• 07 Mart 2017, Salı 7:54
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Balkan Savaşında Batılıların Barbar Tutumları (2)
Târihçiler Moğol istilâsını İslâm aleminin en dramatik olayı, Osmanlının Balkanlardan çekilişini de Türk târihinin en dramatik vakıası olarak değerlen­dirirler. Gerçekten bu savaşta ordunun münhezim durumu, soykırım uygula­nan Balkan Türklerinin göçü ve bu göç esnasında yaşanan felâketler,      İstan­bul’a can havliyle kendini atan insanların aç bî ilaç sokaklardaki sefâleti, İs­tanbul’a yaralı ve ser sefil dönebilen askerlerin bile memleketlerine gideme­yip birçoğunun sokaklarda ve yollarda can vermesi,(1) Osmanlının 230  se­nede, yüz binlerce şehit  vererek  vardığı Viyana önlerinden, yani balkan­lar­dan, kaçarcasına 46 senede çekilişini, 23 milyon km. kare toprağı kaybedip 780 bin km. kareye (1 milyon bile değil)(2) sıkıştırılmamızı düşündüğümüzde, Devlet-i Âliyye târihi­nin en acıklı, en dramatik olayı diye değerlendirmek yerinde bir tespit olur.

 

Çünkü bir karış toprak vermemek, her Osmanlı Pâdişahının nihai gâyesi ve hedefidir. Son zamanlarda verilen her karış toprak, her çakıl taşı pâdişah­ları ve Osmanlı milletini kahretmiştir ama neylersin kaderin önüne geçilemi­yor. Çünkü toprak vermek Osmanlının kırmızı çizgisidir. Fransa İmparatoru 3. Napolyon, Osmanlı Hariciye Nâzırı Keçecizâde Fuad Paşa’ya “Girit’i bize satmaz mısınız?” demiş, paşa “hayhay satarız” deyince Napolyon heyecanla “kaça?” demiş.

 

 Fuad Paşa “aldığımız fiyata” deyince bozulmuş. Çünkü Os­manlı Girit’i alabilmek için 25 sene uğraşmış ve 300 bin şehit vermiştir. Ama son zamanlarda içimize düşen fitne ve fesat ateşi bize bugünkü vatanımızdan 30 kat daha fazla bir toprak parçaşı kaybettirmiş,  milyarlarca şehide mal ol­muş ve Osmanlı adı “Hasta Adam’a” çıkmıştır.

Bulgarlar Balkan Savaşında esir olan Mehmedçiklerden binlercesini, Tunca Nehrinin çevrelediği küçük bir adaya aç susuz bırakmış, ölmemek için ağaçların bütün kabuklarını yemişler, L’illüstration gazetesinin muhabiri olayı fotoğraflamış ama Batılı bunları görmezden gelmiştir.(3) Artık 470 yıllık rüya bitmiş, İttihat ve Terakki Osmanlı­nın ipini çekmiş, Avrupalının Çingenesi (celladı) olmuş;

 

Çeşmelerde abdest alınmaz oldu

Câmilerde namaz kılınmaz oldu

Şardağından kalkan kazlar uçamaz olmuş

Alişimin kaşları kara değil, çektiği çileler sebebiyle beyaz olmuş

Sabahın seher vaktinde kimse yârini göremez olmuş

Kırmızı gülün alı yok olmuş

Estergon Kal’ası artık artık tüylerimizi diken diken edemez olmuş

Drama köprüsünden güzeller geçemez olmuş

Tuna’dan Osmanlı küheylanları sular içemez olmuş

Kanatlı süvari akıncılar uçamaz olmuş

Artık bu oynak Rumeli Türküleri gönül telimizi titretmez olmuş

Tuna nehri akmam demiyor hüzünlü hüzünlü akar olmuş

Kısacası bizlere bir şeyler olmuş.

Tuna kaybettiğimiz suların en hicranlısıdır. Tuna’dan kopup boğaza ge­len buz parçalarını bile ecdâd ruhlarına benzetirler. 1853’te Osmanlı ordusu­nun son olarak Tuna’yı geçişini Âşık Sururî şöyle vasfeder:

 

Vasfın edem dinle deli Tunanın

Bir muhalif eser yeli Tunanın

Daim deli akar seli Tunanın

Mevc mevc üstüne umman yürüdü

 

Balkan Savaşında açlıktan öldükleri halde Mehmedçikler, Rum köylerini yağmalamamışlardır.(4) Edirne müdafaası esnasında Şükrü Paşanın emriyle Türk halkının elindeki erzaklar bir yerde toplandığı halde, şehrin müftüsü “azınlıkların erzaklarını gönülsüz almak câiz değildir” dediği için almamış­lardır.(5)

 Bu felâketli günlerde Balkanlardaki Türklere akılları durduracak zulüm, tecavüzler, katliamlar icra edildiği halde, bunlara misilleme olarak Anadolu’daki azınlıklara hiçbir haksızlık yapılmamıştır. Balkan Harbi Cihan Harbinin bir provası olarak yapılmış, Edirne işgal edilmiş, Sinan’ın Selimiyesi Bulgar askerlerinin kışlası olmuş, düşman Çatalca’ya kadar gelmiş ve Os­manlı rüyası bitmiş, ama bunu bile idrak edemeyen gâfiller milletimizi Al­manların hatırana bir de l. Dünya Savaşına sokmuşlardır.

 

Dipnotlar:

1-Dursun Gürlek, “Ayaklı Kütüphâneler”, Kubbealtı Yay. İst. 2011, s. 167.

2-Târih ve Medeniyet Dergisi, sayı 6, s. 8.

3-Nevzat Kösoğlu, “Şehit Enver Paşa”, Ötüken Yay. İst. 2008, s. 169; Ağaçların resimleri, Derin Târih Dergisi Ekim 2012 s. 66-73.  

4-Pierre Loti, “Can Çekişen Türkiye” 1914, Tercüman 1001 Temel Eser, s. 76.

5-Mustafa Armağan, “Geri Gel Ey Osmanlı”, Ufuk Kitap, Ekim 2007, İst. s. 218.

   

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık