• 30 Ağustos 2019, Cuma 11:54
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

30 AĞUSTOS ZAFERİ

İçinde bulunduğumuz Ağustos ayının,  Müslüman Türk mille­tinin şanlı tarihinde müs­tesna bir yeri vardır.

Bugün vesile-i iftiharımız olan,  600 sene dünyaya mührünü vuran,  Kı­rım ortalarından Yemen sahillerine,  Viyana kapılarından Hint adalarına ka­dar, koskoca Devlet-i Âliye'nin kurucusu olan şanlı ecdadımızın tari­hinde de,  Ağustos ayı zaferlerle dolu bir ay­dır.  

Ağustos ayı: Alpaslan'ın kuru bir cihangirlik uğruna değil,  İ'lây-ı Kelimetullahı dünyanın her tarafına yaymak,  Feth-i Mübin’e giden yol­daki engel ve mâniaları temizlemek için,  Malaz­girt Ova­sında kendinin 3 misli düşmanla karşılaşıp:

Atımın kuyruğun sardım beline

Kefenimi giydim kendi elimle

Allah’ını seven gelsin benimle

Karısını seven dönsün evine                   

diyerek 200 bin kişilik düşman ordusunu iman ve iradesinde kah­redip,  tarihe şanlı müh­rünü vurduğu bir aydır.

Ağustos ayı: Oğullarına: "Sağ olduğunuz müddetle at sır­tından in­me­yi­niz. Aksi halde karılarınızdan bir farkınız kalmaz" diyen Er­tuğrul Gazile­rin, duvarında Kur'an-ı Kerim asılı diye, istirahatına tahsis edilen odada sabaha kadar uzanıp yatmayan Osman Gazilerin, "Bizim mesleğimiz Allah yolu ve maksa­dımız Allah'ın dinini yaymak­tır.  Yoksa kuru kavga ve cihan­girlik da­vası değil­dir" diyen Orhan Gazilerin ve onların sulbünden gelen Mu­rat'ların, Fatih'le­rin,  Yavuz'ların, Kanûni'lerin… zaferden zafere koş­tukları bir aydır.

Ağustos ayı: Asırlarca İslâm’ın bayraktarlığını yapan,  kah­raman ec­da­dın malını,  canını kanını velhâsıl bütün varlığını bir dâvâ uğruna sebil edip,  Yüce Allah'ın: "Allah yolunda hakkıyla cihad edin"(1) emrine,  Sev­gili Pey­gamberimizin: “Cihat kıyamet gününe kadar devam edecek­tir”(2) tavsiyesine "işittik" ve "itaat et­tik" diyerek,  bütün lezzet ve zevkle­riyle dünya hayatını,  şehitlik şeref ve mertebesiyle takas ettik­leri bir ay­dır.

 Ağustos ayı:

Damarlarında şehâmet yüzerdi kan yerine

Yüreklerinde ölüm şevki vardı can yerine                                                                                      denilen ecdadın şahâdet aşkıyla yanıp kavrulduğu, İ'lâyı-ı Kelimetullahı dün­yanın en ücra köşesine kadar duyurmak azmiyle kükreyip coştuğu,  bu sayede engel tanımaz azim ve irade­siyle,  her bakımdan kendinden kat kat üstün kuv­vetler karşısında,  bir volkan gibi patlayıp Malazgirt’i,  Çaldı­ran’ı,  Mohaç’ı, Haçova’yı,  Ko­sova’yı,  Sakarya’yı ve daha nice zaferleri kazandığı bir aydır.

Ağustos ayı: Şanlı ecdadın İstanbul’dan çıkıp,  Selimiye’de sabah nama­zını ifa edip, Estergon’da Sancak-ı Şerifi selamlayıp,  Budapeşte'de dinlenip,  Eflak ve Boğdan Ovalarında atlarını çayır­latıp,  Tuna’da suyunu aldırarak şairin dediği gibi:

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı ilerle

Bin atlı  o gün geçtik Tuna'dan kafilelerle         

ge­rektiğinde oyuna gider gibi,  düşman üzerine gidip,  dev gibi ordu­ları yendiği aydır.

Ağustos ayı: Manaya değil maddeye,  tevhide değil tekniğe,  imana değil imkânlara güve­nen bugünkü sözde dostlarımız Haçlıların, Aziz va­tanı pay­laşmak,  kahraman Türkün adını tarih say­falarından silmek,  kahpe Yu­nan'ın Megalo-idea'sını(3) gerçekleştirmek,  dünkü kölelerimiz olan pali­karya ve çorba­cıları başımıza efendi yapmak için,  bütün güçleri ile üze­rimize çullan­dık­ları,  fakat: Öldü,  bitti,  tükendi zannettikleri bu necip milletin,  ölüsünün bile onlara yetip arta­cağını,  kahraman Subayla­rıyla,  Mehmet­çikleriyle,  Saliha Ba­cılarıyla, Seyit ve Yahya Çavuşlarıyla,  Nene Hatunla­rıyla,  Kara Fatmala­rıyla… Bir kez daha gösterip 30 Ağus­tos l922 de arkala­rına bakma­dan kovdukları bir aydır.

Bu zafer:

Enbiya yurdu bu toprak; şüheda burcu bu yer;

Bir yıkık türbesinin üstüne mevlâ titrer!

Dışı baştan başa bir nesl-i kerîmin yâdı,

İçi boydan boya milyonla şehit ecsâdı.

Öyle meşbû-u şahadet ki bu öksüz toprak:

Ohhh, bir sıksa adam otları, kan fışkıracak!

Böyle bir yurdu elinden çıkaran nesl-i sefil,

Yerin üstünde muhakkar, yerin altında rezil!

denilen Aziz Vatanını,  düşman çizmeleri ile çiğnetmemek,  ırz,  namus ve şerefini rencide ettirmemek,  minarelerden ezan se­sini,  mih­raplardan Kur'an sesini susturmamak isteyenlerin,  ke­mikleriyle tepeler,  kanlarıyla ırmaklar,  yaptıklarıyla efsaneler meydana getirenlerin zaferi­dir.

Kurtuluş savaşı ve daha önceki savaşlarda,  bir gaye uğruna,  bir Hi­lâl uğruna,  canını feda,  kanını sebil eden aziz şehitlerimizi,  minnet ve şük­ranla anarken,  bizleri onlara lâyık nesiller eylemesini Cenâb-ı Al­lah’tan niyaz ede­rim.

Bayramınız kutlu ve mübarek olsun.

Dipnotlar:

1-Hac Sûresi, 78.

2-Mecmeu’z-Zevâid, c. 1, s. 106.

3- Anadolunun tekrar Hıristiyanlaştırılıp Yunanlılara teslim edilmesi hayali.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık