• 19 Nisan 2017, Çarşamba 7:44
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

YENİ TÜRKİYE HEPİMİZ İÇİN

Evet, Başkomutan Konya’daydı. Yine Konya her zaman olduğu gibi kendine yakışanı en iyi şekilde yaparak Sn: Cumhurbaşkanımızı misafir ettiler. Gönüllerin şehri olarak geniş bir hoş görü ve mütevazılık ikliminde bir Konya’lı olarak memleketimizin seçkin bir iltifatla anılmasını doğrusu bir teveccüh vesilesi olarak görüyor ve bundan şahsen( benlik makamında değil yalnız) övünç duyuyorum. Türkiye’miz için çok önemli bir atmosferi daha teneffüs ettik. İstikrarın ve huzurun gölgesinde sunulan imkânlarla halkımız demokratik bir hakkını daha övgüyle yerine getirdi. Çok çeşitli söylemler üretildi, ortalıkta. Tabiî ki hepside Türkiye’mizin hassas bir coğrafyada olmasından kaynaklanmaktadır bunu hepimiz biliyoruz artık. Üretilen ve beklenebilen olma ihtimali kuvvetli olan ve alınan istihbarat tedbirlerine dayalı olarak uygulamaya konulan önlemler, çok şükür birkaç münferit olay dışında fazla bir vehme kapılmadan yine başarılı bir şekilde sınav verdiğimizi söylemek istiyorum.     Ülkemizde hala çeşitli birimlerde kendini gizleyen FETÖ tehlikesi geçmediğinden bazı kalemler aynen 15 Temmuz tedbirleri gibi gerekirse uyanık kalmamız gerektiğini özellikle vurgulayarak işlemişler, buna müteakip bu tür dillendirilen endişeler elbette devlet büyüklerimizin de dikkatini celp ettiğinden daha doğrusu devlet geleneğinin gerektirdiği güçlü devlet ve teamüllerine uygun olduğundan biz düşünmeden evvelde bu tedbirler bizler için rahat oyumuzu kullanalım diye çok önceden planlanarak alınmıştır. Bu yüzden Sayın yetkililerimize şükranlarımızı sunuyoruz.

Sadece bizi değil dünyadaki bütün gözlerin üzerimizde olduğu bir coğrafya’da seçim sonuçlarına ilgi duyan iktidar-muhalefet ikileminden ziyade dış basın ve diğer devletlerinde objektif alanında olan Ülkemizin, acaba nasıl bir sonuç çıkacak varsayımları ve seçim sonrası gelişmeleri hepimizin kafasını kurcalamıştır, sanırım. Hadi bizi anlıyorum da diyeceksiniz, niye başka ülkelerinde bizdeki gelişmelere bir hayli yoğunlaştığı gözden kaçmıyor, neden? Diyebilir siniz. Artık herkes de biliyor ki; Türkiye’mizin kanatlanmış bir yelkenli gibi pupa yelken hareket ettiğini yahut kanatlarıyla sadece bizim insanımızın değil adeta dünyadaki başta İslam ve diğer gelişmesi engellenmiş mazlum milletlerin umudu olduğu gün gibi aşikârdır. Başta Sayın Başkanımız olmak üzere hakları yıllardır sömürülen ve öz kaynakları batılı vampirler tarafından tüketilen Afrika ve uzak doğu gibi ülkelerin insanlarını kucaklamak ve onları bağrımıza basarak elimizdeki maddi ve manevi kaynaklarla desteklemek, onlarla iş alanları oluşturmak ve kalkınmalarında bilhassa bayındırlıkta proje üretip ekonomilerini canlandırmak için ekonomik ve siyasi alanlarda yapılan işbirliği konsorsiyumu hem bize avantaj sağlamakta hem de, batılı sömürgecileri deliye döndürmektedir. Tüm kızgınlıklarını üzerimize çevirerek akla hayale gelmedik pisliklerini devreye sokan bu emperyaller, sonuçta içerdeki geleceğini ve menfaatini kökü dışarıdaki ihanet odaklarında arayan iç ahtapot çetesini devreye sokup ülkemizi yine kendilerine bağımlı yapmak istemişlerse de, Rabbimin yardımı ve halkımızın basiretiyle buna muvaffak olamadılar ve yeni Türkiye’mizin önü açıldı çok şükür. Büyük bir olgunluk içerisinde yapılan seçimlerin ülkemize esenlikler getirmesini temenni ediyorum. Çok çeşitli tartışmalar yaşandı. Lehte ve aleyhte çeşitli söylemler üretildi. TV’lerde canlı yayınlara çıkanlar, reklamlarla kampanyalara destek verenler oldu. Tabi her işlemin bir de sonucu olacaktır elbet çünkü yeni sonuçlar aynı zamanda diğer başka gelişmelerinde başlamasına bir sebeptir. Yani sebep ve sonuç ilişkilerine dayalı toplumsal gelişmeler hayat sahnemizin tablo olarak görüntüleridir. Bunlardan ders çıkarmak ise, demokratik getirinin ve olgunluğun topluma yansımasıdır.

Olayların bütününe baktığında aslında problemin çözümünde takip edilecek akıl yolu kendiliğinden ortaya çıkıyordu. Lakin bazı inatlaşmalar ve ön yargıların yanı sıra ara sırada olsa kafa karıştıran bazı yersiz sözler halkımızın bir kısmının tereddüt ünü veya acabasını çoğaltsa da bereket başkanımızın kararlı duruşu ve açıklamaları ile uç noktalara çekilmek istenen veya öyle yanlış anlaşılmalara sebep teşkil edecek açıklamalara anında müdahale edilerek meselenin sanıldığı gibi olmadığı vurgusuyla başta Sayın Bahçeli ve Ülkücüler teskin edilmiştir. Böyle zamanlarda kafa karıştırıcı ve yanlış anlaşılmaya müsait sözlerden özellikle kaçınmak gerekiyor ki, zaten ufacık bir bahaneye bakan iç ve dış mihraklar bunu istediği gibi kullanmasını becerip gönüllerin heyecanını söndürebiliyorlar. Salisen bu tür şeylere dikkat gerekir azami şekilde.

Ben kendi adıma bu seçimlerin ülkemize iyilik ve mutluluklar getirmesini temenni ediyorum. Seçim dolayısıyla aslında farklı anlamalara yorum getirilebileceği hasebiyle çokça kullanmaktan kaçındığım “aslı hayr ama kullanırken hayırlı”olmasını arzu ettiğimiz o kelimeyi şimdi çekinmeden kullanabiliriz.     18 Maddelik reform paketiyle önü açılan Türkiye’nin daha çok çalışmaya daha kardeşliğe daha çok üretmeye daha fazla demokrasiye ihtiyacı var. Bir seçim böyle geçti desek te bâtılın ve batılıların şimdi farklı oyunlarla bize dikte ettirmek istedikleri planlarını yine farklı kulvarlarda deneyecekleri muhakkak. Biz yine uyanık olacağız. Biz kendi içimizde tartışabiliriz ama her zaman olduğu gibi dışarıya karşı birlik ve beraberlik ve başımız dik olarak yürüyeceğiz. Buna en çok dikkat etmesi gerekenler ise siyasilerdir. Sırf muhalif olmakla ülkemizi batıya şikâyet ederek küçük düşürmeye çalışmanın hiçbir mantığı yoktur. Biz bu yeni Türkiye için artık eski kafa düşüncelerimizi bir kenara iterek kendimizi de yenilemek ve geliştirmek zorundayız. Öyle sizi denize atarım falan filan ayakları yok. Bunlar hem çirkin hem de insanlara değer vermemek demektir. Madem yeni bir sayfa açıldı. Tertemiz olsun ve kirletilmesin, kardeşliğimiz daim olsun. Unutmamamız gereken en önemli şey, bizi biz yapan değerler manzumesini hayata geçirip tarihimizle, kültürümüzle, manevimizle barışmak ve birbirimize kardeşlik elini uzatmaktır. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım cancağızım.”Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş. Dünle beraber gitti, cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” Diyen Hz. Mevlana’ya kulak verelim. Açın şu tarih kitaplarını ve bakın. Şu 94 yıllık serüvende son yaklaşık on beş yıla damgasını vuran bu iktidar kadar bu Ülkeye imkân kazandıran ve bu kadar engellenmeye rağmen yatırım yapan ve güçlenen başka bir dönem var mıdır?”

Ve en önemli konu ise” illa eğitim, illa eğitim, illa ki eğitim” Eğitim, başka yolu yok çünkü.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık