• 31 Ekim 2015, Cumartesi 0:00
YUSUFERDOĞAN

YUSUF ERDOĞAN

TAŞ ATAN ÇOCUKLAR (4)

İşte tüm her şeyi ile ortada olmasına rağmen, her şeyi ile iflas eden, dini değer ve kutsala düşman, toplumsal düzenini yıkıcı, terör odaklı ve her şeyi madde eksenine oturtup maneviyi/metafiziği reddeden, dünyayı ekonomik üretim /tüketim ve sınıfsal bir yaklaşımla değerlendiren, kişi mülkiyetine karşı, her şeyi tamamen devlet kontrolüne alan, tüm üretim araç ve gereçler ne varsa devlete ait olan ve her şeyi kadındâhil ortak bir mal olarak gören, insanlara ürettiğince değer veren ve ona makine ile eşdeğer kabul eden bu bozguncu Yahudi’nin fikirlerine bugün ülkemizde de kurtarıcı gözüyle sarılanlar mevcuttur. Bunlar bozuk fikirlerini; açık ya da gizli din düşmanlığı yaparak/mezhep ve tarikat kavgalarını kışkırtarak/yazı, roman ve Şiir’de, karikatür de sistemli  ve maksatlı olarak işçi ve köylünün    sefaletini mübalağalı bir şekilde ortaya koyarak/Film, sanat, tiyatro vb. Etkinlikler de özellikle sol eğilimli diye tabir edilen kesimleri övgülü destekleyerek/öğretmen, profesör, parti başkanı gibi kitleleri   elinde tutanlara sempatik görünüp yaklaşarak/Sendikalara, gençliğe ve derneklere ve sanat birlikleri  ne şirin görünerek/işçi-işveren arasında daima anlaşmazlık çıkararak/Her milli varlığı yıkmaya çalışarak, gerçek niyetlerine ulaşmayı amaç edinirler. Hem de özellikle Atatürkçülük maskesini kullanarak. En tehlikeli insan kimdir? Bilir misiniz söyleyeyim. “En tehlikeli insan, ahlaksızlığı benimsediği halde, ahlaklı görünen insandır. Size, başkasını kötüleyen sizi başkasına kötülemeye yatkındır. Herkesin gözüne girmeye çalışan, sonunda tüm gözlerden düşer. Sözlerle ve davranışlarla çevreye yaranmaya çalışmak, kimliği netleşmiş vicdanın işi değildir ”diyor. Muhammed Bozdağ. Yine Mevlana Hazretleride diyor ki; “İnsanların çoğu insan yiyicidir, Onların selam vermelerine pek emin olma.”

                Hele, bizim meşhur medyamız, basınımız halkın inanç ve değerlerine savaş açma konusunda öyle ileriki kimse ellerine bu konuda su dökemez. Basın özgürlüğü adı altında malum kesimlere yaranmak için yeri gelir kışkırtıcılık yapmaktan bir an bile geri durmazlar. Halkın inançlarıyla alay ederler.    İşte sizlere bunlardan bir kesit, hafızalarınız tazelensin diye….Dikkatle okumanızı ve düşünmenizi  özellikle belirtmek istiyorum.

                -“Şunu bilhassa belirteyim: Cahilden bir şey çıkmaz… Çıksa çıksa peygamber çıkar…”Orhan Kemal.  Ant Dergisi.  12 Mart 1968 No:63 S.4

                -“Deniz Gezmiş’i belki tanımazsınız. Uzun boylu, dal gibi genç bu. Gezmiş, namuslu, devrimci,    heyecanlı, bir genç. İşgal hareketlerine katılmış, polisten dayak yemiş, çöp yemiş, gık dememiş. Birnamussuz düzenin değişmesi için çırpınmış. İlhan Selçuk. Reform Yerine Ceza. 3 Eylül 1969,Cumhuriyet.   

                -“Ben şahsen komünizmin vatan ihaneti falan olmadığını kaç defa mecliste söyledim. Komünizm, kesin olarak emekçi sınıfının diktasından yanadır.” Çetin Altan. Akşam 16 Ekim 1968.

                -“Milli kurtuluş savaşımızı, Gazi Mustafa Kemali, iyice anlamak için muhakkak 1917 olaylarını,    Marks’ı, Engels’i, Lenin’i iyi bilmeliyiz.”  İlhan Selçuk. Marks ve Lenin Yasağı. 10.06.1968 Cumhuriyet.    

                Yine şu ifadelerde bir siyasetçimizin sözleridir.(ismini söylemiyorum),”Türk Solunun yahut Sosyalizmin her türlüsü Marksizm’e dayanmaktadır. Demokratik Sosyalizm de yahut Sosyal Demokrasi de, Marksizm’e dayanmaktadır. 4 Şubat 1971 tarihli ULUS Gazetesi.

                “Gerilla güzel ve kahramanca bir şeydi. Fakat ülkemiz de egemen sınıflar korku içinde sık sık gerilladan laf etmekle, gerillayı eşkıyalık, haydutluk, soygunculuk diye karalamaya koyuldular. Doğan Avcıoğlu. DEVRİM 9 Mart 1971.

                “Mücadele de bizi de yanınızda bulacaksınız. Mücadelemiz sırasında hükümeti ve Üniversite’   yi de karşınızda göreceksiniz. Sizi bu köhneleşmiş üniversite de okuduğunuz halde devrimci olmanızdan dolayı kutluyorum.” Çetin Özek. İ.Ü.Hukuk Fak. Deki; DEV-GENÇ Formundaki konuşması. Yeni Gazete.    27 Ocak 1971.

                -“Biz mademki devrimciyiz. HO’nun devrimciliğinden bir şeyler kapmak gerek. Devrim hepimizin kanına işlemiş. TürkkayaAtaöv. S.B.Fak.’de yapılan “HoŞiMenh’i anma toplantısındaki konuşması.     7 Eylül 1969.

                -“Son olarak ta yine basınla ilgili Fransa’da Basın Rezaletleri. Yahut Fransa’yı çökerten Dördüncü Kuvvet’in Yazarı, Pierre Lzareff’e kulak verelim. Çeviri Şevket Rado. Üniversite Kitabevi İstanbul.1945 S.4.  “Dışarıdan düşmanların idare ettikleri oyun, ince ve şeytani idi. Fakat bu oyuna ileri de paraları üzerine titreyenler, iktidar mevkiine susayanlar, bütün hasetçiler, kıskançlar, kabiliyetsizler ve alçaklar kapıldılar…”

                Ben bütün sözlerin yorumunu sizlere bırakıyorum. Vicdanlarınıza havale ediyorum. Ve diyorim ki; düşünün. Lütfen iyi düşünün. Kimler bu oyunun içindedirler. Kimler dışında. Yani Aysberg gibi.(görünenler, gizlenenler, gizleyenler) işin garip tarafı gerçek niyetler gizlenir de, söylemler hep Atatürk merkezli mesajlarla iletilmeye çalışılır. Sonra da insanlar takiyye yapıyorsun diye suçlanmaya kalkışılır. Bir kurban Bayramında bir arkadaş Liberya’ya gönüllü kurban kesimi ve dağıtımı için gitti. Dönüşünde dedi ki; “Bizim Ülkemiz gibisi var mı? Gözünü seveyim buranın. Orda insanlar kabile hayatında. Kanun yok. Nizam yok. Düzen yok. Yemek yok. Elektrik yok. Yol yok. Yani yok oğlu yok. Batı tamamen sömürüsü altına almış. Bir beyaz adam gördüler mi onu eğilerek selamlıyorlar. Hâlâ orda Beyaz tenli efendi. Kendileri köle muamelesinde. Bu onların kafasına iyice yerleşmiş. Batının kuklası haline getirilmişler. Şahsiyet diye bir şey kalmamış”. Dedi. Oralarda sürekli iç savaşlar yaşanır, kimisini Avrupa destekler, kimisini Rusya destekler. Satılan silahlar ve onların kanından beslenen zihniyet. Askeri İdareler sürekli el değiştirir, sürekli iç savaşlar yaşanır. Öz kaynaklar bir hiç yüzünden silahlara yatırım yapılarak devamlı tüketim bağımlısı haline getirilir. Yiyecekleri yok fakat çeşit çeşit silahları boldur. Bu iç savaşlar yıllardır böyle sürüp gider. Peki, olan kime olur. Zavallı Halka, açlıktan ölmeler ve önü alınamayan kıtlıklar.

                Ha sahi aklıma geldi. Türk Âleminin en büyük düşmanı komünizmdir. Her görüldüğü yerde ezilmelidir. Bu söz; Atatürk tarafından söylenmiştir değil mi?

                Eskimeyen değerlere sahip çıkmanın yanı sıra, yeni değerler de üretemiyorsak, görevimizi yapmış sayılmayız.

                Haydi Elele. Bu gemide hepimiz varız. Bu Ülke bizim. Kendi sorunlarımızı kendimiz hallederiz. Buna gücümüzde yeter, kültürümüz de mevcuttur. Açılımın bir anlamı da inkişaf tır. Yanikeşfetme. İsterseniz işe önce kendimizi keşfetmekten başlayalım, yani “Gönül İnkılabınıbaşlatalım, hemenşimdi. Taşıdığımız tüm kötü fikir ve düşüncelere dur diyelim, kendimizi onlardan arındıralım. Restleşmek, sertleşmekyerine dertleşelim. Bu kötü oyunu bozalım. Kimseye fırsat vermeyelim. Ve özellikle de çocuk ve gençlerimizi ihmal etmeyelim. Yabancı ve Kötü fikirlere karşı kendi inanç değerlerimizi, sahiplenerek, onlarıkoruyalım. Eğer Ülkemizi seviyorsanız. Varmışınız, Lütfen iyi düşünün.

                Âcizane Diyorum ki;

                Bir gönül ki; Merhabader, muhabbetle kucaklar,

                Huzur verirhaliyle, İşlemez ona tuzaklar.

                Ruh ve bedenin eğitimi, dini ve milli terbiye,

                Bir de İktisaden kalkınma, taş atmaz sana çocuklar.

  Herkese en iyi dileklerimle selamlarımı iletiyor, muhabbetle kucaklıyorum.(Asla Riya Yok) Saygılar:…

Not: Bu Pazar günkü seçimler “Gazze ile Tel Aviv arasında” bir seçimdir. Dikkatinize sunar hayırlar dilerim.

 

                                                                                             

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık