'İnsanların sağ çıkamadığı 235. Askeri Şube'den sağ çıktığım için şanslıydım'

Suriye’de Esed rejiminin hapishanelerinde yaşanan işkencelere maruz kalan Najjar, Şam'daki "235. Askeri Şube"de 60 gün boyunca tutulduktan sonra, insanların sağ çıkamadığı buradan sağ çıktığı için şanslı olduğunu söyledi

'İnsanların sağ çıkamadığı 235. Askeri Şube'den sağ çıktığım için şanslıydım'
  • 10 Temmuz 2019, Çarşamba 14:28

Suriye’de Esed rejiminin hapishanelerinde yaşanan işkencelere maruz kalan Jamal Abidin Najjar, başkent Şam'daki "235. Askeri Şube"de 60 gün boyunca tutulduktan sonra, insanların sağ çıkamadığı buradan sağ çıktığı için şanslı olduğunu söyledi.

Najjar, Suriye'den Lübnan'a seyahat ettiği sırada Beşşar Esed rejimi askerlerince hakkında tutuklama kararı olduğu gerekçesiyle alıkonuldu.

Başkent Şam'daki "235 numaralı" ya da "Filistin şubesi" olarak bilinen sorgu merkezinde 60 gün boyunca tutulan makine mühendisi Najjar, açıklamada bulundu.

Şimdi 33 yaşındaki Najjar, yaklaşık 25 metrekarelik bir odada "kabus dolu günler" yaşadığını belirterek 235 numaralı sorgu merkezinin 1970’lerde Suriye'deki Filistinliler için kurulduğunu ve yeraltında faaliyet gösterdiğini söyledi.

Najjar, "Özellikle şubeye giderken yolda bize karşı muamele çok kötüydü. Her zaman başımı eğmek zorunda kaldım. Tüm kötü sözlere yumruklar eşlik ediyordu. Şubeye girdiğimde sahip olduğum her şeyi aldılar. Sadece iç çamaşırıma izin verildi. Beni önce yaklaşık 40 metrekarelik bir hücreye koydular. İçeride yaklaşık 90 kişi vardı. Hücrede 16-72 yaş arası insanlar vardı." şeklinde konuştu.

İki ay burada kaldığını dile getiren Najjar, şöyle devam etti:

"Bir buçuk ay sorgusuz sualsiz orada kalan insanları gördüm. Konuşmak yasaktı. Bazen birbirimize fısıldayabiliyorduk. Saat olmadığı için tahminime göre saat 06.00-07.00 arası uyanıyorduk. Açlıktan ölmeyecek kadar yemek veriyorlardı. Hücrede kalan insanların isimleri yoktu, Herkese bir numara verilmişti. İnsanların isimleriyle çağrılmasına izin verilmiyordu. Gün boyunca insanları sorgulamaya çağırıyorlardı. Bir gün gardiyan bana ismimi sordu. Ben de adımı ve soyadımı söyledim. Bana vurdu ve 'Adını bir daha asla söyleme. Numaranı söyle.' dedi."

"Aile üyelerimi buraya getireceklerini ve önümde işkence yapacaklarını söylediler"

Najjar, söz konusu hücrede bulunan insanların resmi olarak ibadet yapmasına izin verilmediğini, gardiyanların birisini çağırması halinde herkesin ayağa kalkmak ve duvara doğru bakmak zorunda olduğunu söyledi.

Hücreden çağrılan kişilerin işkence görerek geri geldiğini ifade eden Najjar, "Bazen yüzlerinden kan geliyordu. Suriye'de su transferi için kullandığımız bir yeşil plastik boru var. Bu plastik, vurmak için kullanılıyordu ve çok acıtıyordu. Bu plastik iz bırakmıyor fakat acıyı kemiklerde hissediyorsunuz." dedi.

Najjar, "Bir gün çağrıldım ve yaklaşık bir saatlik sorguya çekildim. İlk 10 dakika konuşmadan vücudumun değişik kısımlarına sadece vurdular. Bana her şeyi itiraf etmemi aksi takdirde annem babam dahil aile üyelerime de burada işkence yapacaklarını söylediler. Çok korktum." ifadelerini kullandı.

"Hücredeki bazı insanların elleri arkadan bağlanarak asıldığını gördüm”

Hücrede şahit olduğu işkence tekniklerini anlatan Najjar, "Hücredeki bazı insanların elleri arkadan bağlanarak asıldığını gördüm. Kaldığım hücrede elektrikle işkence yapılmış insanlar vardı. Cinsel organlarına işkence yapılmış insanlar vardı. Omuzu çıkmış ve devamlı kanaması olan insanlar vardı. Hücre küçük olduğu için birbirimize bitişik uyuyorduk. Enfeksiyonun yayılma tehlikesi de vardı. Sorgu için dışarıdan gelen insanlar da vardı. Hücreden çıkarken gözlerimizi kapattıkları için bir şey görmüyorduk. Sadece işkence edilen insanların sesini duyuyorduk." diye konuştu.

Najjar, hapishanede geçen 2 ayın ardından kendi numarasının okunduğunu ifade ederek sonraki süreci şöyle anlattı:

"Normalde geceleri insanları işkence yapmak için çağırırlardı. Fakat beni başka insanlarla bilmediğim başka bir yere transfer ettiler. Ertesi gün bana karşı açılan bir dava olduğu söylendi. Hakim karşısına çıkarıldık. Hakim bana suçlamaları okudu. Ben de bunların hiçbirisini yapmadığımı söyledim. Hepsini işkence altında kabul ettiğimi dile getirdim. Duruşma bittikten sonra gece Adalet Bakanlığına bağlı sivil bir hapishaneye transfer edildim. Daha sonra beni bir askeri hapishaneye gönderdiler. Burada bir gece kaldım. Hücrede yaklaşık 80 kişi vardı. 3 gardiyan geldi. Bilişim uzmanı bir kişiyi aradılar. Hücrede o kişiyi tespit ettikten sonra vurmaya başladılar. 'Buradan dişsiz ayrılacaksın' dediler. Korkunçtu. Hücrede her zaman ağlama ve ağrıdan inleme sesleri duyuyordum. O hapishanede bir gün geçirdikten sonra serbest bırakıldım."

"Ailem ne zaman evden çıksam endişe içinde kalıyordu"

Hapishaneden çıktıktan sonra çevresindeki kişilerin rejimden korktukları için kendisinden uzaklaştığını ve zor günler geçirdiğini söyleyen Najjar, her gün takip edildiğini belirtti.

Najjar, şunları kaydetti:

"Beni takip edenler, komşularımızı ziyaret etmiş. Onlara araçlarımızla şüpheli bir şey taşıyıp taşımadığımızı, evimizde toplantı yapıp yapmadığımızı sormuşlar. Meslektaşlarım, rejimin korkusundan dolayı benden uzaklaştı. Ailem, ne zaman evden çıksam endişe içinde kalıyordu. Yapacak hiçbir şey yoktu. İnsanları suçlayamazdım. İnsanların sağ çıkamadığı veya sakat çıktığı 235. Askeri Şube'den sağ çıktığım için şanslıydım."

Jamal Abidin Najjar, daha sonra yasal yolları araştırarak Berlin'e göç ettiğini söyledi. 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık
Konya Büyükşehir Belediyesi