• 10 Mayıs 2015, Pazar 0:00
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Anneler günü -1

Rahmet ve merhamet dini olan İslâmiyet,  can taşıyan her var­lığa sevgi ve şefkat gösterilmesini tavsiye etmiş,  hususiyle anne ve baba sev­gisine en büyük değeri vermiştir.

Birçok ayet-i kerime de Rabbimiz: “Allah’a eş ve ortak koş­mayı­nız” lâfzından sonra,  ana ve babaya itaat edilmesini,  onlara şefkat ve mer­hamet gösterilmesini emrederek konunun ehemmi­yetini gözler önüne sermiştir.

 “Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, Ana-babaya güzellikle muamele edin,  eğer onlardan biri veya ikisi senin yanında ihti­yarlık haline ulaşırsa, sakın onlara öf bile deme,  ve onları azarlama. İki­sine de iyi ve yumuşak söz söyle.”([1])

Yüce peygamberimiz de,  kendisine; “Ya Resûlallah benim için iyi­liğe en çok lâyık olan kimdir?” diyen bir mümine; “an­nendir,  annendir,  an­nendir, sonra babandır”([2]) diye cevap ver­miştir.

Yine Resûlullah şöyle buyurur: “İhtiyarlık zamanla­rında ana-ba­bala­rından birine veya her ikisine yetişip de bunlara gereken sevgi ve ikramı göstermeyerek cennete gire­meyen kimseler mutluluk yüzü görmesinler, sürünsünler”.([3])

İzzet ve ikrama,  sevgi ve muhabbete,  şefkat ve merhamete en lâyık var­lıklar elbette ana ve babalardır. Çünkü onlar yavrula­rını aylarca karın­larında, yıllarca kucaklarında ve ömürleri bo­yunca da kalplerinde taşı­mış­lardır. Çünkü onların, ciğerparelerinin sıhhat ve selâmeti,  mutluluk ve saadeti için taham­mül edemeye­cekleri eza ve cefa, katlanmayacakları sı­kıntı ve zorluk, göze alamayacakları vefakârlık ve fedakârlık yoktur. Bunu evlâtlar, kendileri anne ve baba olmadan maalesef takdir       edeme­mektedirler.

 Şehevî ve hayvanî hislerinin zebunu olan bugünkü Avrupalı­lar, gö­nülle­rince gezip,  tozup,  ve çılgınlıklar yapmalarına mani olur endişesiyle çocuk doğurmamakta,  onu bir gaile ve ayak bağı addetmektedir. Gazara doğan yav­rularına da, gereken sevgi ve şefkati göstermediklerinden,  ço­cukla ebeveyni arasında manevi hisler, şefkat ve merhamet duyguları kısır kalmakta,  dolayı­sıyla çocuk buluğ çağına gelince bu hisler tamamen kop­makta yıllar geçse bile birbirlerini arayıp sormamaktadırlar.

ABD’li feminist yazar Germanie Greer şöyle der:  “Batı Müslüman ka­dınını örnek almalı. Çünkü Batılı kadın kendi­sine ve mesleğine vakit ayır­maktan, çocuklarına ve ailesine ayıracak vakit bulamıyor.”

19. Yüzyılda İngiliz elçisinin hanımı sıfatıyla Osmanlı diya­rına ge­len, Osmanlı aile yapısını inceleme fırsatı bulan ve hatırala­rını “Türkiye Mek­tupları” ismiyle yayınlayan Lady Montague de Türk anasına gıpta ediyor, “evinin sultanı” diyor ve Batılı kadın­lardan daha saygın ve daha mutlu oldu­ğunu yazıyor.([4])

Dipnotlar:

1- İsra Sûresi, 23.

2- Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, c. 12. s. 120.

3- Et-Terğîb ve’t-Terhîb, c. 3, s. 318, hadis no 23.

4- Lady Montagu, “Türkiye Mektupları”, 1001Temel Eser, s. 132.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık