);*} TÜRKİYE SEÇİM ATMOSFERİNDE
  • 09 Mayıs 2018, Çarşamba 7:35
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

TÜRKİYE SEÇİM ATMOSFERİNDE

24 Haziran seçimleri sadece ülkemizi ilgilendiren bir boyutta olmayıp gerek yurt içinde gerekse yurt dışında herkes buna odaklanmış durumda. Hani futbol coşkusu üst düzeyde ve dünya klâsında bir ligi bulunan bir dünya devi futbol takımının derbi maçları nasıl birçok ülke kanalından naklen ve canlı veriliyorsa bilhassa Türkiye’mizde yapılan seçimlerde bundan farksız olmayıp daha da çetrefilli bir hali bulunduğundan bu kritik süreç dünya kamuoyunu da yakından ilgilendirmektedir.

ABD-İngiltere ve tüm batılı ülkeler nasıl ki bu seçim için kendi cihetlerinden haklı sebeplerle olaylara    değişik bir bakış yorum getirebiliyorlarsa bizim açımızdan da daha önemli olduğunu vurgulamakla beraber yakın çevremizdeki kültürel birliğimiz olan İslam coğrafyası da,ister Azerbaycan isterse diğer Arap Müslüman coğrafyası olsun uzak doğu İslam coğrafyası olsun onları da kilitleyen ve heyecanlandıran bir yönü var bu seçimin.

Başkan adayları netleşmeye ve ittifaklar şekillenmeye başladı. Zaten sağduyu sahibi olanlar bu yeni sisteme baktığında kimlerin Hükümetin lehinde kimlerin karşı tarafta durduğunu gayet iyi bilir. Her haliyle ana muhalefetin omurgasını oluşturan CHP’nin yanında SP-İYİ PARTİ-DP’nin yer alması yadırganacak bir şey değildir. CHP parti programında batıcı, Kemalist zihniyetli ve statüko yanlısı bir ittihat terakkici zihniyet taşıyıcısı. SP Rahmetli Erbakan Hocamızın yadigarı olmasına rağmen kendisinden sonra parti yönetimine sahip olanlar onun Milli Görüş geleneğinden kopararak, siz MG’den ayrıldınız diye eleştiri oklarını fırlattıkları AK PARTİ’NİN tam tersi bir siyasi manevraya girerek doğrudan muhalif olarak bir nevi düşmanca bir kimliğe sarılması ve Temel Karamollaoğlu’nun hakkında söylenen ithamlar sanki söyleyenleri haklı çıkarırcasına partiyi dışarıdan alınan talimatlarla yönetir vaziyete gelip CHP safında yer aldırması bu geleneğin temsilcilerini hayal kırıklığına uğratmış olabilir ama ne denli bir Tayyip düşmanlığına odaklananlar için bu yandaşlık gayet normal bir tavır sergilemedir, hatta demokratik bir duruştur.

Ben şöyle bağlamak istiyorum meseleyi kişi ya da siyasi erk gücü mensupları, her konuşulanı her söyleneni birilerinin kaydettiğini ve yarın büyük divanda hesap sorulacağını biliyorlarsa söz ve fiiliyatının sorumluluğunu da üstlenecektir elbet çünkü istese de istemese de kendisine her yapılan neyse zerre de olsa hesabı sorulacaktır. Öyleyse veremeyeceğin hesabın başına geçmeyesin. Öyleyse bir yazarımızın tespitiyle herkes kendi hayatının heykeltıraşıdır ve eserine sanatına bakıp hayatını değerlendirmelidir.(D.A.T.)

Bir diğer siyasi parti ise İYİ parti adı altında örgütlenen Meral Akşener’dir. O’da MHP’den koptuktan sonra tepki olarak medyadan yansıyan ve daha önceki gelişmelerden ihtiyatla FETÖ yanlısı bir kanadı temsil ettiği böyle bir siyasi çizgiyi oluşturdukları ve sırf inat üstüne Devlet Bahçeli’ye muhalif oldukları yazılıp çizilmektedir. Şimdi ilkeli olmayan bir siyasette düşmanımın düşmanı dostumdur felsefesi geçerli haldeyse bu denli bir araya gelmeler olacaktır. Bu düşünce hareketi de tepkisel bir ivme ile direkt olarak CHP ve diğer siyasilerin yanında yer almışlardır. Aslında şöyle değerlendirecek olursak bu yeni Cumhurbaşkanlığı sistemi doğrudan tüm siyasilerin belli hedefleri doğrultusunda odaklanmaları bulunmasına rağmen sistemin özelliği olarak bir araya gelmeye mecbur olmuşlardır.    Ben biliyorum ki; Ülkemizde hükümetlerin kurulamadığını, Cumhurbaşkanlarının bilmem kaçıncı tura kadar gelmelerine rağmen seçilemeyişleri daha neler neler. Hepside sistemin bizim yapımıza uymamasından kaynaklanan türevler olarak gözüktü. Şu anda bile bu sistemin eksi yanları var ama bu şartlarda ve daha da olgunlaşamayan bir siyasi topluluk ve yapılanma da bu bile bayağı mesafe katedildiğine dair iyiye işarettir. İleride elbet sistemin uygun olmayan yönleri daha da faydalı hale getirilecektir vatandaşlar lehine. Truva atının hikâyesini duymuşsunuzdur. Bir Truva atı edasıyla siyasi arenada yerini alan ve kısa zamanda teşkilatlanan ve devletten henüz yardım alamayan bir parti (İP) bu kadar yığıntıyı nereden bulur? Her neyse elbet soracak merciler vardır Türkiye’de. Ve parti programları diğer muhalif gruplardan farklı olmayıp bol keseden vaatleri de cabası. DP’yi anlatmaya gerek yok. Şimdi sadece ismi kalmış içeriğini boşaltmış bir tabela partisinin CHP’nin yanında yer alması sadece laf kalabalığıdır. Ne Menderes’in davası kaldı ne de bu davayı hakkiyle omuzlayacak babayiğit insanlar. Esasında AK PARTİ bu tabela partilerinin parti programı tüzük vs. ele almak istedikleri konuları kendi içerisinde ve bu davayı üstlenenler nezdinde yürütmektedir. Öyleyse bu tabela partilerine ne gerek var diyorum?

Şimdi bu bir araya gelen siyasi yelpazenin en önemli özelliği Tayyip Bey’le alakalı olarak içlerinde besledikleri sınır tanımayan bir düşmanlık husumetleri barındırmalarıdır ruhlarında. Bu birlikteliğin teşekkülünde hem içerideki mevcut sistem hem de dışarıdan alına telkin ve tavsiye ve beklentilerin büyük rolü vardır. Bilhassa FETÖ tandanslı bir yapının kendi dillerinden gazel söylemeleri bunlar için bulunmaz bir güzellemedir.

Yıllarca Müslüman mütedeyyin insanımıza karşı etmedik baskı iftira şiddet uygulama dışlama başörtü düşmanlığı laik anti laik diye ayırımlar sergileme hapis yatırmalar dinlemeler devlet dairelerine almamalar ve gereksiz suçlamalarla onları şeraitçi cember sakallı göbekli ensesi kalın bidon kafalı diye suçlamalar evet bunların hepsi unutulmuş ve gelenekçi SP’nin mensupları bir çırpıda CHP’nin yolunu tutar olmuşlardır. Öyleyse kapatın tabelanızı ve birleşin ebediyen onlarla. Partilerini kapattırmak için Anayasa Mahkemesine dava açıp kapattırmışlar, Mv. Merve Kavakçı’yı Mecliste barındırmayıp en sonunda istifa ettirmişler ve genel başkanları nezdinde bildirin haddini diye bağıranların ülkemizde bir kaos ortamı oluşturdukları bir zamandan, insanın geleceğinden endişe ettiği bir zamanda, baskı ve fişlemenin ayyuka çıktığı bir zamanda, bütün bunların mimarı olan bir partiyle her şeyi yoksayıp sırf inat ve bağnazlık yüzünden bir araya gelmeleri bugüne kadar yaptıklarını silip götürmüştür basiretli vatandaşların nezdinde.

CHP ve yandaş zihniyete karşı amansız bir mücadele verip başarı üstüne başarı kazanan gerek Belediye Başkanlığı,gerek Başbakanlığı döneminde hep bir ilklere başarıyla imza atan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a karşı cephe almaları ve birleşmeleri  nasıl bir akılla açıklanabilir.? 

CHP’ nin iktidar olduğu dönemlerde yaşananlar bellidir.1974 Koalisyonunda ise Erbakan Hocanın basiretliliği ile koalisyon bir miktar yol almış ve Müslümanlar akıllıca hareket etmişler fakat batı taklitçisi bu partinin iftira ve çamur atmaları hiç bitmemiştir. Her zaman şer ittifakı diye anılan ve Türkiye için hayırlı bir çivi çakmayan bu zihniyetin kucağına gitmek size ne kazandıracak soruyorum?   Eleştirdikleri Milli Görüş davasını bizzat kendi elleriyle gömenlerin başkalarını suçlamaya hakkı olabilir mi? Milletimiz elbet bunu görecektir. AKPARTİ sayesinde bugün ülkemizde daha demokratik hale gelen bir yapıyla özgürlüklerin tadını çıkaranlar hala ona Tek Adam gözüyle bakıp haksız suçlamalarda bulunuyorlarsa bunlar ya Türkiye’de yaşamıyorlar, ya da Cumhuriyet tarihinin tek adam maceralarından kasıtlı bihaber yaşıyorlar.

Ben inanıyorum ki; 24 Haziran,15 Temmuz gibi milletin alnının akıyla çıktığı bir milat olacaktır. Hayr olur inşallah.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık