Kitabı”, İş Bankası Yay. İst. 2013, s. 105, 294.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık