• 09 Mart 2020, Pazartesi 9:39
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Altı Milyon Yahudi Yakıldı Yalanı

ll. Dünya Savaşında, abartılı olarak 6 milyon Ya­hudi’nin öldü­rül­dü­ğünü, zehirlendiğini, gaz odalarında yakıldığını dün­yaya lanse etmektedirler. Son zamanlarda yapılan araştır­malar da göster­mektedir ki; bu terör olayla­rının senar­yosunu ken­dileri yani fana­tik Siyonist idareci­leri yazdı, tezgâhladı ve finanse etti diye tezler de ortaya atılmakta­dır.(1)

6 milyon Yahudi 2. Dünya savaşında öldürüldü ve ya­kıldı meselesinin de, ellerinde olan dünya medyası vasıta­sıyla büyük bir yalan olduğunu, öldürülen Yahudi sayının bu rakamın yarısı bile olmadığını, bütün baskılara rağmen bazı ilim ve araştırma adamları dile getiriyor ama tabi medya bunu fazlaca dile getirip işlemiyor. Hatta İsrail devletini yakın tarihte kurma kararı alan Yahudi ileri ge­lenlerinin, kurulacak bu devlete kimse gitmez, Arz-ı Mev’ud da ku­rulacak İsrail Devletine gelen olmaz, raha­tını, servetini terk edip oraya göç eden çıkmaz, dini ideal tahakkuk etmez… gibi düşüncelerle kendi milleti üzerin­deki bu katliamları yine kendilerinin tezgâhladığı ve fi­nanse ettiği hususunda da rivayetler vardır.(2) Olur mu ? Siyonistlerin ne kadar gaddar ve merhametsiz olduğunu bugün görünce her halde buna inananların sayısı günden güne artacaktır. Hitler intihar edinceye kadar yanı başında olan metresi Eva Braun’un da bir Yahudi dilberi olduğu  düşünülürse, bu hipotezin gerçeklik payının ne kadar yük­sek olduğu ortaya çıkar.(3)  

Gerçekten rahatı, huzuru, emniyeti yerinde olan, ken­dilerini güvende hissettikleri devletlerden Yahudiler, İs­rail’e göç etmemişlerdir. ABD den ve Kanada’dan İsrail’e göç eden 35.000 den fazla Yahudi’den sadece ve sadece 5.400’ü burada kalıp yerleşmiş, geri kalanlar tekrar mem­leketlerine dönmüşlerdir.(4)

 

Nitekim: 1950’li yıllarda İsrail’de terör olayları ve hu­zursuzluklar başlamıştı. Bu sebeple Oraya göç etmek iste­yen Bağdat’lı Yahudiler bu niyetlerinden vazgeçerler. Bu­nun üzerine İngiliz Gizli Servisleri ile de işbirliği yapan Yahudi ajanları, önce Irak’taki Yahudilerin mal ve can güvenliğinin olmadığını söylemişler, daha sonra onlara karşı bombalı saldırılar düzenleyip, Müslümanların üzerine atarak, göçe mecbur etmişlerdir.(5) Yine dünyada birçok diplomatı öldürmüşler ve FKÖ (Filistin Kurtuluş Örgütü) nün üzerine atmışlardır.(6) Münih Olimpiyatlarında öldürü­len 11 atletten 2’sini Filistinliler, 9’unu Alman polisi öl­dürdüğü halde yakın tarihe kadar hepsini Filistinliler öl­dürdü diye dünyaya lanse etmişlerdir.(7)

Bunlardaki dini gaye ve idealin, batılda olsa ne kadar kuvvetli olduğunu görünce bu ve benzeri düşüncelere hak vermek gerekecek. Bunların gıpta edilecek  taraflarını da  söylemek lâzım. 2530 sene başka milletlerin içinde yaşa­dıkları, ezildikleri ve horlandıkları halde onlara entegre olmuşlar ama, asla asimle olmamışlar. Yani içinde yaşa­dıkları milletlere uyum sağlamışlar ama, onların içinde eriyip, yok olup, benliklerini kaybetmemişler. 

Biz Av­rupa’ya gideli yarım asır bile olmadı, üçüncü nesli kaybet­tik. Doğru dürüst Türkçe bile konuşamıyorlar. Ama bunlar bu uzun tarih seyrinde, dinlerini, dillerini, örf adet ve gele­neklerini muhafaza edebilmiş ve 1947 de “haydin gelin” dendiğinde birçoğu çölün yüzüne koşup gelmişler, orada tohum yetiştiriyor ve bize de 30-40 milyar liradan satıyor. Ne kadar ibret verici. Dünyanın dört bir yanında buraya gelirken de uçakları siyaha boya­yarak gelmişler. Çünkü Tevrat’ta der ki; “Bir gün İs­rail oğulları sim siyah kuşlara binip, çok uzaklardan vatanlarına dönüp gele­cek­ler”.(8)

Bu başarıları da, batıl, millî ve insafsız da olsa, dinle­rine bağlılıklarından kaynaklanmaktadır. Bu gün hâlâ ye­minler Tevrat üzerine yapılır. Okullarda din dersi mecbu­ridir. Tevrat hakkında olumsuz yorum yapmak kanunen yasaktır. Okullarda ve basın yayın vasıtalarında devamlı Tevrat’tan bölümler okunur ve akta­rılır. Başkalarına kız vermezler, ama başka milletlerden ve din mensuplarından kız alırlar. Günün her saatinde ağlama duvarının önünde binlerce insanın dua ettiğini, hatta bu­rada resmi elbiseleri ve başlarına koydukları küçücük kippaları (takkeleri)  ile, devlet adamlarının, generalleri­nin, bürokratların, askerle­rin, her sınıftan insanların gö­rülmesi, hatta dışardan gelen insanları bile bir yerde buna mecbur etmeleri, onlardaki dini fanatizmin derecesini gösterir. Bu duruma şu olay da manidar bir misaldir:

İslâm’a girdi diye Müslümanların kandırıldığı Prens Çharles kippası ile Ağlama duvarı önünde.

Geçmişte Golde Meyir diye bir kadının başbakanlı­ğında ki İsrail Kabinesi bir önerge ile düşürüldü. Sebep; ABD bunlara bir filo uçak hediye etmiş. Bu uçakların ka­bul törenini Amerikalıların isteği üzerine Cumartesi günü yapmışlar. “Vay siz nasıl oldu da bizim dini tatil günü­müzde resmi bir tören tertip edersiniz?” diye kabineyi düşürdü­ler. Malum Cumartesi Yahudilerin dini inançlarına göre tatil günü. Çünkü onlara göre, hâşâ Allah kâinatı 6 günde yarattı, yorulduğu için yedinci gün dinlendi. Dolayı­sıyla haftanın yedinci günü olan Cumartesi hiçbir iş yapıl­maz.

 

Dipnotlar:

1- Zafer Dergisi, sayı 138, s.16.

2- Zafer Dergisi, sayı 138, s.16.

3- Cengiz Özakıncı, Türkiye’nin Siyasi İntiharı, Otopsi Yay. 13. bas.İst. 2007, s.292.

4- Roger Garaudy, a. g. e. s.187.

5- Roger Garaudy, a. g. e. s.76.

6- Roger Garaudy, a. g. e. s.248,

7- İmpecat Enternasyonal den Zaman15.09.1992

8- Zafer Dergisi, sayı 137, s.17.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık