• 30 Ağustos 2015, Pazar 0:00
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

30 Ağustos Zaferi ve Ağustos Ayı

Sonuna geldiğimiz Ağustos ayının, Müslüman Türk milletinin şanlı tarihinde müstesna bir yeri vardır.

Bugün vesile-i iftiharımız olan, 600 sene dünyaya mührünü vuran, Kırım ortalarından Yemen sahillerine, Viyana kapılarından Hint adalarına kadar, koskoca Devlet-i Âliye'nin kurucusu olan şanlı ecdadımızın tarihinde de, Ağustos ayı zaferlerle dolu bir aydır.

Ağustos ayı: Alpaslan'ın kuru bir cihangirlik uğruna değil, İ'lây-ı Kelimetullah kastıyla, Feth-i Mübin’e giden yoldaki engel ve mâniaları temizlemek için, Malazgirt Ovasında kendinin 3 misli düşmanla karşılaşıp: Atımın kuyruğun sardım beline Kefenimi giydim kendi elimle Allah’ını seven gelsin benimle Karısını seven dönsün evine        

diyerek 200 bin kişilik düşman ordusunu iman ve iradesinde kahredip, tarihe şanlı mührünü vurduğu bir aydır.

Ağustos ayı: Oğullarına: "Sağ olduğunuz müddetle at sırtından inmeyiniz. Aksi halde karılarınızdan bir farkınız kalmaz" diye vasiyet eden Ertuğrul Gazilerin, duvarında Kur'an-ı Kerim asılı diye, istirahatına tahsis edilen odada sabaha kadar uzanıp yatmayan Osman Gazilerin, "Bizim mesleğimiz Allah yolu ve maksadımız Allah'ın dinini yaymaktır. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik davası değildir" diyen Orhan Gazilerin ve onların sulbünden gelen Murat'ların, Fatih'lerin, Yavuz'ların, Kanûni'lerin… zaferden zafere koştukları bir aydır.

Ağustos ayı: Asırlarca İslâm’ın bayraktarlığını yapan, kahraman ecdadın malını, canını kanını velhâsıl bütün varlığını bir dâvâ uğruna sebil edip, Yüce Allah'ın: "Allah yolunda hakkıyla cihad edin" (1) emrine, Sevgili Peygamberimizin: “Cihat kıyamet gününe kadar devam edecektir” (2) hadisine "işittik" ve "itaat ettik" diyerek, bütün lezzet ve zevkleriyle dünya hayatını, şehitlik şeref ve mertebesiyle takas ettikleri bir aydır.

 Ağustos ayı: Damarlarında şehâmet yüzerdi kan yerine Yüreklerinde ölüm şevki vardı can yerine

diye tarif ve tavsif edilen ecdadın şahâdet aşkıyla yanıp kavrulduğu, Yüce Allah’ın ismini dünyanın en ücra köşesine kadar duyurmak azmiyle kükreyip coştuğu, bu sayede engel tanımaz azim ve iradesiyle, her bakımdan kendinden kat kat üstün kuvvetler karşısında, bir volkan gibi patlayıp Malazgirt’i, Çaldıran’ı, Mohaç’ı, Haçova’yı, Kosova’yı, Sakarya’yı ve daha nice zaferleri kazandığı bir aydır. Ağustos ayı: Şanlı ecdadın İstanbul’dan çıkıp, Selimiye’de sabah namazını ifa edip, Estergon’da Sancak-ı Şerifi selamlayıp, Budapeşte'de dinlenip, Eflak ve Boğdan Ovalarında atlarını çayırlatıp, Tuna’da suyunu aldırarak şairin dediği gibi:

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı ilerle Bin atlı o gün geçtik Tuna'dan kafilelerle     

Gerektiğinde oyuna gider gibi, düşman üzerine gidip, dev gibi orduları yendiği aydır.

Ağustos ayı: Manaya değil maddeye, tevhide değil tekniğe, imana değil imkânlara güvenen bugünkü sözde dostlarımız Haçlıların, Aziz vatanı paylaşmak, kahraman Türkün adını tarih sayfalarından silmek, kahpe Yunan'ın Megalo-idea'sını (3) gerçekleştirmek, dünkü kölelerimiz olan palikarya ve çorbacıları başımıza efendi yapmak için, bütün güçleri ile üzerimize çullandıkları, fakat: Öldü, bitti, tükendi zannettikleri bu necip milletin, ölüsünün bile onlara yetip artacağını, kahraman Subaylarıyla, Mehmetçikleriyle, Saliha Bacılarıyla, Seyit ve Yahya Çavuşlarıyla, Nene Hatunlarıyla, Kara Fatmalarıyla… Bir kez daha gösterip 30 Ağustos l922 de arkalarına bakmadan kovdukları bir aydır. Ağustos ayı: Akif’in: Enbiya yurdu bu toprak; şüheda burcu bu yer; Bir yıkık türbesinin üstüne mevlâ titrer! Dışı baştanbaşa bir nesl-i kerîmin yâdı, İçi boydan boya milyonla şehit ecsâdı. Öyle meşbû-u şahadet ki bu öksüz toprak: Ohhh, bir sıksa adam otları, kan fışkıracak! Böyle bir yurdu elinden çıkaran nesl-i sefil,                                                                                                 Yerin üstünde muhakkar,yerin altında rezil!

denilen Aziz Vatanını, düşman çizmeleri ile çiğnetmemek, ırz, namus ve şerefini rencide ettirmemek, minarelerden ezan sesini, mihraplardan Kur'an sesini susturmamak isteyenlerin, kemikleriyle tepeler, kanlarıyla ırmaklar, yaptıklarıyla efsaneler meydana getirenlerin zaferidir.

Kurtuluş savaşı ve daha önceki savaşlarda bir gaye uğruna, bir Hilâl uğruna,canını feda, kanını sebil eden aziz şehitlerimizi, minnet ve şükranla anarken, bizleri onlara lâyık nesiller eylemesini Cenâb-ı Allah’tan niyaz ederim.  

Dipnotlar:

1- Hac Sûresi, 78. 2- Mecmeu’z-Zevâid, c. 1, s. 106. 3- Anadolu’nun tekrar Hıristiyanlaştırılıp Yunanlılara teslim edilmesi hayali

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık