• 07 Kasım 2017, Salı 6:28
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Avrupalıların Kitap Hırsızlıkları (2)

İstanbul’u İşgal eden İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin mensupları devlet ve şahsi birçok kütüphâneyi yağmalamışlar, bazılarını para ile satın almışlar, bazılarını da çok fakir durumda olan Müslümanları kandırarak yok pahasına edinmişler ve memleketlerine götürmüşlerdir. Tıpkı bu yağmacıların Irak İşgali günlerinde Irak müzelerini yağmalayıp götürdükleri gibi.

 İbnülemin Mahmud Kemal Beyin babası Mehmed Emin Paşa’nın evine girip aynen Moğolların Bağdat’ı talan ettikleri gibi bütün kütüphâneyi ve asarı atika cinsinden ne varsa hepsini talan etmişlerdir.(1) Mareşal Fevzi Çakmak Paşa Anadolu’ya geçince, onun kütüphânesi ve hatıraları da yağmalanmış­tır.(2)

Türkiye Diyanet Vakfı Yayınlarından 15 ten fazla eseri çıkan A. Ragıp Akyavaş bir hatırasını şöyle anlatır: Askerî okulda iken târih hocaları Ahmed Refik Bey Timur’un meddahı Şerafüddin Yezdi’nin ve küçük yaşta Timur tarafından esir edilip götürülen ve uzun yıllar yanında görev yapan ama müfrit bir Timur düşmanı olan Arapşah’ın kitaplarını okumalarını tavsiye eder ama İstanbul’un altını üstüne getirmesine rağmen Akyavaş bu kitapları bulamaz.

 Bilahare Almanya’nın Bonn şehrinde gezerken bir kitapçıda bu iki Kıymetli kitabı görünce hayret eder. Yani bizim târihimizle ilgili olmasına rağmen bizde bulunmuyor, Almanya’da bulunuyor!..(3)

Balkan Savaşı yıllarında (1912) Koskoca Osmanlı Devletinin Dışişleri Bakanı Gabriel Noradunkyan isimli bir Ermenidir, Maliye Bakanı da Cavit Bey isimli bir Yahûdi dönmesidir. Bu Cavit Bey bazı anlaşmalar yapmak üzere Londra’ya gider, giderken İttihat ve Terakki Hükümetinden, tahttan uzaklaştırılan Sultan Abdülhamid’in şahsı üzerine kayıtlı Irak ve Mısır Pet­rollerinin vekâletini (alma-satma yetkisini) alır gider.(4)

 Balkan Savaşı çı­kınca Cavit Bey’de bu yetkileri yine Ermeni Klaust Sarkis Gülbenkyan isimli yanında götürdüğü kişiye devreder ve memlekete döner. Bu zat da bazı his­seleri kendi üzerine geçirir, bazı şirketler kurar ve çok zengin birisi olur ve İngiliz vatandaşlığına geçer.

Dönüşünde kazandığı büyük paralarla Osmanlı Diyârından çok kıymetli kitap ve sanat eserleri toplamış, bu eserler evlere sığmaz olunca, devrin baş­bakanı İsmet İnönü’ye çıkıp: “izin verin Saraçhanede bir kitap müzesi kura­yım” der. İnönü bu teklife şöyle cevap verir: “Eğer bu kitapları müzelere koyacak olsa idik harf inkılâbını yapmazdık.”

 Bunun üzerine Gülbankyan fırsatı değerlendirip kitapları yurt dışına çıkarmak için izin koparır ve Portekiz Devlet Başkanı Salazar tarafından davet edilip yardım görünce on binlerce kitabı ve asar-ı atikayı Portekiz’in başkenti Lizbon’a götürür.(5)

1970’li yıllarda bizim sahip çıkmayıp kaçırılmasına göz yumduğumuz eserlerden 1501 yılına âit bir kitap selden ve rutubetten zarar görmüş, Lizbon Hükümeti tamiratını yaptırmak üzere Türkiyeden eleman istemiş, Rikkat Kunt Hanimefendi (1903-1986) birkaç ay çalışarak tamir etmeye çalışmış, fakat iklimine alışamayıp rahatsızlanınca, eser büyük bir dikkat ve incelikle Tür­kiye’ye gönderilmiş, bu sanatkâr hanım tamiratını yapıp tekrar Portekiz’e gönderilmiştir.(6) Yani bizim dışarı attığımız binlerce pırlanta değerindeki eserlerden birine bile Avrupalı nasıl kıymet ve önem veriyor. Yani Avrupa boşuna Avrupa olmuyor demek ki.

Kendi târih ve ecdadına bu kadar düşmanca davranan bu insanlar, baş­kalarına nasıl davranmışlar? Buna da bir misal verelim: Rus ilim adamların­dan Prof. Katanov’un karısı kitap ve kütüphâne düşmanı imiş ve kocası ile öyle bir raddeye gelmiş ki, “ya ben ya kütüphânen” demiş ve Katanov kütüphânesini satmaya kalkmış, bunu duyan Zeki Velidi Togan bu kütüphânenin satın alınıp İstanbul’a getirilmesi için Yusuf Akçura Bey’e tavsiyede bulun­muş, o da Evkaf Nâzırlığına söylemiş ve kütüphâne alınıp İstanbul’a getiril­miş.

Kendi eserlerine sahip çıkmayıp Bulgaristan’a hurda kâğıt fiyatına ton­larcasını satan veya Gülbankyan ve benzerlerinin kaçırmasına çanak tutan, aslını inkâr eden, ecdâd ve târih düşmanı zihniyet, Rus ilim adamının kitapla­rını alıp İstanbul’a getirmiş ne ibret.(7)

Dipnotlar:

1- Dursun Gürlek, “Ayaklı Kütüphâneler”, Kubbealtı Yay. İst. 2011, s. 277.

2- Rahmi Akbaş, “Mareşal Fevzi Çakmak” Ötüken Yay. İst. 2008, s. 196.

3- A. Ragıp Akyavaş, “Derken Efendim-2”, TDV Yay. Ankara 2007, s. 15.

4- Münevver Ayaşlı, “Rumeli ve Muhteşem İstanbul”, Timaş Yay. İst. 2008, s. 105.

5- S. Talha Sağlam, Kırkanbar, Târih ve Düşünce Dergisi, Haziran 2003, sayı 40, s, 32.

6- M. Uğur Derman, “Ömrümün Bereketi”, Kubbealtı Yay. İst. 2013, s. 413.

7- Zeki Velidi Togan, “Hatıralar”, TDV Yay. Ank. 1999, s. 102.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık