• 09 Aralık 2017, Cumartesi 9:34
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

TÜRK- AMERİKAN İLİŞKİLERİ (1)

Sizleri bu cumartesi sabahı en güzel duygularımla ve Rabbimin selamı ile selamlıyorum. Yazımıza ulaşan, okuma mutluluğuna vasıl olan/olmayan herkese bu güzel ülkemizin naif ikliminden Mevlana Diyarından hayırlı günler diliyorum.

Kapitalizmin bayatlamış numaralarıyla sözde dost, ittifak müttefik kelimeleriyle Ülkemize şirin gözüken, yüzüne gülen ama gerçekte islamın en büyük düşmanı olan bu habis ruhlu yönetim cellâtları hiçbir zaman bizlere kendi lisanlarında ne demokratik davranmışlar ne de bağlı oldukları ettiklere anlaşmalara sadık kalmışlardır.

Gerçek yüzlerini Ortadoğu cenderesinde Türkiye yanında değil de menfaati gereği kendi kurup destekledikleri finanse etikleri besleyip büyüttükleri ve kendi adlarına Ortadoğu’da müstemleke rüyasıyla yatıp kalktıkları binlerce Tır dolusu ağır silah ve mühimmatı gözleri dönmüş PKK terör örgütlerine yatırmaları onların hem Ortadoğu’daki uzun vadeli beklentilerini bu terör örgütü üzerinden gerçekleştirmelerini sağlatacak hem de büyüyen ve artık onlara göre sözlerini dinlemeyen bir Türkiye’ye ders vermek olacaktı.

Nasıl olurda kendilerinden izin almadan hele madalyonun diğer yüzündeki sömürü tandanslı rakipleri Rusya’dan Türkiye “S-400 ‘leri” satın alabilirdi?  

Zaten öteden beri bir tarafta kucağına aldıkları İngiliz Amerikan ortak yapımı piç yavru bebek İsrail ile ilişkilerini bu coğrafyada; tüm bölge ülkelerine adeta göz açtırmama ve kendilerine bağımlı kılma zaruri felsefesi boyutunda yürütmeye çalışırlarken, diğer tarafta ise hiç beklemedikleri bir anda artık Ortadoğu coğrafyasında bir misyonun yüklenicisi ve devamcısı olarak Osmanlı Mirası üzerinde yeniden kendi değerleriyle buluşan ve yeniden kendi değerlerine kavuşma ümidi ile yanıp tutuşan yeni imajlı ve ilk hedefi 2023 olan bir Türkiye bulmaları onların nevirlerinin dönmesine ve hesaplarının alt üst olmasına sebebiyet vermiştir. Öyleyse bu Türkiye’yi mutlaka cezalandırmak gerekliydi ve bunu da kendileri doğrudan değil de,  içerdeki işbirlikçi hainleri üzerinden sert bir operasyonla yapmaları lazımdı.

Nitekim yaptıkları her hamlenin milli bir duruş duvarına toslaması onarlı iyice şaşırtmıştı. Milletimizin 15 Temmuz ruhuyla kazandığı dik duruşu sabırla sürdürmeleri ve geleceği önemli olan 2019 seçimlerine hazırlanmaları ve bilhassa Sayın Bahçeli’nin Hükümetin yanında adeta ona bir nefes kadar yakınlığı tüm oyunları bozdu bize atılmak istenen tüm zincirleri kırmamızı sağladı.

Bugün Zar rap denilen şarlatan üzerinden önce sanıkken sonra birdenbire tanık konumuna getirilip Fetö marifeti ve işbirliği ile hazırlanan belgeler üzerinden güçlü bir operasyona kalkışanlar Almanya üzerinden yine Fetöcü hainler ve bürokratlar eliyle sahte belgeleri ortaya dökerek Türk kamuoyunu yıkmaya ve sindirme politikaları ile Sayın Cumhurbaşkanımızı yıpratma, belki istifa ettirme hatta 2019 yılında seçtirmeme gibi hayal ve emelleriyle, sürekli ekonomi üzerinden şer güçleri harekete geçirip uluslararası ekonomi örgütleriyle işbirlikçi tavırlarını yürüterekten ve yedi düvel işbirlikçi saldırılarını kesintisiz sürdürürlerken içerde de; hiçbir zaman halkının ve değerlerinin yanında olmamış, milli olan ne varsa hepsine düşman bir zihniyetin yani İttihat ve terakkicilerin takipçileri olan ana muhalefet partisi elemanlarına da içerden baskı kurdurup, Fetö tandanslı naralar atmaları ve belge diye ortaya bir şeyler dökmeleri istenmiştir. Bunların hepsi de ortak düşman olarak kendilerine başta Sayın Cumhurbaşkanımızı ve Türkiye’yi almışlardır. Uydu bir ülke haline getirme sevdasıyla yanıp tutuşan batı öngörülü bir ana muhalefet ise ne pahasına olursa olsun Tayyip gitsin aymazlığı içerisinde gözü dönmüş arena boğaları gibi saldırgan tutumlarına ve bir Amerikalı ağzıyla bazen bir Alman ağzıyla konuşmaya devam etmektedirler. Türkiye’yi küçük düşürme ve hedefleri olan 2023’ten ve sonraki milli hedeflerinden ayırma gayreti olduğu konusunda artık Ülkedeki ana muhalefet ile batıdaki Amerikan Alman ve diğer şer güçler birlikte mutabık kalmışlardır.  

Türkiye yeni bir kurtuluş savaşının içindedir. Bize düşen bin yıllık kardeşlik dokusunu muhalefetin aymaz tutumuna rağmen sağduyulu davranıp tüm halkımızla birlikte sürdürmektir. Ana muhalefet ise batılılarla işbirliği ve kanunlara aykırı olarak ileri sürdürdüğü, toplumu kandırdığı sahte belgelerin faturasını mahkeme kapılarında hesap vererek ödemelidir. Adil Türk yargısı hesap sormalıdır bence.

Türkiye Sarraf mıdır Zar rap mıdır ne idiğü belirsiz bu soytarının gidişine de ve diğer gelişmelere de hazırlıklıydı. ABD hukuk sisteminin uluslararası hukuka aykırı olduğunu gözler önüne serdik. Bize ambargoyu deldiniz diyenler İranla olan ortak ticari ilişkilerimizin anlaşma boyutlarını nasıl görmezden gelirler. ABD bize yönelik bu hareketiyle bizi boğmak istiyor ama bilmiyor ki; biz onun bu sorgulama ve jandarma hevesinin sorgulanmasının diplomatik, ticari, hukuki ve ahlaki zafiyetlerle dolu hatta dopdolu olduğunu birinci ağızdan gözlerinin içine baka baka dünya kamuoyuna ve BM’ye haykırmaya başladı. Türkiye’nin ABD’deki sahtelikleri başlatan ve düşmanlık besleyenlere karşı yakalama emri çıkarttırması sadece dünya kamuoyunu değil bizim iç piyasayı da etkilemiş kısaca ağzımız bir karış açık kalmıştır. Neden bugüne kadar bizim ülkemiz böyle bir uygulamayı yaşamadı ve gücünü gösteremedi de ondan.
ABD yönetimi resmen hukuksuz ve eşkıyadır. Coniler Suudi ailesi ve BAE vasıtasıyla önce Katar’a ambargo koydurup hizaya getirme istemiş ama Türkiye’nin Katar’ın yanında yer almasıyla iflas etmişlerdir.17-25 Aralıkta küresel pisliğin başında olan Amerikan Derin Devleti CİA ve diğer batılı işbirlikçileri her halükarda elleri boş kalacak ve bu arada Ortadoğu’nun masum insanlarının katili olarak anılacaklardır.

Küresel sermayenin içerdeki ana muhalefet işbirlikçileri ile dışarıdaki taşeronları ve coniler yine elleri boş bomboş kalacaklar yine hak gücün karşısında galip gelecektir.

Amerikan bürokrasisi ve derin devleti cinnet geçirmiş bir vaziyette kendilerine ihanette işbirliği yapanlara da yeri gelecek sırtlarını dönecekler, çünkü az kaldı hepsinin foyası çıktı açığa ve dünya kamuoyunun yüzüne asla bakamayıp rezil rüsva olacaklardır.

Kapitalizmin pis cenderesinde kazan kaynatan coniler yaptıkları bugüne kadar ki ölüm kusan makinelerinin terkisinde domuzluklarının bedelini elbet ödeyeceklerdir. Bunu ödetecek olan Ülkede TÜRKİYE’DİR evvel Allah.

Zafer Allah’a inanan Müslüman kardeşlerin yani biz ümmetin olacaktır. Umarım insanlıkta bu keşmekeşlik ortamında üzerine düşen dersi alır ve islamafobi saçmalığından kurtulur.(devam edecek)

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık