Hunlardan günümüze Türk askeri kültürü konferansı

Harp tarihi ve askeri strateji uzmanı Ahmet Sefa Özkaya: Türklerin yaşadığı coğrafyada bir sur olmadığı için yaşanılan bütün bölge, askeri bölge olarak kabul ediliyordu 1864 öncesi Osmanlıda her yönetici asker

Hunlardan günümüze Türk askeri kültürü konferansı
  • 10 Temmuz 2019, Çarşamba 0:01

ANKARA (AA) Milli Savunma Üniversitesi Fatih Harp Tarihi Araştırmaları Enstitüsü öğretim görevlisi, harp tarihi ve askeri strateji uzmanı Ahmet Sefa Özkaya, Türklerin tarih boyunca savaşçı bir millet olduğunu belirterek, "Türklerin yaşadığı coğrafyada bir sur olmadığı için yaşanılan bütün bölge, askeri bölge olarak kabul ediliyordu." dedi.

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nde, "Hunlardan günümüze Türk askeri kültürü" konulu konferansta konuşan Özkaya, Batı ile Türkler arasındaki askeri kültür ve anlayış farklılıkları, Türklerin zaman içinde yaşadıkları askeri anlayış değişimleri ve Türk askeri kültürünün bazı dönüm noktalarında hakkında bilgi verdi.

Batı toplumları ile Türklerin tarihi süreçteki sivilasker ayrımının farklı olduğunu vurgulayan Özkaya, şunları söyledi:

"Tarihimize baktığımızda bizde sivil yok. Çünkü sivil olabilmek için belindeki silahı, kılıcı çıkartarak, kendi güvenliğini sağlama işini başka bir teşkilata devretmek gerekiyor. Türklerin yaşadığı coğrafyada bir sur olmadığı için yaşanılan bütün bölge, askeri bölge olarak kabul ediliyordu. Yani yetişkin, çocuk ve kadın herkes silah taşıyor ve kendi güvenliğini kendi sağlıyor. Hunlar'dan Göktürkler'e kadar böyle. Göktürkler'de ise bu kültür bazı değişikliklere uğruyor ve Uygurlar'da halk arasında belli bir sivilleşme yaşanıyor."

Özkaya, Türk askeri tarihinin birçok dönüm noktasına sahip olduğunu ve bunlardan birinin ise 1329'da İznik'teki Palekanon (Maltepe) savaşı olduğunu belirtti. Her savaşta atlı süvariler kullanan Türklerin, ilk defa bu savaşta düzenli piyade birlikleri kullandıklarına dikkati çeken Özkaya, atı çok fazla önemseyen bir millet için bu değişikliğin önemli bir kırılma noktası olduğunu aktardı.

"1864 öncesi Osmanlı'da her yönetici asker"

Batı'da askersivil yönetimlerinin farklı olduğunu ve sivil yöneticilerin her zaman askeri yöneticilerden daha üstün durumda bulunduğunu aktaran Özkaya, Türkler'deki yöneticiasker ilişkisi hakkında şunları söyledi:

"Osmanlı'da devletin başı yani padişah, asker olmak zorundadır. Bu nedenle asker padişahın başka meslek yapması yasaktır, hobi olarak yapabilir. Osmanlı'da ülke yönetiminden, şehir yöneticilerine kadar herkes askerdir. Bu durum, 1864'te Vilayet Nizamnamesi ile değişmiş, asker paşa, mülki paşa ayrımı getirilmiş ve böylelikle Osmanlı'da şehir yöneticiliği gibi bazı konumlara asker olmayan sivil yöneticiler atanmıştır. Türklerin ilk defa Uygurlar döneminde halk olarak, 1860'lar döneminde ise devlet kademesi olarak sivilleştiklerini söyleyebiliriz. 1864 öncesi Osmanlı'da her yönetici asker."

Askeri teknoloji alanında yaşanan değişimlerin ve şehirlerin büyümesinin, 1864'te yapılan değişiklikte etkili olduğunu dile getiren Özkaya, bu uygulamanın Osmanlı'nın son dönemlerine kadar yayılarak devam ettiğini söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti'nde Osmanlı dönemine göre önemli değişikliklerin olduğuna vurgu yapan Özkaya, "Anayasanın 112. maddesine göre Türkiye Cumhurbaşkanı, silahlı kuvvetlerin başkomutanıdır, yani temsil makamındadır. Osmanlı'da hem temsil eder hem uygulardı. Cumhuriyette siyaset yapmak isteyen asker, askerliğini bırakmak zorundadır." diye konuştu.

TOBB ETÜ Avrasya Stratejik Araştırmalar Topluluğu tarafından düzenlenen konferansa, öğrenciler, öğretim görevlileri ve davetliler katıldı.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık